İş dünyamızın en ilham veren girişimcilerinden Cem Boyner, kariyeri boyunca her zaman birkaç adım ilerde yatırımlar yapmayı başaran bir lider oldu. Türkiye’de çok markalı “Department Store” kültürünün yerleşmesinde kritik bir rol oynadı. Boyner ve Beymen markaları aracılığıyla çok geniş hedef kitlelere ulaşan bir iş modeli yarattı. Modern perakendenin, müşteri odaklı yaklaşımın ve deneyim pazarlamasının ön planda olduğu bu yaklaşım çerçevesinde yıllarca markalarının canlılığını korumayı başardı.
Boyner Grup, son olarak “moda, kültür ve yaşam tarzını bir araya getiren yeni nesil deneyim alanı” olarak tanımladığı COMMUNITÉ markası ile yeni bir yolculuğa yelken açtı. COMMUNITÉ, Cem Boyner’in ifadesiyle, kökü Türkiye'de ama kanatları globalde olan yeni bir perakende konsepti olarak büyüyecek. İstinyePark’ta 1800 m2 bir mağazayla doğan marka, bu yıl ikinci mağazasını Galataport İstanbul’da açacak. 2027 yılının ilk çeyreğinde ise Bağdat Caddesi’nde yerini alacak.
Keşif ve etkileşime davet eden bir deneyim alanı
Geçtiğimiz hafta, İstinyePark’ta düzenlenen açılış buluşmasında, Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal ve COMMUNITÉ Üründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sebla Refiğ Devidas, COMMUNITÉ fikrinin doğuşundan hayata geçirilişine kadar olan süreç hakkında bilgi paylaştılar. Boyner, COMMUNITÉ’yi “yalnızca bir mağaza değil; alışverişin ötesine geçen, keşif ve etkileşime davet eden bir deneyim alanı” olarak konumladıklarını ifade etti.
Cem Boyner’in konuşmasında onun iş yapma anlayışını çok açık bir biçimde anlatan şöyle bir ifade vardı; “COMMUNITÉ, geleneksel çok markalı mağazacılık anlayışını geride bırakarak kategori bazlı düzen yerine hikâye, kürasyon ve beklenmedik karşılaşmalar üzerine kurulu bir deneyim sunuyor. Bir moda koleksiyonunun yanında sanat kitapları, bir sneaker’ın yanında tasarım objesi, bir parfümün yanında analog kamerayla karşılaşmak mümkün. Bu yaklaşım, ürünleri kategorilerinin dışına çıkararak yeni anlamlar kazandırmayı ve ziyaretçiyi yeniden keşfe davet etmeyi amaçlıyor.”
Cem Boyner’in Başarı Kodları: Geleceği Kuran 5 Temel Unsur
Hikaye, kürasyon, beklenmedik karşılaşmalar üzerine kurulu deneyimler, yeni keşifler…
Konuşmasındaki bu sözcüklerden yola çıkarak ve yöneticilerin COMMUNITÉ hakkındaki yorumlarını ekleyerek, Cem Boyner’in başarılı liderliğin arkasındaki başarı kodlarını aşağıda özetlemek istiyorum:
- Değişimden korkmamak: “Geleneksel mağazacılık anlayışını geride bırakmak”
Cem Boyner kariyeri boyunca küresel trendleri önceden görebildi ve bu doğrultuda cesur adımlar attı. Marka iş birlikleri, konsept mağazacılık, farklı segmentasyonlarla tüm Türkiye’yi kapsayan iki ana marka yarattı. COMMUNITÉ’de de aynı yaklaşımla, çok iddialı bir giriş yapıyor.
COMMUNITÉ, yalnızca moda ile sınırlı kalmayan; sanat, tasarım, mimari, gastronomi ve dijital etkileşimi bir araya getiren yaşayan bir kültür platformu olmayı hedefliyor. Sürekli dönüşen dinamik yapısı sayesinde, mağazalar yaşayan bir ekosistem sahibi oluyor. Bu devinim, müşterilerin daha sık mağazaya gelmesini sağlayacak renkli bir ortam yaratılmasın zemin hazırlıyor. Cem Boyner yeni nesil mağaza yaklaşımlarını şu cümlelerle özetliyor:
“Artık herkes her şeyi biliyor, herkes her şeyi yapıyor. Teknoloji de herkesin elinde. Sessiz devrim dediğim o. Binlerce marka geliyor.
