Japon yeni, uzun süren değer kaybının ardından yeniden yatırımcıların radarına girdi. Japonya Merkez Bankası’nın bu yıl faiz artırımlarını hızlandırabileceği beklentisi, para biriminin dolar karşısında 160 seviyesinin üzerinden 157,6 seviyesine kadar güçlenmesini sağladı. Yen yalnızca dolar karşısında değil, euro ve sterlin karşısında da değer kazanıyor.
Yendeki hareketin arkasında yalnızca para politikasına ilişkin beklentiler bulunmuyor. Yatırımcılar, Japon hükümetinin kur piyasasına yeniden müdahale edip etmeyeceğine ilişkin sinyalleri de yakından takip ediyor. Temmuz ve ağustos aylarında Japon ve ABD makamlarının gerçekleştirdiği nadir ortak müdahale sonrasında yen yaklaşık 155 seviyesine kadar güçlenmiş, ancak daha sonra yeniden 160 seviyesine yaklaşmıştı.
Bu nedenle son hareket, piyasalarda “yen için yeni bir dönemin başlangıcı mı?” sorusunu da gündeme getirdi.
Şahin cephe halen azınlıkta
Japonya Merkez Bankası yönetim kurulundaki şahin üyelerden Hajime Takata’nın faiz politikasına ilişkin son mesajları da beklentileri hareketlendirdi. Takata, eylül ayında 50 baz puanlık bir faiz artışının veya ekim ayında art arda sıkılaştırma adımlarının mümkün olabileceğine işaret ediyor.
Ancak Takata, kurul içerisindeki üç şahin üyeden biri ve hâlâ azınlıkta. Daha hızlı bir sıkılaşmadan yana olan Takata, politika faizinin nötr seviyeye doğru daha çabuk taşınmasını savunuyor.
Eylül ayında faiz artırımı gelmesi, hazirandaki sıkılaştırmanın ardından Japonya Merkez Bankası’nın faiz artışlarının hızını artırması anlamına gelecek. Ancak piyasanın önemli bölümü, olası bir eylül artışının ardından bankanın özellikle zayıf iç tüketimin seyrini görmek için yılın geri kalanında bekleyeceğini düşünüyor.
En önemli engel Fed Yenin güçlenmesi, Japonya’nın uzun süredir mücadele ettiği zayıf para birimi sorununu tersine çevirebilecek bir hareket olarak görülüyor. Ancak ABD Merkez Bankası’nın daha şahin bir çizgiye yönelmesi, yenin önündeki en önemli engellerden biri.
Şahin Fed, ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının hızlı kapanmasını önleyerek dolar/yen paritesinin yeniden 160- 162 bandına yönelmesine neden olabilir. Dolayısıyla yen üzerindeki baskının kalıcı biçimde kırılması yalnızca Tokyo’nun faiz politikasına değil, Washington’daki para politikasına da bağlı olacak.
Öte yandan Japonya’nın 30 yıllık devlet tahvillerinin son ihracının başarılı geçmesi de tahvil piyasasında hafta boyunca yaşanan satış baskısının yarattığı endişeleri hafifletti.
Bu gelişme, yenin güçlenmesine eşlik eden finansal istikrar açısından da piyasaya nefes aldırdı.
Euroda enerji ve Fed baskısı
Yatırımcı için Yen’in popüleritesi artarken euro üzerinde ise aşağı yönlü baskı yaşanıyor. Yüksek enerji fi yatları ve daha şahin bir Fed beklentisi, euro/dolar paritesini aşağı çekiyor. 1,1565- 1,1570 seviyesinin altında kalınması halinde paritenin 1,1520 bölgesine gerileyebileceği, ay sonunda ise 1,15 seviyesinin gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Enerji fi yatlarındaki yükseliş, Avrupa Merkez Bankası’nın sıkılaşma beklentilerini de yukarı taşıyor. Piyasalar gelecek yaza kadar yaklaşık 80 baz puanlık ek faiz artışını fi yatlarken, analistler bu beklentinin gerçekleşme ihtimalini düşük buluyor.
Japon parası 3 faktörü izliyor!
Yen açısından yeni denklem üç başlıkta şekilleniyor: Japonya’da faiz artışı beklentisi, olası hükümet müdahalesi ve Fed’in faiz politikası.
Japonya’nın daha hızlı sıkılaşması yene destek verirken, ABD’de faizlerin yüksek kalması bu kazanımları sınırlayabilir. Buna hükümetin yeniden müdahale ihtimali eklendiğinde, 160 seviyesinin psikolojik önemi daha da artıyor.
Yatırımcılar için asıl soru ise yendeki son güçlenmenin geçici bir müdahale beklentisi mi, yoksa Japonya’nın uzun süredir devam eden düşük faiz döneminden çıkışının kalıcı bir sonucu mu olacağı.