DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, “Türk iş insanı hangi sektörde olursa olsun Çin'de işinin nasıl yapıldığına bakmalı, işbirliği düşünmeli. Sanayi kültürünü kalıcı hale getirirsek, üretirsek marka da satın alırız” diyor.
DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı ve Mıstaçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, ABD–Çin eksenindeki küresel gerilimin Türkiye için bir risk değil, doğru stratejiyle büyük bir üretim fırsatı sunduğunu söylüyor. ABD ile Çin arasında derinleşen ticaret ve teknoloji rekabetin, küresel üretim zincirlerini yeniden şekillendirdiğini kaydeden Mıstaçoğlu’na göre mesele yalnızca bir markanın Türkiye’de üretim yapması değil; ölçek, know-how transferi ve sanayi kültürünün kalıcı hale gelmesi. Mıstaçoğlu’nun tüm sektörler için de bir iddiası var: “Çin rüzgarı ile üretirsek, markaları da satın alırız.”
2021 itibarıyla Singapur merkezli teknoloji markası OMIX'i bünyesine katan ve 2024 yıl sonu itibarıyla Çinli teknoloji devi Oppo’nun telefonlarını üretmeye başlayan Mıstaçoğlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu bir ay kadar önce DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanlığına seçildi.
Mıstaçoğlu’na göre Çin’le ilgili değerlendirmelerde bundan 25 yıl öncesinin ‘ucuz iş gücü’ yargısının değişmesi gerekiyor. “Çinliler çok ucuza üretim yaptıkları Batılı şirketleri aldılar ve ayrıca kendi markalarını da kurdular. Burada önemli bir şey vardı. Üretimi öğrenmek ve onu kaliteli insan kaynağı ile geliştirmek” diyen Mıstaçoğlu, “İnsan emeğiyle yapılan işlerin çoğunda robotik süreçlere geçtiler. Kendi üretim sanayilerini geliştirdiler. Türkiye'nin de bunu yapması lazım. İster Almanya üretelim, ister Çinliye üretelim, yeter ki üretelim. Üretimi yaptıktan sonra emin olun Türkiye'deki sanayiciler üretimde gider markayı da satın alır. Ya da kendi markasını da yaratır. Bu rüzgarı üretimde güçlenip, marka sahibi olmak için
kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor.
400 milyon dolarlık ithal ikamesi yaptı
Kendi deneyimi ile süreci değerlendiren Mıstaçoğlu, şunları kaydetti: “Şu anda Türkiye pazarında üçüncü markayız. Geçen yıl üretimi yetiştirip Turkcell, Vodafone, Türk Telekom gibi operatörlere mal verememiştik, bu yıl full vermeye başladık. Trendyol, Hepsiburada, Amazon gibi online kanallara da açıldık. Şu anda ürettiğimiz OPPO markalı telefonlar Türkiye pazarında sayısal anlamda üçüncü marka oldu. İstanbul Tuzla’daki AGM Teknoloji fabrikasında yıllık 1 milyon adedin üzerinde üretim yapıyoruz. Telefonunun ortalama 400 dolar birim fiyat, yaklaşık 400 milyon dolarlık pazar karşılığı var. Bu pazar daha önce tamamen ithalat ağırlıklıydı. Bugün aynı hacim Türkiye’de üretiliyor. Montaj yapmıyoruz. Anakart dahil olmak üzere üretim sürecinin tamamı Türkiye’de gerçekleştiriliyor. Global bir markanın Kore’de ya da başka bir ülkede gördüğünüz üretim sürecinin aynısını burada görürsünüz. Bu sadece ticari değil, stratejik bir kazanım. Fabrikanın kurulu kapasitesi ise 5,5 milyon adet. Şu an için üretimde yerli–ithal oranı yaklaşık yüzde 25– yüzde 75 seviyesinde. Ölçek büyüdükçe yerlilik oranı da artacak.”
“Benim işim Çin’de nasıl yapılıyor?”
Tüm sektörlerden iş insanlarına bir tavsiyede bulunduğunu da kaydeden Mıstaçoğlu, “Bir iş insanı hangi sektörde faaliyet gösteriyorsa göstersin, Çin’de kendisinin yaptığı iş nasıl yapılıyor diye bakmalı. İşbirliklerini düşünmeli” diyor. Mıstaçoğlu, şunları söylüyor: “Çinliler genelde gidip bir yerde kendileri iş yapmayı seviyor. Avrupalılar için otomotiv ve tedarik sanayinde üretim yaptık. Şimdi artık bir Asya- Pasifik gerçeği var. Burada nasıl üretim yapacağımızı düşünmemiz lazım. Sadece onların bizde yatırım yapmasını beklememek iş birlikleri önermek lazım. Aslında benim kendi deneyimim de böyleydi. Israr ettik, önemli bir üretime imza attık.”