Biz çok uzun zamandır bunun farkındaydık. Diyorduk ki: bir formatımız var, o formatta takıldık ve değişiklik getirmekte zorlanıyoruz. Çünkü değişiklik getirmek, mevcut müşterinin istediği bir şeyi yapmamak demek. Yani sen mağazanın %15’ini değiştireceğim, yepyeni markalar koyacağım dediğin zaman, o %15’in de iki milyon müşterisi varsa onları da aslında yüzüstü bırakmış olursun. Dolayısıyla bu "emerging" (yeni gelişen) markaların, yükselen tasarımcıların ortaya çıkıp kendilerine ait bir yer bulmaları konusu çok uzun zamandır konuşuluyor ama yapılamıyordu. COMMUNITÉ bu sene 400’ün üzerinde yeni marka getirecek Türkiye’ye ve bunun %70’i ilk defa Türkiye’de satılıyor. En önemli kısmı ise hem Türkiye’de ilk defa hem de bir arada satılıyor olması.”
- Girişimci cesaret: “Bir Mağazadan fazlasını hayal etmek”
Boyner Grup , her zaman modern pazarlama anlayışıyla yeni konseptler, yeni markalar ve yeni mağaza modelleri yaratan bir yapıya sahip oldu. Klasikleşen markalarının özündeki “kalite ve güven” özelliklerini koruyarak, genç kitlelere de erişmeyi ve canlı kalmayı başardı
Cem Boyner’in verdiği bilgiye göre, COMMUNITÉ’ de aynı yaklaşımla günümüzün dinamiklerine uygun olması hedeflenerek tasarlandı. Yalnızca alışveriş yapılacak bir alan yaratmak değil; insanların vakit geçirmek isteyeceği, sosyalleşeceği ve tekrar tekrar geri döneceği bir buluşma noktası oluşturmak hedefiyle yola çıkıldı. Yeni nesil tüketicilerin daha fazlasına sahip olmayı değil, anlamlı bağlar kurabilmeyi önemsedikleri içgörüsü doğrultusunda, yeni bir konsept yaratıldı.
Ne yapmak, ne yapmamak…
Cem Boyner, “disruptive” yani kuralları yeniden belirleyen, değişimden ve var olanı yıkmaktan korkmadan ilerleyen düşünce sistemi hakkında şu yorumu yapıyor:
“Tecrübe neye yarar diye düşününce iki şey diyebiliriz. Bunlardan biri, yaptığın işin aynısını tekrar yapabilecek kabiliyeti kazanmak ya da yaptığını daha iyi yapabilmektir. Ya da bizim tercihimizle, neyi yapmamanın doğru olduğunu görebilmektir. Dolayısıyla biz kariyerimizin bu noktasında, bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık ve İngilizce tabiriyle "disruptive", yani sarsıcı, yeni bir perakende konseptine beraber imza attık.”
- Duyulara, duygulara ve deneyimlere yatırım yapmak: “Hikayeleri biraraya getirmek”
Boyner Grup, Türkiye perakende dünyasında koşulsuz müşteri memnuniyeti konusundaki en cesur ve samimi tavrıyla farklılaşan bir kurum olarak öne çıktı.
İade politikalarındaki şeffaflık markaya duyulan güvenin ve sadık müşteri tabanının artmasında önemli bir rol oynadı.
Lüksü erişilebilir kılarak, gençlerin ve orta gelirli tüketicilerin de markaya korkmadan yakınlaşmasını sağladı. Mağazacılığı bir sahne gibi konumlandırarak vitrinleri, mağaza içindeki dekorları ve genel atmosferi de şov alanları olarak kullandı. Markaları yaşam tarzı sunan unsurlar olarak konumlayarak, bütüncül bir deneyim sundu. Mağaza içindeki dijitalleşme ve e-ticarete yapılan yatırımlar sayesinde markaların dinamizm ve gençlik algısı güçlendi.
Aynı bütüncül yaklaşım yeni markanın da özünü oluşturmaya devam ediyor. COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal, COMMUNITÉ fikrinin doğuşunu şu cümlelerle dile getiriyor:
"Biz COMMUNITÉ’yi bir mağaza olarak değil; bir araya gelme hali, bir his ve insanların buradan bir ürünle değil, bir deneyimle ayrıldığı bir dünya olarak hayal ettik. Bu hayali hayata geçirmek için de önce birbirine güvenen, birlikte çalışmaktan keyif alan ve işini gerçekten seven bir ekip kurduk. Çünkü baştan beri biliyorduk ki burası sadece ürünlerin değil, insanların ve fikirlerin bir araya geldiği bir alan olmalı. Buradaki her marka kendi hikayesini taşıyor. Biz aslında ürün seçmedik; hikayeleri bir araya getirdik. En çok istediğimiz şey ise çok net: Buraya gelen herkesin kendini iyi hissetmesi, ilham alması ve buradan yalnızca ürünle değil bir hisle ayrılması.”
Müşterilerin kendilerini iyi hissetmelerine katıkıda bulunmak amacıyla, COMMUNITÉ mağazalarında gastronomi ve sosyal etkileşime de büyük yer veriliyor. İstinyePark lokasyonunda yer alan Gusina Pizza Bar, Amerikan ve İtalyan mutfağını müzik ve açık hava atmosferiyle birleştirerek günün farklı anlarına uyum sağlayan dinamik bir buluşma noktası sunuyor. Londra ve Dubai’nin ardından İstanbul’da ilk kez Galataport İstanbul lokasyonunda yer alacak Il Gattopardo ise İtalya’nın zengin mutfak mirasını sofistike bir gastronomi anlayışıyla sunmaya hazırlanıyor.
- Esnek ve akışkan bir iş yapma modeli
COMMUNITÉ Üründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sebla Refiğ Devidas da Ural ve Boyner gibi, COMMUNITÉ’nin klasik bir mağaza değil, bir kürasyon ve keşif alanı olduğunun altını çiziyor Mağazanın ürün seçkisini ise şu cümlelerle özetliyor:
“Amacımız ürün satmaktan çok bir kültür inşa etmek. Online ve offline varlığıyla sürekli değişen bir concept store. Seçkimiz Avrupa, Türkiye, Uzak Doğu, Amerika ve Avustralya’dan markaları bir araya getiriyor. Toplamda 400’den fazla marka yer alıyor, yaklaşık yarısı Türkiye’de ilk kez keşfedilecek, yeni ve bağımsız markalar. Kürasyon anlayışımız beklenmedik olanı bulmak. Tokyo’dan Seul’e, New York’tan Los Angeles’a, Londra’dan Kopenhag’a uzanan bir keşif yaptık. Türkiye’de farklı bölgelere dokunduk, yerel üreticiler ve yeni nesil tasarımcılardan özenle seçimler yaptık. Böylece sadece moda başkentlerinden değil, farklı şehirlerden de kendine özgü ve otantik markaları bir araya getirdik.” dedi.”
Her mağazanın kendine özgü dokusu ve farklı koleksiyonları olacak
Cem Boyner yeni markayı yaratma aşamasında, müşterilerdeki değişimi yakından takip ettiklerini ve gelişen trendlere göre formülasyonlar geliştirdiklerini anlatıyor. “Büyük özgürlüklerle yola çıktık ve ortaya gerçekten çok özel bir dünya çıktı. Dünyada geliri sınırsız olmayan ama zevki çok gelişmiş bir müşteri kitlesi var. Bu insanlar logoya değil; tasarıma, kaliteye, hikâyeye ve deneyime para vermek istiyor.”
Boyner’in verdiği bilgiye göre, yakın bir zamanda Milano, Londra, Atina, Madrid gibi merkezlerde de yeni mağazalar açılacak. Ancak, her mağazanın kendi özel bir dokusu ve ürün seçkisi olacak. Yurt dışında yerellik de ön planda olacak. Örneğin Atina mağazasının kürasyonunun %25’i Atinalı satın almacılar tarafından yapılacak. Milano’da da aynı şekilde. “Böylece her şehirde farklı bir COMMUNITÉ olacak. Dubaili bir müşteri Milano’ya gittiğinde aynı şeyi değil, o şehre ait bir deneyimi görecek. Türkiye’deki dört mağaza bile birbirinden farklı olacak. Galataport’taki mağaza %50-60 daha büyük olacak. Her sene %15 marka değiştirmeyi planlıyoruz “diyen Boyner hedeflerini şöyle özetliyor:
“Normalde bir mağazaya senede 10 kez gelinirse iyi sayılır. Biz burada ayda üç ziyaret hedefliyoruz. Çünkü her şey sürekli yenileniyor. 20 gün sonra burada gördüklerinizin bir kısmını görmeyeceksiniz.”
- Paydaş iletişimi
Başarılı bir marka yaratmak için kuruluşun öncelikle tüm paydaşlarıyla olan ilişkilerinde adil, dürüst, kapsayıcı ve eğitici olması gerekir.
Boyner Grup çalışanlarına ve paydaşlarına yaklaşımıyla da ayrışan bir yapıya sahip. Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner’in bizzat ilgilendiği kapsayıcılık ve eşitlik konuları sayesinde, grupta kadın çalışanların ve kadın yöneticilerin oranı hızla artıyor. Topluma ve çevreye yönelik çalışmalarıyla da dikkat çeken Boyner Grup çalışma koşullarına yaklaşımıyla sadece kendi sektörü değil, tüm sektörler için bir “benchmark” sunuyor.
Çalışan memnuniyetinin yüksek olması, doğal olarak hizmet kalitesine ve müşteri memnuniyetine de yansıyor. Uyumla çalışan takımların yaratıcılığı, kuruma karşı olan sadakati ve sonuçta verimliliği de artıyor. Cem Boyner yönetim takımındaki uyumu şu cümlelerle dile getiriyor.
"Polat'la 30 yıllık dostluğum ve 25 yıl beraber iş arkadaşlığımız var. Sebla’nın 20 yıllık iş tecrübesi var; onun da 5 yılı ayrı geçti, 15 yılı benimle. Ben 70 yaşındayım ama 50 yıldan fazla tezgâhın arkasındaydım. Yani sadece burada 100 yılı aşkın bir perakende tecrübesi, bir satın alma ve satış tecrübesi var.”
Azlık değil çokluk ve bolluk bilinciyle iş yapmak…
Kıran kırana rekabetin olduğu, kurumların değişimden korktuğu perakende sektöründe cesur adımlarla ilerleyen Cem Boyner bugüne kadar yaptığının tersini yapmak üzere yola çıktığının altını çiziyor. Felsefelerini ise şu cümlelerle özetliyor:
“Bir işe başlarken iki tercih yapabiliriz; bunlardan bir tanesi bir pastayı bölüşmek için piyasaya girmek. Birisinin %9 payı vardır, siz o payın %15'ini almak istersiniz; aslında toplum için hiçbir şey değişmez.
Zenginleşme olması için bölüşmek değil, bolluk yaratmak gerekiyor. O da yeni bir şey yapmaktan, yeni bir pasta yaratmaktan geçiyor. Yeni bir pasta yarattığınız zaman — ki bizim grubun genetiğinin orada olduğu bilinir; olmayan bir şeyi, yapılmayan bir şeyi yapma konusunda büyük bir heyecan duyuluyor — o zaman gerçekten bolluğu artırıyorsunuz”
COMMUNITÉ’ye iyi ki doğdun diyor. Başarılı ve bolluk dolu nice yıllar diliyorum.