Fransız filozof Gilles Deleuze’ün “kontrol toplumu” kavramı, dijital çağın gözetim düzenini anlatıyor. Algoritmalarla bireyler, özgür olduklarını sandıkları dünyada sürekli denetlenir.
Fransız yazar ve filozof Gilles Deleuze katıldığı bir söyleşide, kendisi gibi Fransız çağdaşı Michel Foucault’ya atıfta bulunarak şöyle der:
“… İki toplum biçimini analiz etmiştir. Bir tarafta hükümranlık toplumu diye adlandırdığı topluluklar, diğer yanda disiplin toplumu diye adlandırdıkları. Disiplin toplumu diye adlandırdığı toplumu da geride bırakmaya başladığımızı söylüyordu. Disiplin toplumları Foucault’ya göre kapatma merkezlerinin varlığı ile tanımlanır; hapishane, okul, atölye, hastane… Disiplin toplumunun bunlara ihtiyacı vardır. Sanılanın aksine disiplin toplumlarının sonsuza kadar sürmeyeceğini de belirtir.”
Yararımızı gözetenlerin “kapatma merkezleri”ne ihtiyacı yok
Bu noktada bir ekleme yapar Deleuze ve der ki, “Tabii çok uzun yıllardır varlığını sürdüren disiplin toplumunun her tür tortusuyla hâla karşılaşıyoruz. Ama biliyoruz ki içinde olduğumuz toplum başka bir toplum. Bununda şu şekilde adlandırmak gerekir: Kontrol Toplumu.”
Peki, nedir ona göre kontrol toplumu?
Bizim yararımızı gözetenlerin artık “kapatma merkezleri”ne ihtiyacı yok. Şimdiden hapishaneler, okullar, hastaneler sorgulanır oldu. Misal; “tedavi hizmetleri eve taşınsa nasıl olur” ya da “okul bu çağda gereklilik mi? Uzaktan eğitim çok daha efektif değil mi?” soruları ortalıkta dolanıyor. Bu tartışma konularını ciddiyetle takip etmek gerek. Bir süre sonra, mesela okulla mesleği bir arada yürütmek daha istenir bir şey olacak.
Kontrol toplumunda mesai asla bitmez
Disiplin toplumlarında bir kurumdan çıktığınızda o kurumun gözetiminden (görece) kurtulurdunuz. Misal, fabrikadan çıkınca evde işçi kimliğiniz askıya alınırdı.
Kontrol toplumunda ise mesai asla bitmez. Bilgisayarlar, algoritmalar, şifreler, kredi kartları ve dijital kimliklerle donatılmış bu yeni düzende insan, bölünmez bir “birey” olmaktan çıkıp veri parçacıklarından oluşan bir “bölüntü” ye dönüşür. Fabrikanın yerini şirket, okul eğitiminin yerini ise ömür boyu süren, bitmek bilmez performans testleri ve sürekli eğitim alır. İnsanlar artık parmaklıklar arkasına kapatılmaz akıllı cihazlar, dijital ayak izleri ve görünmez algoritmalar sayesinde özgürce dolaştıklarını zannettikleri açık bir denetim alanında, kendi rızaları ile kesintisizce takip edilirler…
Alın bakalım bu hafta sonu için size, Felsefe ve Bilim Topluluğu’nun da katkısıyla bir tartışma konusu. Önümüzdeki hafta da sosyal medya ve yapay zekâ üzerinden “sanrı toplumu”nu konuşuruz.