FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası ve ARÜV Çevre Müh. AŞ Başkanı Cem Arüv, EKONOMİ gazetesine, iklim finansmanı, yeşil yatırımlar ve Antalya'nın geleceği konusunda bilgi verdi.
COP31 Konferansı’nın Antalya için bir zirveden çok daha fazlası olabileceğini belirten Arüv, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nı (COP31) yalnızca birkaç gün sürecek uluslararası bir toplantı olarak görülmesinin büyük bir hata olacağını söyledi.
COP zirvelerinin artık yalnızca iklim değişikliğinin konuşulduğu platformlar olmadığına dikkat çeken Arüv, ‘’COP zirveleri aynı zamanda dünyanın yeşil yatırımlarının, iklim finansmanının ve sürdürülebilir kalkınma modellerinin şekillendiği küresel buluşmalardır. Antalya'nın önünde tarihi bir fırsat var. Bu fırsatı yalnızca ev sahipliği yaparak değil, yatırım çekerek değerlendirebiliriz’’ dedi.
"Dünya trilyonlarca dolarlık iklim yatırımı yapacak"
‘İklim finansmanı’ kavramının öne çıktığını vurgulayan Cem Arüv, şunları kaydetti:
‘’Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda ekonomi politikasıdır. Dünya, önümüzdeki yıllarda trilyonlarca dolarlık iklim yatırımı yapacak. Asıl soru şudur: Bu yatırımların ne kadarı Antalya'ya gelebilecek? COP31'de finansman konuşulacak. COP'ta kimse salonlarda para dağıtmıyor. Ancak uluslararası kalkınma bankaları, yatırım fonları, özel sermaye kuruluşları ve teknoloji şirketleri aynı ekosistemde buluşuyor. Eğer siz yatırım yapılabilir projelerle masadaysanız, finansmana erişim ihtimaliniz ciddi şekilde artıyor.’’
Antalya hazır mı?
COP 31’e ev sahipliği yapacak Antalya’nın bu uluslararası finans kaynaklarından yararlanması konusunda hazır olmadığına dikkat çeken Cem Arüv, ‘’Antalya bu konuda tam hazır değil. Çok değerli fikirlerimiz var, güçlü kurumlarımız var, ciddi bir teknik bilgi birikimimiz var. Ancak bunları uluslararası finans kuruluşlarının beklediği formatta yatırım projelerine dönüştürmemiz gerekiyor. Biz mühendislik projeleri hazırlıyoruz ama artık buna ilave olarak ‘yatırım yapılabilir proje’ hazırlamamız gerekiyor. Bir başka ifadeyle teknik olarak doğru olan projeleri, ekonomik, çevresel ve sosyal etkileri hesaplanmış finansman dosyalarına dönüştürmeliyiz’’ dedi.
Antalya STK Platformu
İklim değişikliği ve çevre sorunlarına karşı kentte ortak akıl oluşturmak için Antalya Sivil Platformu oluşturduklarını anlatan Arüv, şöyle devam etti:
‘’Antalya Sivil Platformu'nu tam da bu anlayışla kurduk. Amacımız yalnızca sorunları konuşmak değil; ortak aklı oluşturmak. Platform bünyesinde üniversiteler, meslek kuruluşları, iş dünyası ve uzmanlarla birlikte Antalya'nın iklim değişikliği karşısındaki önceliklerini Su Yönetimi, Enerji ve Karbon Azaltımı, Sürdürülebilir Turizm, Sürdürülebilir Ekosistem ve Tarım ve Dirençli Kentleşme olmak üzere beş ana başlık altında çalışıyoruz. Hazırlayacağımız raporun amacı sadece mevcut durumu tespit etmek değil; Antalya'nın önümüzdeki 20-30 yılına yön verecek yatırım alanlarını belirlemek. Bu rapor tamamlandıktan sonra Antalya'nın İklim Finansmanı Proje Portföyü hazırlanmalı. Yani artık sorunları anlatan raporlardan, çözümü finanse edilebilecek yatırım projelerine geçmeliyiz.’’
"Antalya’nın yatırım kataloğu olacak"
Bu yatırım projelerinin yer aldığı portföyün, Antalya'nın yatırım kataloğu olacağını anlatan Arüv, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Bu portföy, su, enerji, turizm, sanayi, tarım, kıyılar ve şehircilik alanlarında uluslararası finansman kriterlerine uygun, uygulanabilir projelerden oluşacak. Bu projeleri hiçbir kurum tek başına hazırlamamalı. Valilik, belediyeler, üniversiteler, odalar, sivil toplum, özel sektör ve mühendislik şirketleri aynı vizyon etrafında buluşmalı. İklim değişikliği tek bir kurumun çözebileceği bir konu değildir.’’
