TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR
Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Türk Seramik Derneği iş birliğinde düzenlenen 6. Uluslararası Seramik, Cam, Emaye, Sır ve Pigment Kongresi (SERES’26), 14–17 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleşti. "Döngüsel Ekonomiye Yeni Bir Bakış: Endüstriyel İşlem Görmüş Hammaddeler” temasıyla bilim, sanat ve sanayi dünyasını buluşturan kongrede; sürdürülebilir üretim, yenilikçi malzemeler ve ileri seramik teknolojileri ele alındı. Yoğun bir katılım ile gerçekleşen SERES 2026 "Seramik ve Döngüsel Ekonomi" paneli düzenledi
Panelin açılış konuşmasını yapan Eskişehir Teknik Üniversitesi öğretim üyesi ve SAM Müdürü Prof. Dr. Servet Turan, sürdürülebilirliğin sanayi ve akademi dünyasının ortak geleceğini doğrudan ilgilendiren en kritik gündem maddelerinden biri haline geldiğini vurguladı. Sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirten Prof. Dr. Turan, “Sürdürülebilirlikle ilgili artık çok sayıda kongre düzenleniyor. Geleceğimizi ilgilendiren bu hayati konuda sektörün tüm aktörlerini bir araya getirmeye çalıştık. Panelimizde Türk Seramik Federasyonu temsilcilerinden Ar-Ge uzmanlarına, yeşil enerji araştırmacılarından sürdürülebilirlik danışmanlarına kadar geniş bir konuşmacı profili yer alıyor. Seramik sektöründe karbon ve su ayak izi hesaplamalarından doğal hidrojen (beyaz hidrojen) kullanımına, fırınlama ve enerji kaynaklarının dönüşümünden endüstriyel atık yönetimine kadar pek çok stratejik konuyu masaya yatırıyoruz” dedi.
Endüstriyel işlenmiş hammadde
Özellikle hammadde ve atık yönetimi vizyonunda köklü bir kavrayış değişikliğine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Servet Turan, “Geri dönüşüm süreçlerinde geleneksel 'atık' kavramı yerine 'endüstriyel işlenmiş hammadde' kavramını yerleştirmemiz ve anlatmamız gerekiyor. Sektörde sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek, atıkları ikincil bir yük değil, işlenmiş ve katma değerli bir hammadde girdisi olarak üretim süreçlerine dahil etmekle mümkündür” ifadelerini kullandı.
Türk seramik sektörünün küresel gücü ve sürdürülebilirlik tablosu
Panelde yapılan sektörel sunumlarda, Türk seramik sanayisinin güncel verileri ve küresel pazardaki konumu detaylarıyla paylaşıldı. Türkiye seramik sektörünün 4 ila 5 milyar dolar arasında bir pazar hacmine ulaştığı, %82’ye varan yerli katma değer oranıyla ülke ekonomisine en yüksek net döviz girdisi sağlayan alanların başında geldiği belirtildi. Üretimin %40’ını ihraç eden ve 200’den fazla ülkeye dış satım gerçekleştiren sektörün, seramik karoda Avrupa’nın 3., dünyanın 6. büyük üreticisi; seramik sağlık gereçlerinde (SSG) ise 25,4 milyon adetlik zirve üretimiyle Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın ise 3. büyük üreticisi konumunda olduğu kaydedildi.
Ancak global pazardaki daralma, küresel rekabet baskısı ve son dönemde tırmanan enerji maliyetlerinin etkisiyle sektördeki istihdamın 80 binlerden 40 bin seviyelerine gerilediği, karo üretiminin de 439 milyon metrekareden gerileme kaydettiği aktarıldı.
Geri dönüşümde enerji dengesi ve ar-ge’nin stratejik rolü
Panelin teknik değerlendirmelerinde, seramik üretim süreçlerinde açığa çıkan ham ve pişmiş atıkların geri kazanımı detaylandırıldı. Sektör genelinde yılda yaklaşık 330 bin ton atığın meydana geldiği, pişmemiş ham atıkların %100’e yakın oranlarda yeniden üretime dahil edilebildiği vurgulandı. Buna karşın sinterlenmiş pişmiş atıkların geri dönüşümünde ciddi teknik ve finansal sınırlar bulunduğu ifade edildi. Pişmiş kırıntıların 7 mikron ile 63 mikron arasında mikronize edilerek öğütülmesi sürecinin yaklaşık 20 katlık bir elektrik enerjisi tüketim farkı yarattığı, atığı geri dönüştürürken yüksek elektrik tüketimi nedeniyle karbon emisyonunun tırmanabileceği uyarısı yapıldı. Bu nedenle pişmiş atık kullanımının reçetelerde %5 ila %10 bandıyla sınırlandığı, asıl hedefin ise üretim verimliliğini artırarak ıskarta ve atık oluşumunu kaynağında engellemek olduğu dile getirildi.
Mevcut üretim teknolojilerinin ve hammadde tedarik kanallarının küresel ölçekte standartlaştığını belirten konuşmacılar, Türkiye’nin rekabetçi üstünlüğünü ve teknoloji liderliğini korumasının tek yolunun Ar-Ge, yapay zeka modellemeleri ve dijital ikiz uygulamalarından geçtiğinin altını çizdi. Ayrıca Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) pilot süreçlerine uyum, yeşil hidrojen entegrasyonu ve nitelikli malzeme mühendisi yetiştirilmesinin sektörün sürdürülebilir geleceği için zorunlu olduğu ifade edildi.