HALİL KAYA - InfoTelica Bilgi Teknolojileri Başkanı
Şirketlerin elindeki verilerin yaklaşık yüzde 80’ini e-postalar, sözleşmeler, taranmış belgeler, çağrı merkezi notları ve benzeri yapısal olmayan veriler oluşturuyor. Ancak bu veriler, yıllardır sunucularda adeta “dijital çöp” gibi bekliyor ve neredeyse hiç analiz edilmiyordu. Bugün, yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) sayesinde, bu durum değişiyor. Artık, daha önce kullanılmayan bu verileri analiz edebiliyor ve doğru değerlendirdiğimizde şirket cirolarında yaklaşık yüzde 25’lik bir artış sağlayabiliyoruz.
Peki, bugüne kadar ne yapıyorduk? Şirketler onlarca yıldır kararlarını raporlara, tablolara ve SQL sorgularına bakarak alıyordu. Yani daha çok satır ve sütunlara sığan, düzenli veriler üzerinden hareket ediyordu. Oysa IDC ve Gartner’ın tahminlerine göre, kurumların ürettiği verilerin yaklaşık yüzde 80’ini e-postalar, sözleşmeler, denetim raporları, çağrı merkezi kayıtları, görseller ve taranmış belgeler oluşturuyor. Aslında şirketlerin elinde çok büyük bir veri hazinesi var. Ancak bu hazinenin önemli bir bölümü bugüne kadar yeterince analiz edilmedi ve ekonomik değere dönüştürülemedi. İşte, yapay zekâ, tam da bu noktada devreye giriyor. Daha önce göz ardı ettiğimiz, anlamlandırmakta zorlandığımız bu verileri, analiz edebiliyor, içlerinden önemli bilgiler çıkarabiliyor ve şirketler için somut bir değere dönüştürebiliyoruz. Kısacası, artık yalnızca sahip olduğumuz verileri değil, bugüne kadar kullanamadığımız verileri de işimizin büyümesi için değerlendirebiliyoruz.
Çöp sanılan veriden, ciro artışına
Yapısal olmayan verinin analiz edilmesi, şirketler için yeni bir büyüme alanı açıyor. Bu verileri, yapay zeka ile anlamlandırıp, karar alma ve iş süreçlerine dahil ettiğimizde, şirketlerin toplam cirosunda yaklaşık yüzde 25’lik artış görüyoruz. Müşteri şikayetlerindeki ortak sorunlar, sözleşmelerdeki riskli maddeler, satış görüşmelerinde kaçan fırsatlar, aslında zaten şirketin elinde bulunuyor, ama bugüne kadar okunmadı. Küresel tahminler de, bu potansiyele işaret ediyor. McKinsey Global Institute, üretken yapay zekânın incelenen 63 kullanım alanında küresel ekonomiye yılda 2,6 ile 4,4 trilyon dolar arasında değer katabileceğini hesaplıyor. Nitekim, bu rakamsal değerin önemli bir kısmı, tam da yapısal olmayan verinin, yani metin, belge ve konuşmaların işlenmesinden gelecektir. Örneğin, bir havayolu şirketinde binlerce sayfalık sözleşme, denetim dokümanı ve eğitim içeriği, taranmış belgeler olarak duruyordu. Eski OCR yöntemleriyle bunları işlemek büyük emek gerektiriyordu. Görsel dil modelleri (VLM) ve çok modlu yöntemlerle, bu belgeleri analiz edilebilir hale getirdik. Eskiden saatler süren işler, bugün tek bir soru sormak kadar kolay hale geldi.
Ama önce çöpü ayıklamak gerekiyor
Şirketler, “çöp” sandıkları bir hazinenin üzerinde oturuyor ve bu hazinenin değeri verinin temizliğine bağlıdır. Doğru şekilde temizlenen, sınıflandırılan ve analiz edilen veriler, şirketler için önemli fırsatların kapısını aralıyor. Yapay zeka sayesinde, bugüne kadar göz ardı edilen bilgiler, artık stratejik kararlara dönüşüyor. Verisini doğru yöneten şirketler, müşterilerini daha iyi tanıyor, süreçlerini daha verimli hale getiriyor ve rekabette öne çıkıyor. Unutmayalım ki, gelecekte fark yaratacak olan, yalnızca daha fazla veriye sahip olmak değil, eldeki verinin gerçek değerini ortaya çıkarabilmektir.
Şirketler, “çöp” sandıkları bir hazinenin üzerinde oturuyor ve bu hazinenin değeri verinin temizliğine bağlıdır. Bir diğer konu; eksik, tekrarlanan, tutarsız veya güncelliğini yitirmiş veriler, yapay zekâ çağında şirketler için çok daha büyük riskler oluşturabilir ve kalitesiz verilerin yol açacağı maliyetler birçok şirkette cironun yüzde 15 ila 25’ni bulabilmektedir.