Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı, 12 Mayıs’ta 3’üncüsü düzenlenecek Sosyal Etki Zirvesi öncesinde Nasıl Bir Ekonomi YouTube kanalında sorularımızı yanıtladı. Adalı, sosyal etkinin artık iş dünyası için bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgularken, “Sürdürülebilir iyilik, toplumun ortak sorumluluğu” dedi.
Sosyal Etki Zirvesi üçüncü yılında 300 paydaşıyla sahneye “Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” ile çıkıyor. 12 Mayıs Salı günü İş Sanat’ta düzenlenecek zirve, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü, sanat dünyasını ve akademiyi bir araya getirecek.
Türkiye’nin alanındaki en büyük zirvesini üçüncü yıl da ilk günkü heyecanla düzenlediklerini söyleyen Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı, Nasıl Bir Ekonomi YouTube kanalında katıldığı özel röportajda zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sosyal Etki Zirvesi’nin ortaya çıkış hikayesini, yıllara yayılan gözlemlerine ve sivil toplum deneyimine bağlıyor. 2004’ten bu yana farklı alanlarda edindiği birikimin zirveye dönüştüğünü anlatan Adalı, “Bu bir anda yazılmış bir proje değil. Hayatın içinden süzülen bir ihtiyaçtı” diyor. Bankacılıktan hizmet sektörüne, turizmden girişimciliğe uzanan kariyerinin kendisine toplumun farklı katmanlarını gözlemleme fırsatı verdiğini belirten Adalı, özellikle iş gücü ve sermaye arasındaki dengesizliklerin bu sürecin temelini oluşturduğunu ifade ediyor. “Eşitsizlikler karşısında hiçbir zaman ‘bana ne’ demedim. Çözebildiğim yerde çözüm ürettim, çözemediklerimi ise hep aklımın bir köşesinde tuttum” diyen Adalı, Sosyal Etki Zirvesi’nin bu birikimin sonucu olduğunu söylüyor.
STK’LAR YAN YANA GELİYOR ORTAK PROJELER GELİŞTİRİYOR
“Eşitsizliklerden eşitlik arıyoruz” mottosu olduğunu hatırlatan Adalı, zamanla bu yaklaşımın “birliktelik” ve bugün gelinen noktada “dayanışma kültürü” ile tamamlandığını ifade ediyor. İlk zirvede tüm sivil toplum kuruluşlarına davet gönderdiklerini belirten Adalı, “Kim gelir, kim gelmez diye düşünmedim. Girişimcilik biraz da denenmemişi denemektir” diye konuşuyor. İlk yıl 800 kişilik katılımla başlayan zirvenin, bugün daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurguluyor.
Zirvenin yalnızca bir etkinlik olmadığını, sonrasında oluşan etkileşimlerin ve iş birliklerinin de en az etkinlik kadar önemli olduğunu belirten Adalı, “Birliktelik artık daha fazla hissediliyor. STK’lar yan yana geliyor, ortak projeler geliştiriyor” diyor.
Adalı’ya göre sosyal etki alanında en büyük sorunlardan biri, aynı başlıkların sürekli konuşulmasına rağmen yeterli ilerleme sağlanamaması. “Şeffaflık, eşitlik, kadın… Bunları sürekli konuşuyoruz ama neden ilerleyemiyoruz? Ben bir iş insanı olarak sorun çözmek için çalışırım, sorunları sürdürmek için değil” diyen Adalı, sosyal etki projelerinde somut sonuçların daha fazla önemsenmesi gerektiğini vurguluyor.
İş dünyasının sosyal etkiyi yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınma aracı olarak görmesi gerektiğini belirten Adalı, “Ürettiğiniz şeyin karşısında bir insan var. O insanın varlığı ve refahı olmadan ekonomi de sürdürülemez” ifadelerini kullanıyor.
GENÇLER VE EĞİTİM VURGUSU
Toplumsal dönüşümün temelinde eğitimin yer aldığını söyleyen Adalı, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Bu kapsamda başlattıkları “Kültürel Önyargılar Gençlik Zirvesi” ile gençlerin toplumsal konularda daha aktif rol almasını hedeflediklerini belirten Adalı, “Gençler sadece teknolojiyle değil, toplumla da bağ kurmalı” diyor. Sosyal Etki Zirvesi’nde de “Gençler Konuşuyor” başlıklı özel bir bölüm yer alacağını aktaran Adalı, gençlerin sürece dahil edilmesinin kritik olduğunu ifade ediyor.
ZİRVENİN MOTTOSU: DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ
teması “Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” olarak belirlendi. Adalı’ya göre bu kavram, önceki yılların doğal bir devamı. Adalı, “Şeffaflık ve kapsayıcılık tek başına yeterli değil. Bunların bir amaca hizmet etmesi gerekiyor. O amaç da dayanışma kültürü. Çünkü gerçek dönüşüm ancak birlikte hareket edince mümkün” şeklinde konuşuyor.
12 Mayıs’ta neler olacak?
Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Sosyal Etki Zirvesi, 12 Mayıs’ta İstanbul Levent’te İş Sanat’ta gerçekleşecek. Zirvede konuşmaların yanı sıra müzik ve canlı sanat performansları da yer alacak. Adalı, zirvenin farklı disiplinleri bir araya getiren yapısına dikkat çekerek, “Hayatın içinde ne varsa sahnede de o var. Sanat, müzik, duygu… Hepsi bir arada” diyor. Konuşmacılardan özellikle samimiyet beklediklerini vurgulayan Adalı, “Yaptık demek yetmez. Yapamadıklarımızı da konuşmalıyız. Gerçek dönüşüm ancak şeffaflıkla olur” ifadelerini kullanıyor. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile açılışı yapacaklarını ifade eden Adalı, şunları söylüyor: “Zirvemiz için kayıt zorunluluğu var. Kayıt yaptıran herkesi zirvemize bekliyoruz.”
“Erkeklerle konuşmadan eşitlik olmaz”
Münteha Adalı’nın dikkat çeken projelerinden biri de “Erkekler Konuşuyor” serisi. Adalı, toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarında erkeklerin sürece yeterince dahil edilmediğini düşünüyor: “Kadınların konuşması tek başına çözüm getirmiyor. Erkeklerin de bu sürecin parçası olması gerekiyor. Erkeklik kültürü dediğimiz yapı, aslında erkekler üzerinde de baskı oluşturuyor. Bu yüzden onları da özgürleştirmeden gerçek bir eşitlik mümkün değil.”