"Su bağımsızlığı önemli"
Önümüzdeki yıllarda suyun, enerji kadar stratejik bir kaynak olacağına dikkat çeken Cem Arüv, gelecekte, bir turizm tesisinin yalnızca belediye şebekesine bağlı olmasının yeterli olmayabileceğini söyledi. Arüv, ‘’Bunun için deniz suyundan su üretimi, yağmur suyu hasadı, atıksuyun geri kazanılması ve akıllı su yönetimi konusunun birlikte ele alınmalı. Bu yalnızca çevre yatırımı değil; işletmenin geleceğini güvence altına alan bir dayanıklılık yatırımıdır’’ diye konuştu.
Su Dayanıklı Turizm Bölgesi
Hazırlanan projelerin uluslararası finansman bulabileceğini ifade eden Arüv, şunları kaydetti:
‘’Çünkü uluslararası finans kuruluşları artık yalnızca gelir tablosuna bakmıyor. Su tasarrufu, karbon azaltımı, iklim riskinin azalması, kaynak verimliliği, toplumsal fayda, dayanıklılık gibi kriterler yatırım kararlarında önemli rol oynuyor. Antalya dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri. Bence Antalya, dünyanın ilk ‘Su Dayanıklı Turizm Bölgesi’ olmayı hedeflemeli. Bu hem çevresel hem de ekonomik açıdan çok güçlü bir marka değeri oluşturacaktır.
"Şirket olarak çözüm ortağı olmak istiyoruz"
Kendi şirketinin geleceğini çizmek istediklerini anlatan Arüv, ‘’Biz artık yalnızca çevre mühendisliği yapan bir şirket olmak istemiyoruz. Hedefimiz, yatırım yapılabilir iklim projeleri geliştiren, uluslararası finansman standartlarına uygun dosyalar hazırlayan, teknik uygulamayı yöneten, performansı izleyen, uzun vadeli çözüm ortağı olan bir yapı kurmak. Biz kredi pazarlayan bir firma değiliz. Bizim işimiz yatırımcının güvenle yatırım yapabileceği projeleri geliştirmek. Finansmana hazır proje üretmek. İyi proje varsa finansman yolu zaten açılır.’’
Antalya’nın öncelikli yatırım alanları
Antalya’nın iklim ve çevresel öncelikli yatırımlarını da anlatan Cem Arüv, şöyle konuştu:
‘’Su güvenliği, döngüsel su yönetimi, karbon nötr turizm, yeşil sanayi, iklim dirençli şehirler, kıyı ve deniz ekosistemleri, doğa temelli çözümler, bunların tamamı hem Antalya'nın ihtiyaçlarına hem de uluslararası yatırım önceliklerine uyuyor. Turizm, tarım, sanayi ve doğal zenginliklerin aynı şehirde bulunması Antalya için avantaj. Antalya geliştirilecek çözümlerin gerçek ölçekte uygulanabileceği bir "yaşayan laboratuvar" olabilir. Başarılı modeller daha sonra Türkiye'nin diğer şehirlerine ve Akdeniz havzasına yayılabilir.’’
"Hiçbir kurum tek başına başarılı olamaz"
Antalya’nın yatırım projelerini bu süreçte hiçbir kurumun tek başına başaramayacağını ifade eden Arüv, ‘’Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum aynı masada oturmalı. Çünkü iklim değişikliği ortak akıl gerektiriyor. İklim yatırımlarını bir maliyet olarak görmeyin. Bunlar rekabet gücünü artıran, işletmeleri geleceğe hazırlayan stratejik yatırımlardır. Önümüzdeki yıllarda finansmana erişimde de sürdürülebilirlik önemli bir kriter olacak’’ dedi.
COP31 sonunda Antalya ne kazanacak?
COP 31 sonunda Antalya’nın mutlaka bir kazanım sağlamış gerektiğine dikkat çeken Cem Arüv sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Benim hayalim birkaç günlük başarılı bir organizasyon değil. COP31 sonrasında uluslararası finansman çekebilen, yatırım yapılabilir proje portföyünü hazırlamış, pilot uygulamalarını başlatmış, Akdeniz'in sürdürülebilir şehirlerinden biri haline gelmiş bir Antalya görmek istiyorum. Asıl başarı budur. COP31 bittiğinde Antalya'nın ortak akılla hazırlanmış bir iklim stratejisi, uluslararası standartlarda bir yatırım proje portföyü, finansmanla eşleşmeye hazır projeler, kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplumun birlikte çalıştığı kalıcı bir yönetişim modeli olursa, COP31 sadece başarılı bir organizasyon olarak değil, Antalya'nın yeni kalkınma hikâyesinin başlangıcı olarak tarihe geçecektir. Ben bu vizyonu ‘Antalya İklim Finansmanı Girişimi’ olarak görüyorum. İklim değişikliğini yalnızca konuşma zamanı değil; birlikte proje geliştirme, birlikte yatırım üretme ve birlikte geleceği inşa etme zamanıdır.’’