KOBİ’lerin küresel değer zincirinde doğru konumlanabilmesi için önce sağlıklı ve dinamik bir envantere, güvenilir veriye ve ortak akla ihtiyaç var. Asıl mesele ise bu veriyi doğru yönetişim anlayışıyla buluşturacak kurumsal yapıyı oluşturmak.
Son 2 yılda KOBİ’ler üzerine yazdığımız yazıların listesini bir tabloda paylaştık. Düşüncelerimizi yazıya aktarırken ölçülerimizin merkezindeki temel ilkemiz birçok kez açıklandı: Hata kültürünün temeli hatadan korkmadan, ama aynı hatayı tekrarlamadan ilerleme becerisine sahip olmadır. Biz hata kültürü bağlamında “yanılabilme özgürlüğünü” sonuna kadar kullanmaya özen göstermeye gayret ediyoruz.
Temel yönelimiz çok net: Sorgulama merakımıza dizgin vurmak istemiyoruz; akıl yürütme disiplinini tam kapasite kullanmak ve bilmediklerimizle yüzleşmenin üretken cesaretini göstermekten yanayız.
Akla ilk gelen aktörler
Yanılabilme özgürlüğünü kullanarak KOBİ’lerin servet ve sermaye oluşturması, olgunlaştırması ve çoğaltması süreçlerinde dünya düzenine uyumun nasıl olması gerektiğini yorumlamaya çalışıyoruz. KOBİ’lerin yeni değer yaratma zincirinde doğru konumlanmasının akla ilk gelen aktörleri T.C. ilgili Bakanlıkları, Ziraat Bankası, Halk Bankası, KOSGEB, TÜİK, Kalkınma Ajansları, STK’lar ve medya mensupları.
Düşüncelerimizi paylaşırken kendimizi frenlemek için kullandığımız ölçülerimiz var: “İnanç konforuna” sığınmadan, “kusursuzluğu aradığımız yerde tarihin olamayacağını” bilerek; “sorgulama ile yargılamanın farkını” zihinde diri tutarak, en büyük gücümüzün “sorgulama” olduğunu unutmadan, “ayrıştırma yerine rızaya dayalı birleşmenin gücünü” kullanarak yaşamın öz gerçeğine yakın duracak yol ve yöntemleri arıyoruz.
Ülkemizde KOBİ düzleminde kaynaklarımızı etkin ve erimli değerlendirme sorumlu olan aktörlerin rollerini tartışmalıyız.
Başta bakanlar ve bürokratları, görevli bir kurum olarak Ziraat ve Halk Bankası, katı bütçeli kamu kurumları olarak KOSGEB TÜİK ve Kalkınma Ajansları, iletişim akışında nesnelliği sağlama sorumluluğu olan medya mensupları elimizi hep birlikte taşın altına koymalıyız.
Net bilgiye nasıl ulaşırız?
KOBİ’lerle ilgili aktörlerin birinci önceliği “elimizin menzilindeki KOBİ varlıkları hakkında net bilgi oluşturma mekanizması” ve net bilgiye ulaşılabilirlik olmalı. Bizi net bilgiye götürecek olan da, tekniğine uygun ve hepimize güven veren, rakamları konusunda kuşkuları azaltan “dinamik bir envanter mekanizmasını” oluşturma ve işler kılmadır.
Türkiye gibi nüfusu seksen milyonu aşmış büyük bir ülkede “hata oranı” kabul edilebilir sınırlar içinde kalan envanter verilerinin oluşturulması geçmişte güç olabildi. Bugünün olanaklarını dikkate aldığımızda bizi net bilgiye yaklaştıracak veri sağlayacak envanterin elimizin menzilinde olması sadece bir niyet ve kararlılık sorunu.
KOBİ sorunlarıyla ilgili olan aktörlerin -Bakanlıklar, KOSGEB, Ziraat Bankası, Halk Bank, STK’lar ve medya mensupları ve benzerlerinin alacakları kararların yaşamın öz gerçeğine yakın durması gibi bir kaygıları varsa; ülkemizin başta insan kaynağı olmak üzere, teknik donanımı ve bilgi birikimi envanteri ve sağlıklı veri oluşturmaya odaklamalı. Veri olmaksızın sorunların ölçeklendirmemiz de mümkün değil. Gerçeğe yakın çözümler üretmemiz de.
