Belli ki tam da İsrail ile birlikte İran’a yüklenmeye hazırlanırken yakın coğrafyada “kaos” istemiyor ABD.
Ortadoğu ve Venezuela birbirinden binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen, ortak bileşen ABD; Her iki coğrafya da ABD tarafından “dizayn edilme” sancılarını yaşamakta.
Aradaki fark ise, Venezuela’nın “ABD’nin arka bahçesi” olması nedeniyle, Trump yönetiminin “dizayn meselesini” kimseye bırakmadan, bizzat Amerikan askerlerini kullanarak gerçekleştirmesi. Ortadoğu’da ise ABD çoğunlukla “vekil güçler” üzerinden işini görmenin peşinde.
İsrail-Türkiye Gazze restleşmesi
Ortadoğu’da İsrail’deki Netanyahu yönetimi ile Türkiye’deki AK Parti hükümeti arasında “bilek güreşi” yaşanıyor.
Gazze’ye uluslararası istikrar gücü yerleştirilmesi konusu bu “bilek güreşinin” bir parçası. Netanyahu yılbaşından hemen önce Trump ile yaptığı yüz yüze görüşmede ABD Başkanı’nı “Türkiye gücü dahil olmasın” diye iknaya çalıştı.
Ankara ise Gazze uluslararası gücüne potansiyel asker sağlayıcı Müslüman ülkeler üzerinden oynuyor oyunu; Azerbaycan’ın asker göndermeme kararını “Türkiye yoksa, Azerbaycan da yok” diye de okumak mümkün. Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in Ankara’ya yaptığı ziyarette de bu konunun gündeme geleceği aşikar. Ankara bir yandan da, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ı, bizzat Erdoğan’ın yaptığı telefon konuşmaları ile ikna çabasında. Kim bilir? Buradan hareketle belki de Türkiye yakın zamanda Suudi Arabistan-BAE arabuluculuğuna bile soyunmaya kalkabilir.
Suriye’de işler iyi gitmiyor
Ankara-Tel Aviv “bilek güreşinin” ikinci sıcak alanı ise Suriye.
Paris’te ABD’nin zoruyla varılan Suriye-İsrail uzlaşmasıyla, Netanyahu yönetiminin bu ülkedeki etkinliği arttı. HTŞ Lideri Colani/Ahmel El Şara yönetimindeki Suriye, yine Trump’ın baskısıyla Golan tepelerini zaten İsrail’e “hediye etmişti”. Şimdi Paris’te varılan uzlaşma ile de İsrail’in Suriye’nin güneyinde, Başkent Şam’ın 20 km uzaklığına kadar olan bölgedeki işgali de “fiilen” kabullenilme yoluna girildi.
Türkiye’nin buna karşı tepkisi ise Fırat’ın kuzeyini kontrol eden PKK terör örgütü uzantısı PYD-YPG’ye karşı Şam yönetimi üzerinden atak başlatmak oldu. Halep’te PYD-YPG’nin kuvvetli olduğu mahallelere yönelik Suriye ordusu saldırılarını bu açıdan okumak yanlış olmaz.
Ancak burada da “ABD gölgesi” hemen kendisini gösterdi; Bizzat Trump’ın partisinden olan, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör Jim Risch bir açıklama yaparak, Şam yönetimi ve PYD-YPG’ye adeta “durun; siz kardeşsiniz” diye yorumlanabilecek bir mesaj yayınladı. Risch mesajında, “Suriye’de bölünmüşlük ve şiddet, Suriye’de barışa giden yolu desteklemek yerine, bu ülkeyi sömüren IŞİD ya da İran gibi kötücül aktörlerin çıkarına olur. Hem Suriye hükümetine, hem de (PYD-YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu) Suriye Demokratik Güçleri’ne gerilimi düşürmeleri, Suriye’yi herkes için güvenli bir yer haline getirme çağırısında bulunuyorum” dedi.
Belli ki tam da İsrail ile birlikte İran’a yüklenmeye hazırlanırken yakın coğrafyada “kaos” istemiyor ABD. Senatör Risch’in çağrısı Şam yönetimi ve PYD-YPG’ye yapılmış olsa da, bölgedeki diğer etkili aktörlere de “uyarı” olarak okumak mümkün.
Ortadoğu’daki “bilek güreşinin” ABD gölgesinde yapıldığı açık; ancak kim kimin bileğini bükerse büksün, kazanan Washington olacak gibi duruyor.