2 bin 500 TIR Türk malı ile Kırgızistan’a yaşam merkezi
Aydın Mıstaçoğlu, sadece Çin ile değil, Türki Cumhuriyetlerle de köklü bağlara sahip. Daha önce Kırgızistan İş Konseyi Başkanlığı yapan Mıstaçoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımız Kırgızistan'a geldiğinde iki ülke arasındaki ticaret hacmi için 1 milyar dolarlık bir hedef koymuştu. Geçen yıl bu rakam 1.5 milyar dolara ulaştı. Bunda bir damla bile olsa rolümüz varsa ne mutlu bize" diyor. Holding, bugün Kırgızistan'daki en büyük Türk yatırımcılarından biri konumunda. Bişkek Park Alışveriş Merkezi, otel ve rezidans projeleriyle ülkedeki yatırım büyüklüğü 200 milyon doları aşmış durumda. Mıstaçoğlu'nun gururla anlattığı detay ise bambaşka: Kırgızistan'da inşa ettikleri 100 bin metrekarelik komplekste kullanılan malzemelerin neredeyse tamamı Türkiye'den gitmiş. Halıdan perdeye, mermerden mobilyaya, jeneratörden elektrik malzemesine kadar her şey... Mıstaçoğlu, "O kompleks için 2 bin 500 TIR malzeme gönderdik Türkiye'den. Sadece nakliyesi 25 milyon dolar tuttu. Çin'den gelen malzemeler yüzde 10-15 daha ucuz olmasına rağmen, bütün malzemeler Türkiye'den gitti" diyor.
“Malına devlet çökerse ben öderim” garantisi
Aydın Mıstaçoğlu'nun Kırgızistan'da yaşadığı bir anı, Türk girişimcisinin risk alma kapasitesini de gösteriyor. Mıstaçoğlu, Bişkek Park AVM'yi yaparken, Türkiye'den büyük bir tekstil markasını da Kırgızistan'a getirmek ister. Ancak marka yetkililerinin aklında soru işaretleri vardır: Mafya çöker mi? Devlet malına el koyar mı? İşte tam bu noktada Mıstaçoğlu devreye girer ve tarihi bir teklifte bulunur: "Malına devlet çökerse, mafya çökerse, ne olursa olsun, tüm zararını ben ödeyeceğim." Marka yetkilisi bu sözü duyunca "Sözleşme yazar mısın?" diye sorar. Mıstaçoğlu'nun cevabı nettir: "Yazarım." Riskin tamamını üstlenen Mıstaçoğlu, o markanın yolunu açar. Bugün o Türk markası, sadece Kırgızistan'da değil, bölgenin en büyük markalarından biri konumunda.
■ “OPPO'YA BU İMZAYI ATTIĞINIZA PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ DEDİM”
Mıstaçoğlu Holding'in Çinli teknoloji devi OPPO ile yolları kesiştiğinde, OPPO Türkiye’deki üretiminden çıkış ve hatları taşıma kararı almıştı. Çinlilerle yapılan görüşmelerde Mıstaçoğlu'nun en büyük kozu, daha önce Kırgızistan'da kanıtladığı "iş bitiricilik" ve "risk alma" kabiliyetiydi. Mıstaçoğlu, o kritik anı şöyle anlatıyor: "Biz üretim için başka bir tesis almıştık. Ancak Tuzla’da OPPO’nun kendi üretimini durduğunu üretim hatlarını taşıyacağını ve Türkiye’den çıkacağını öğrendik. Çin’e gittik kapılarını çaldık. Bu imzayı attığınızda pişman olmayacaksınız' dedim. Türkiye’den çıkmaya o kadar hızlı karar vermişler ki, fabrikaya girdiğimizde hala yarım çay bardakları vardı. Üretim hattı fişi tak çalıştır durumundaydı. Burayı yeniden işleyen bir hale getirdik. Üretim yaptık, süreci sahiplendik ve markayı temsil edecek güçlü bir işbirliğine imza attık. İlk etapta 25 civarında Çinli mühendis, Türk ekibe eşlik etti. Anakart üretiminden 800- 1200 parçanın birleştirilmesine kadar her aşama, Çinli uzmanların denetiminde Türk mühendisler tarafından öğrenildi. A'dan Z'ye full üretim yapıyoruz, montaj yapmıyoruz. Üretim firmamız AGM Teknoloji bünyesinde doğrudan 1000 kişi istihdam ediyoruz. Tedarik zinciri ve yan sanayi etkisiyle birlikte toplam istihdam 2 bin kişiye ulaşıyor. Bugün fabrikadaki Çinli sayısı 6-7 kadar. Fabrikamız her 14 saniyede bir akıllı telefon üretme kapasitesine sahip. Bu hikaye, sadece bir üretim anlaşması değil, aynı zamanda iki ülke arasında teknoloji köprüsü kurmanın da öyküsü.”
