Türkiye’de ve dünyada yeşil ekonomiye yönelik uygulamaların, hizmet ve baskı ağını genişlettiğinin hepimiz farkındayız. Hatta kendimizden de biliyoruz artık, bu konudaki görev ve sorumluluklarımızı. Çevreyle dost tüketim ve üretim anlayışının ortak noktası geri dönüşüm ekonomisi de yeşil ekonominin vazgeçilmez konu başlıkları arasında yer alıyor. Geri dönüşüm döngüsünü yaşamayan endüstrilerin, tam anlamıyla ‘yeşil ekonomi’ standartlarına haiz olamamaları gerçeği, bu alandaki yatırımları mecburi kılıyor.
"Ambalaj çöp değildir"
Ambalaj Sanayicileri Derneği’nden yapılan açıklama dikkatle içselleştirmemiz gereken bir başka gerçeği ortaya koyuyor. ASD yönetimi, ambalajın çöp olmadığını ifade ediyor. Anlayışa göre ambalaj kullanılmış da olsa bir hammadde. Atık yönetimiyle tekrar üretime kazandırılmaları, hem doğayı koruyan bir anlayışı yansıtırken, kuşkusuz hammadde ihtiyacını da karşılıyor. Modern hayatın da önemli göstergelerinden sayılıyor.
Ülkemizde çöpleri karıştırarak, değerli saydıklarını toplayan gayretli insanların varlıklarına yıllar öncesinden aşina olsak da, bu konuda Türkiye’nin kurumsallaşmayı da içerecek şekilde atağa kalkması 1990’lı yıllardan itibaren başlıyor. Cam sanayisinin öncüsü kamu kurumları, kullanılmış cam ürünlerinde, kağıt ve karton ambalaj sanayicileri de, kendi alanlarında geri dönüşüm faaliyetlerine ilk imzayı atan sektörlerden oldu ülkemizde. Öyle ki kağıtta yürütülen sistemli geri toplama işlemleri, Eren Holding gibi ambalaj sahasında dünyanın en büyük kuruluşlarını bünyesinde toplayan kurumlarının bünyelerinde gerçekleşiyor. Kağıt, geri dönüşümün etkin kullanıldığı sahalardan Türkiye’de. Her yıl bu faaliyetlerle birlikte 130 milyon ağaca eşdeğer bir kazanım ortaya konuyor. Yanı sıra plastikte de geri dönüşüm faaliyetleriyle yılda 1 milyar dolarlık hammadde ithalatının önüne geçiliyor.
2019 milat oldu
Kamunun devreye girmesi ve devreye aldığı mevzuatlarla faaliyetlere bir disiplin getirmesi, yanı sıra kontrol mekanizmaları oluşturması, geri dönüşüm sektörünün önünü açtı.
Son olarak 12 Temmuz 2019 tarihinde yayımlanan “Sıfır Atık Yönetmeliği” ile atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümü ve enerji geri kazanımı uygulamaların önemli aşamalar kat etti. Yönetmelik, plastik poşetlerin ücretli hâle gelmesi ile gündeme gelmiş olsa da geri dönüşüm işlemlerine Avrupa Birliği standartlarını getiren maddeleriyle dikkat çekti. Yönetmelik ile geri dönüşüme yapılan yatırımlara ayrılan teşvikler ve atık üretimine dair kısıtlamalar tekrar düzenlenirken, cezalar da artırıldı.
Almanya geri dönüşümde dünyanın en gelişmiş ülkesi olarak kabul ediliyor. 2024 yılı itibariyle geri dönüşüm oranı, yüzde 71’e ulaştı. Tek kullanımlık pet şişelerin geri kazandırılma oranı yüzde 98 mertebesinde. Ülkemizde ise geri dönüştürme oranının, ürün bazında değişen şekliyle yüzde 40-50 aralığında seyrettiği kaydediliyor. Almanya’da adı Pfend olan depozito sisteminin, Türkiye’de atık yönetimi uygulamalarını daha yukarılara taşıyacağı muhakkak.
Geri dönüşümle gelen hammadde üretimde katma değeri daha da artırıyor
Küresel atık yönetimi pazarı büyüklüğünün 2026 yılında 1,52 trilyon doları bulacağı tahmin ediliyor. Her yıl yüzde 6,5 yıllık bileşik büyüme performansı gösterecek ve 2031 yılında 2 trilyon doları aşacak. Tabi bu yapının hammadde sağladığı endüstrilerin göstereceği performansın yani yaratacağı katma değerin çok daha fazla olacağı ifade ediliyor. Türkiye’de ise geri dönüşüm ekonomisinin pazar payı, 37,5 milyar dolara ulaştı.
Hizmet türüne göre, 2025 yılında Waste Management'ın pazar payının %52,45'ini depolama tesisleri oluşturuyordu; geri dönüşüm ve kaynak geri kazanımı ise 2031 yılına kadar %6,80'lik yıllık bileşik büyüme oranıyla ilerliyor. Kaynak bazında incelendiğinde, evsel atıklar 2025 gelirlerinin yüzde 46,54'ünü oluştururken, endüstriyel atık akışları 2031 yılına kadar yüzde 8,3'lük yıllık bileşik büyüme oranıyla artış gösterecek. Atık türüne göre, 2025 yılında gelirin yüzde 46,78'ini belediye katı atıkları oluştururken, elektronik atıkların 2031 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 10,2 oranında büyümesi öngörülüyor. Atığın ağırlıklı yakılarak, gömülerek bertaraf eden uygulamalardan, hammadde olarak geri kazanıma yöneltilmesi tüm dünyada getirdiği katma değerle birlikte anıldığında daha büyük önem arz ediyor. Atığı bertaraf eden operasyonlardan kaynak geri kazanımına doğru yaşanan değişim, bu pazar büyüklüğünü ve büyüme eğilimini destekliyor. Avrupa Birliği ve bazı ABD eyaletlerindeki zorunlu geri dönüştürülmüş içerik yasaları, Asya- Pasifik genelindeki daha geniş kapsamlı üretici sorumluluğu (EPR) zorunlulukları gelişmiş ayırma, kimyasal geri dönüşüm ve atıktan enerji üretme altyapısına yönelik sermaye akışını hızlandırıyor.