Dr. SAVAŞ YILMAZ
Türkiye’de tasarruf alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla 2003 yılında hayata geçirilen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), yıllardır milyonlarca vatandaşın geleceğini güvence altına almak için önemli bir araç oldu. BES, tasarrufların tabana yayılması ve aynı zamanda finansal piyasalara olumlu etkileri olduğundan önemli bir sistemdir. Katılımcılara yatırdıkları birikimlere ilave olarak %30 devlet katkısı teşviki bulunmakta idi. 7 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile devlet katkısı oranı yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirildi. Bu değişiklik hem bireysel tasarruf sahiplerini hem de finansal piyasaları yakından ilgilendiriyor. Değişiklikle azaltılan bu teşvik sistemin gelişimine katkı sağladı mı? Bu indirim neden yapıldı, ne gibi etkileri olacak ve sistemi nasıl daha etkili hale getirebiliriz? Bu sorulara cevap bulmaya çalışalım.
Değişikliğin arka planı ve nedenleri
BES, Türkiye’de tasarruf oranlarını artırmak ve emeklilik dönemini desteklemek için tasarlanmış bir sistem. Katılımcılar, aylık veya toplu ödemelerle birikim yapıyor ve devlet, bu ödemelerin belirli bir yüzdesini katkı olarak ekliyor. 2013 yılından beri uygulanan yüzde 30’luk katkı oranı, sistemi popüler kılmıştı. Ancak, son yıllarda sıkı para politikasına destek olmak için maliye politikasında bazı tedbirler alınma ihtiyacı, bütçe ve mali disiplin ihtiyacı, bu teşvikin de gözden geçirilmesine yol açtı. BES fonları şu anda 2 trilyon TL’ye (yaklaşık 46 milyar dolar) ulaşmış durumda ve katılımcı sayısı 18 milyona yaklaşıyor. Devlet katkısının büyüklüğü de 250 milyar TL’yi bulmuş durumda.
Bu değişiklik, aynı zamanda otomatik katılım sistemindeki zorunlu BES uygulamalarını da etkileyebilir, çünkü teşviklerin azalması katılımı düşürebilir. Finansal piyasalara bakıldığında, BES fonları piyasaların istikrarı için kritik bir ürün. Fon büyüklüğünün GSYİH’ye oranı Türkiye’de yüzde 5-7 seviyesindeyken, gelişmiş ülkelerde bu oranlar çok daha yüksek. Peki, %30’luk teşvik BES sistemini yeterince büyütebildi mi?
Uluslararası karşılaştırmalar:
Gelişmiş ülkelerdeki örnekler
Emeklilik fonlarının GSYİH’ye oranı, bir ülkenin tasarruf gücünü yansıtan önemli bir göstergedir. Son küresel raporlara göre, bu oran bazı gelişmiş ülkelerde GSYİH’yi bile aşıyor. Özellikle BES/GSYİH oranı yüksek olan ülkeler, güçlü tasarruf kültürleri, zorunlu katılım sistemleri ve devlet garantileri sayesinde başarı sağlıyor. Türkiye’nin BES fon büyüklüğünün GSYİH ye oranı ise çok düşük (yüzde 5 civarı), Küresel ortalama yüzde 29 civarındayken, Türkiye en alt sıralarda yer alıyor. İşte 2024 ön verilerine göre en yüksek oranlara sahip bazı gelişmiş ülkeler (OECD verilerine dayanarak):
- Danimarka: GSYİH ya oranı Yüzde 204 yani 2 katı bir fon birikmiş durumda. Sistem ve teşvik unsurlarına bakıldığında kayda değer bir teşvik bulunmuyor. Emeklilik sistemi zorunlu ve işveren katkıları yüksek; fonlar uzun vadeli yatırımlara yönlendiriliyor, bu da ekonomik istikrarı artırıyor.
- İsviçre: GSYİH oranı yüzde 164,8. Devlet garantili sistemler ve vergi avantajları, katılımı teşvik ediyor; bankacılık sektörüyle entegre bir yapı var.
- Kanada: GSYİH ya oranı yüzde 157,6. Kanada Emeklilik Planı (CPP) gibi ulusal programlar, bireysel tasarrufları tamamlıyor ve fonlar altyapı yatırımlarında kullanılıyor.
- Amerika Birleşik Devletleri: GSYİH ya oran yüzde 146,9. 401(k) planları yaygın; vergi ertelemeleri ve işveren eşleştirmeleri, bireysel sorumluluğu artırıyor.
- Avustralya: GSYİH oran yüzde 135,1. Superannuation sistemi zorunlu; yüzde 10,5 işveren katkısı zorunlu ve fonlar gayrimenkul gibi varlıklara yatırılıyor.
- İsveç: GSYİH oran yüzde 114,8. Kamu ve özel fonların karışımı; yüksek güven seviyesi ve eğitim kampanyaları başarıyı sağlıyor.
Bu ülkelerde bizdeki gibi doğrudan devlet teşvik olmamasına rağmen fon büyüklükleri muazzam, çünkü tasarruf kültürü yerleşik, sisteme güven yüksek ve giriş çıkışlar daha kolay.
Sistem nasıl büyütülebilir?
BES/GSYİH oranını veri kabul edersek Türkiye’de bu teşvikin, sistemin geneline ciddi bir etki yaratmadığını söylemek eksik olmaz. BES’in geleceğini güçlendirmek için sadece devlet katkı oranı üzerinden tasarlamak yeterli değil; özellikle toplumsal algıya ve tasarruf kültürüne uygun değişiklikler de gerekmektedir.
- Devlet garantisi sağlanması
Bankalardaki mevduat sigortasına benzer bir garanti mekanizması getirilebilir. Bu, katılımcıların sisteme olan güvenini artırır ve erken çıkışları azaltır.
- Erken çıkış cezalarının azaltılması
Katkıların tamamını almak için 10 yıl ve yaş şartı, sistemin yatırım aracı olarak görülmesi bakımından dezavantaja dönebiliyor. Uzun vadeli yatırım özelliğini kaybettirmeyecek sürede ve düzeyde çıkış kesintilerini hafifletmek, ihtiyaç halinde çıkmanın zararı az olacağından daha fazla katılımı teşvik edebilir.
- Finansal okuryazarlık eğitim
Katılımcılara fon seçimi konusunda bilgilendirme yapılmalı.
- Alternatif teşvikler
Vergi indirimleri veya işveren katkılarının artırılması için prim teşvikleri getirilmelidir.
Devlet katkısı indirimi BES için bir dönüm noktası olabilir. Kısa vadede katılımı düşürebilse de, doğru değişimlerle sistem daha geniş tabana yaygın ve sürdürülebilir hale gelebilir. Tasarruf, bireysel ve ulusal refahın anahtarıdır; bu değişikliği fırsat bilerek, altın ve döviz odaklı kültürden uzun vadeli yatırımlara geçişi hızlandıracak düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz.