Avrupa Birliği (AB) Endüstriyel Sanayi Hızlanma (Industrial Accelerator Act - IAA) yasa tasarısını geçtiğimiz haftalarda komisyon ile paylaştı. Bu yasa tasarısı; AB’de üretimi güçlendirmeyi, işletmeleri büyütmeyi ve istihdam yaratmayı hedeflerken, sanayinin daha temiz ve geleceğe hazır teknolojileri benimsemesini desteklemeyi amaçlıyor. Draghi raporunun tavsiyeleri doğrultusunda IAA, kamu alımları ve kamu destek programları için hedefli ve orantılı “AB’de Üretilmiştir” kavramını ve düşük karbon gerekliliklerini getiriyor. Kamuoyuna “Made in Europe” olarak da yansıyan bu düzenlemenin aslında daha kapsamlı bir sanayi dönüşümü yaklaşımı içerdiği görülüyor.
Yeni mevzuatın arka planını oluşturan sebepler arasında; AB GSYH’si içindeki imalat sektörünün gerilemesi, yüksek enerji fiyatları, küresel aşırı kapasite, karbonsuzlaşmaya ilişkin yüksek sermaye ve işletme maliyetleri, AB’nin diğer bölgelere kıyasla düşük yatırım alması, yürürlükte bulunan düzenleyici ve mevzuatsal engeller, enerji yoğun sektörlerde ve otomotiv sektörlerinde üretim hacmindeki düşüş, rekabetçilik sorunları ve önemli tedarik zinciri kırılganlıkları gibi konular yer alıyor.
Bu süreçte neler olmuştu?
Avrupa Birliği’nde 2025 yılı boyunca sessiz ama bir o kadar da belirleyici bir dönüşüm adım adım şekillendi. 29 Ocak 2025’te açıklanan Industrial Decarbonisation Accelerator Act taslağı, Avrupa’nın sanayi dönüşümünü sadece hızlandırmak değil, aynı zamanda mevcut temiz enerji ve teknoloji altyapısını yeni bir çerçeve altında birleştirmek üzere kurgulandı. Bu erken adım, AB’nin üretim tarafındaki kapasiteyi uzun vadede stratejik bir dayanak olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyordu.
Şubat 2025 sonuna gelindiğinde, Clean Industrial Deal’in ana hatları kamuoyu ile paylaşıldı. Bu noktada AB’nin artık sadece çevresel bir hedefi değil, “temiz ürünlerde Avrupa menşei” fikrini de merkeze aldığı netleşti. 19 Haziran 2025 tarihi ise sürecin siyasal olgunlaşma aşaması olarak kayda geçti. Avrupa Parlamentosu, Komisyon’un önerisini destekledi ve sanayi ile temiz teknoloji yatırımlarına yönelik yeni yönetişim mekanizmaları netleşmiş oldu.
Sonbahar aylarına doğru, 10 Eylül 2025’te yayımlanan Industrial Accelerator Act taslağı, sürecin en görünür adımıydı. Yalnızca “temiz teknolojiye erişim” iddiasıyla değil; geniş kapsamlı sanayi stratejisi ve yeni teknolojilerin ölçeklenmesine yönelik somut teşviklerle şekillendirildi. AB, ilk kez sanayi politikasını bu kadar doğrudan enerji dönüşümüyle iç içe bir şekilde yazdı. Avrupa’nın yalnızca tüketen değil, dönüşüm teknolojilerinde liderlik eden bir üretici olarak konumlanma hedefi böylece yasal metinlere taşındı.
Son olarak, birkaç kez ertelenen tasarı Mart 2026’da yayımlandı.
Yeni yasa doğrudan yabancı yatırımlara neler getiriyor?
IIA yasa tasarısı, değeri 100 milyon Euro’yu aşan belirli stratejik sektörlerdeki doğrudan yabancı yatırımlar için de ekonomik şartlar getiriyor. Belki de en kritik olan konu burası.
İlgili sektörlere baktığımızda batarya teknolojileri ve enerji depolama sistemleri için değer zincirinde; tam elektrikli araçlar, araç dışı şarj edilebilen hibrit elektrikli araçlar ve yakıt hücreli elektrikli araçlar ile elektrifikasyon ve dijitalleşmeye ilişkin bileşenlerin; güneş fotovoltaik (PV) teknolojileri ile kritik hammaddelerin çıkarılması, işlenmesi ve geri dönüştürülmesinin yer aldığı görülüyor.
Bu noktada asıl kritik olan konu ise bu yatırımların yapılması için birtakım şartların getirilmesi. Buna göre; söz konusu yatırımcının ülkesinin, ilgili sektördeki küresel üretim kapasitesinin %40’ından fazlasına sahip olması durumunda söz konusu yatırım, aşağıdaki şartların en az dört veya daha fazlası onaylanmadan uygulamaya geçilemeyecek:
- Yabancı yatırımcılar, bir AB hedef şirketinde sahiplik paylarının %49’undan fazlasını edinemez.
- Yatırım, bir veya birden fazla AB şirketi ile ortak girişim olarak gerçekleştirilir, yabancı yatırımcılar ortak girişime katılan herhangi bir AB kuruluşunda sahiplik paylarının %49’undan fazlasını edinemez ve bu ortak girişimler, yönetimde AB ortaklarının etkin katılımını, teknoloji transferini ve kapasite geliştirmeyi güvence altına alacak şekilde yapılandırılmalıdır.
- Yabancı yatırımcılar, hedef alınan AB kuruluşunun yararına fikri mülkiyet haklarını lisanslamalı ve gerekli teknik bilgiyi (know-how) paylaşmalıdır. Yatırımdan önceki fikri mülkiyet hakları AB şirketinde kalacak, yatırımdan sonra elde edilen fikri mülkiyet haklarının sahipliği ortak olacaktır.
- Yabancı yatırımcılar, AB hedef kuruluşunun brüt gelirinin en az %1’ini veya bir AB varlığının oluşturduğu brüt geliri, kontrol payları oranında uygulanmak üzere, Avrupa Birliği içinde araştırma ve geliştirme harcamalarına yıllık olarak yönlendirmelidir.
- İstihdam edilen iş gücünün en az %50’si, tüm iş kategorileri genelinde AB çalışanlarından oluşmalıdır.
- Yabancı yatırımcılar, AB değer zincirlerini güçlendirmeye yönelik bir strateji oluşturmalı, bunu web sitelerinde yayımlamalı ve üretim faaliyetlerinde kullanılan girdilerin tedarikinde Avrupa Birliği’ni önceliklendirmeli; AB pazarına sunulan ürünlerde kullanılan girdilerin en az %30’unu AB içinden tedarik etmeye gayret etmelidir.
Yatırım izin süreçlerinin basitleştirilmesi hedefleniyor
Komisyon’un basitleştirme gündemi kapsamında IAA, endüstriyel projelere yönelik izin prosedürlerini dijitalleştirerek ve sadeleştirerek hızlandırıyor. Bu kapsamda, yalnızca dijital “tek durak” (one‑stop‑shop) sistemi getiriliyor.
Sistem; net zaman sınırlarını ve ayrıca enerji yoğun sektörlerde karbonsuzlaşma projeleri için izin sürecinin ara aşamalarında zımni onay (tacit approval) ilkesinin uygulanmasını içeriyor.
Ayrıca IAA, endüstriyel kümelenmeyi desteklemek ve temiz üretim proje kümelerinin oluşumunu teşvik etmek amacıyla, Endüstriyel Hızlandırma Alanları (Industrial Acceleration Areas) oluşturmayı öngörüyor. Bu alanların oluşturulması, gerekli enerji altyapısı yatırımlarını kolaylaştırıyor ve bölge çapında izin süreçlerini teşvik edecek temiz üretim projelerini kümeler halinde destekliyor.
Bu alanlarda gerçekleştirilecek projeler; yatırımcılarla profil oluşturma, beceri geliştirme ve projenin uygulanmasını kolaylaştıracak diğer desteklerden yararlanıyor.
Ne yapılmalı?
AB’nin uzun süredir bir sanayi dönüşümü içinde olduğu görülüyor. Yerli üretimi ve bu alanda teşvikleri artırmaya yönelik yasal düzenlemeler yapılıyor. Özellikle kritik sektörlerde Çin gibi ülkelerden gelecek doğrudan yatırımlara bir tedbir getirme çabası olduğu anlaşılıyor. Birçok ülkede olduğu gibi yabancı yatırımcılar için AB içinde de bir regülasyon olacak. Bu, AB için önemli bir adım çünkü AB’nin net ithalatçı olmaktan çıkarak imalatçı ve ihracatçı olma adına yasal bir düzenleme ile tedbir aldığı görülüyor.
Diğer taraftan AB iklim politikaları gereği, karbon ile ilgili düzenlemeler ve ciddi aksiyonlar AB’deki üreticileri maliyet anlamında olumsuz etkiliyor. Özellikle AB üyesi 10 ülke (ağırlıklı Doğu Avrupa ülkeleri) Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’nin gözden geçirilmesini talep ediyor. Sanayi dönüşümüne tüm AB üyesi ülkeler destek verse de yükselen enerji maliyetleri ve ücretsiz ETS tahsisatlarının aşamalı kaldırılıyor olması nedenleriyle stratejik sanayi sektörlerinin zarar göreceği vurgulanıyor. Bu bakış açısı, AB içindeki üreticilerin daha fazla koruma ve ayrıcalıklı olma taleplerini de artırıyor. Bu nedenle, iklim düzenlemelerinin de yavaş ilerleyeceğini dikkate almak gerekiyor.
Türkiye AB üretimindeki tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası. Bunun en önemli nedeni, Gümrük Birliği’nin AB şirketleri ve bizim karşılıklı yatırımlarımızın yapılmasına kolaylık sağlaması. 30 yıldır AB için Türkiye bir yatırım üssü ve stratejik ticaret ortağıydı. Ancak, bu yasal düzenlemede Türkiye kısmen yer alıyor ve yatırım açısından AB üyesi ülke gibi görülmüyor. Bu durum, AB şirketlerinin yatırım üssü avantajını kaybetmemize neden olabilir. Bu noktada, mevcut Gümrük Birliği yaklaşımının aynı yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşması gibi süreçlerin; yatırım açısından, hatta AB’nin sanayi dönüşümünü de dikkate alacak şekilde güncellenmesinde yarar görülüyor.
Daha kritik bir konu ise gerekli tedbirler alınmazsa Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan yatırım rekabetinin benzer bir şeklinin AB için de ortaya çıkma ihtimali. Çünkü yerli şirketlerimiz ve/veya AB’de yerleşik şirketler için bu düzenlemeler sonucunda AB’de yatırım iştahı artabilir veya ülkemizdeki küresel şirketlerin yeni projeler üstlenmesinde veya mevcut yatırımlarını korumasında güçlük yaşanabilir.