Yönetişim kalitesi
Hepimiz önce şu soruyu kendimize yöneltmeliyiz: Elimizdeki veriler, var olan KOBİ’leri nesnel değerlendirilmesini yapabilmek için yeterli midir? Eldeki verilerle KOBİ’lerin küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapması için net bilgi ihtiyacını karşılayarak etkin koordinasyonun önünü açabilir mi? Veriler odaklanma sağlayarak yüksek kaliteli yönetişim önündeki engelleri kaldırabilir mi? İkincisi, “dünya genelinde iş süreçleri ve işgücü profilleri bağlamında KOBİ’lerdeki oluşumlarla ilgili beklentilerin” netleştirilmesidir. Jeoepolitik gelişmelerin, hükümet kararlarının, işgücü hareketlerinin, nüfus oluşumlarının, kültürel çevre etkilerinin ve teknolojik dönüşümlerin yarattığı yeni iş süreçlerini ve işgücü profillerini kavramadan gelecek inşa edilemez.
KOBİ yapılanmalarının yaygınlığı ve derinliği uygun ölçekte ve gerekli olanaklara sahip kurumsal yapıların desteği gerekir. KOBİ’leri yönlendirmede harcayacağımız her kuruşun hakkını vermek istiyorsak, ilgili kamu birimlerinin, iş dünyası sivil inisiyatiflerinin güçlerini birleştirerek beklentileri netleştirmesi ve bir yön tayin etmesi ivedilikli sorumluluktur.
İş süreçleri ve işgücü profillerindeki değişim ve dönüşümün yönünü, hızını tanımadan, tanımlamadan önlem alamayız. Eğer, böyle bir yapılanmanın “ olanaksız” olduğunu düşünenlerimiz varsa iddialarını gerekçelendirmeli, tartışmaya katılarak katkı ikna edici bilgi ve belgeyi sunmalıdır.
Üçüncüsü, “KOBİ’ler için öngörülen yeni yapılar, işlevler ve kültürün nasıl yönlendirileceğidir”. Sağlıklı veri üretilirse yapay zekâ olanaklarından da yararlanılarak ülkemiz için uygun KOBİ yapı, işlev kültürünü tanımlayabiliriz.
İşimizin verimliliklerini yükselterek rekabet gücümüzü artırmamız sağlıklı veri, doğru yapı, uygun işlev ve kapsayıcı kültür temelinde yükselir.
Dördüncüsü, “Neden kurumsal bir rasyonel otoriteye” ihtiyacımız var? Sorunun yanıtı çok net: İnsan ilişkilerinin temelinde “güven” vardır; güvenin çekirdeği alış-veriş, iletişim ve etkileşimdir. Güveni de bireysel-odaklı bir zeminde sağlamak mümkün değildir. Güveni oluşturacak, olgunlaştıracak ve derinleştirecek olan kurumlardır.
Enstitü benzeri kapsayıcı yapı
KOBİ sorumluluğu olan aktörler enstitü ya da başka bir yapıda, bağımsız ve “rasyonel otorite” olmayı hedefleyen bir kurumsal işleyişi önemsemeli. Kurum bireylerden bağımsız işlerin sürdürülebilirliğini güven altına alma hedefine odaklanmalı. Kurumun ikinci önemli işlevi olan “ etkili özendirme” kaldıracını kullanmalı.
KOBİ’ler “politika üreten”, ama asla “politik” olmayan kurumsal yapıların işleyişiyle yaratılacak güvenle gelişirler. Önerimiz, ilgili aktörlerin bir araya gelerek ya var olan bir yapıyı işler kılarak ya da yeni bir yapı oluşturarak “rasyonel otorite boşluğunu doldurma” hedefine odaklanmalı.
Bir başka alan da “deneysel mesafe ayarları için sistem kontrolü nasıl tasarlanmalı” sorusuna kafa yormadır. Günümüz dünyasında “sistem denetimi ve gözetimini” işler kılamayan girişimler gerektiği gibi başarılı olamıyor. Diğer alanlarda olduğu gibi KOBİ konusunda “yaratmak istediğimiz sonuçla ulaştığımız sonuç” arasındaki makası anlatan “deneysel mesafe” ölçümlerini zihinlerde netleştirmeden başarı öyküleri anlatılabilir; ama toplumun zihninde anlamlı hale gelecek başarılar yaratamayız.