Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirildi. “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla düzenlenen zirvede, üye ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik ve stratejik işbirliğinin derinleştirilmesi öne çıktı. Türkiye, dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralırken liderler ortak bildiriye imza attı. Zirveye, damgasını vuran bir önemli gelişme, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan soğukluğun yansıması oldu.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine rağmen Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmaması, iki ülke ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilimin henüz giderilemediğini ortaya koydu. Ankara’nın tansiyonu düşürmek amacıyla attığı adımlara rağmen Aliyev’in zirveye gelmemesi, Bakü’nün mevcut rahatsızlığını sürdürdüğünün işareti olarak değerlendirilebilir.
Ankara’nın tavizi gerilimi gidermedi
İki ülke arasındaki gerilimin arka planında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda okullarda başörtüsü yasağına ilişkin yaptığı açıklamalar bulunuyor. Erdoğan’ın sözleri Türk yetkililer tarafından Azerbaycan’a yönelik olarak tanımlanmasa da Bakü’de, Azerbaycan yönetiminin eğitim kurumlarında kıyafet kurallarını sıkılaştırma kararına dolaylı bir eleştiri olarak algılandı. Aliyev’in 2 Ekim’deki açıklaması ise Türkiye’ye, Azerbaycan’ın içişlerine müdahale edilmemesi yönünde açık bir mesajdı.
Bu tartışmanın ardından, başörtüsü düzenlemesini eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınması, Ankara’nın Bakü ile ilişkilerde gerilimi azaltmak için attığı önemli bir adım oldu. Ancak Aliyev’in zirveye katılmaması, bu adımın ilişkileri normalleştirmeye yetmediğini gösterdi.
Bakü, artık eşit ortaklık istiyor
Karabağ’da 2020’de elde ettiği askerî zafer ve sonrasında güçlenen bölgesel konumu, Azerbaycan’ın dış politika yaklaşımını da değiştirdi. Bakü artık Türkiye ile ilişkilerinde tarihsel yakınlığın yanı sıra kendi bölgesel ağırlığının ve bağımsız karar alma iradesinin tanınmasını istiyor. İsrail’le stratejik ilişkileri, enerji ortaklıkları ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle geliştirdiği temaslar, Azerbaycan’ın dış politika seçeneklerini çeşitlendirdiğini gösteriyor.
Ankara’nın ise ekonomik ilişkiler, enerji işbirliği ve bölgesel dengeler nedeniyle Bakü ile karşı karşıya gelmekten kaçındığı anlaşılıyor. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye yılda 30 milyar metreküpe kadar doğal gaz sevk edildiğini hatırlatması, enerji ilişkilerinin yalnızca Azerbaycan’a bağımlı olmadığını da ortaya koyuyor.
İki ülke arasındaki yakınlık, “iki devlet, tek millet” sloganıyla ifade ediliyor. Ancak bu ilişkinin sürdürülebilirliği, tarafların birbirlerinin içişlerine müdahale etmemesi kadar karşılıklı eleştiriye de tahammül edebilmesine bağlı. Aliyev’in Ankara’daki zirveye katılmaması, bu açıdan diplomatik bir protokol meselesinin ötesinde, iki ülke arasındaki güç ve beklenti dengesinin yeniden sorgulanmasını gerektiriyor.