Türkiye bugüne kadar Yunanistan’dan hiç toprak istememişse, böyle bir ülkeyle rekabetçi ilişkiler değil işbirliğini öngören ilişkiler geliştirmek daha makul gözüküyor.
Bugünlerde Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de kıyısı olan bazı devletler tarafından kuşatıldığına ilişkin yaygın değerlendirmeler yapılıyor. Özellikle İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’ın bir ittifak kurarak Türkiye’yi Doğu Akdeniz’in dışında tutmak istediklerinden söz ediliyor. Bay Netanyahu’nun Türkiye’yi sevmediği, İsrail’in düşmanı olarak gördüğü bir sır değil. Kıbrıs Rum kesimi zaten Ada’nın kendisine ait olduğunu, Türklerin ise sayıları giderek azalacak bir azınlıktan ibaret olması gerektiğini düşündüğünden, Türkiye’ye zarar vereceğini düşündüğü her işe girmeye hazır; böylece Türkiye’nin KKTC’yi koruma gücünün zayıflayacağını ümit ediyor. Sanıyorum şaşırtıcı olan, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak ve sorunlarını barışçıl yoldan çözmek istediğini beyan eden Yunanistan’ın da bu Türkiye aleyhtarı kervana katılması.
Yunanistan’ın ‘güçlü Türkiye’ endişesi ilginç
Yunan hükümetinin Türkiye’ye karşı yürüttüğü siyaset bazen eğer Türkiye’ye karşı sert bir direnme cephesi kurulmazsa Yunanistan’ı bir dakikada yutacağına inanan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın ısrarlarıyla açıklanıyor. Her ne kadar Bay Dendias Yunanistan’ın güvenliğinin Türk savunmasının etkisizileştirilmesine bağlı olduğunu düşünse de Yunan siyasetinde herkesin Türkiye ile dostluk isteyip bir tek onun Türk aleyhtarlığı yaptığını düşünmek yanıltıcıdır. Bugünkü Yunan yönetiminin genellikle Türkiye’ye dostça yaklaşmadığı söylemek daha doğru olacaktır.
Güçlü bir Türkiye, Yunan hükümetlerini her zaman endişeye sevk etmiştir. Bu tutum ilginçtir çünkü Türkiye, İstiklal Harbi’nden sonra Yunanistan’ın toprak bütünlüğüne daima saygı göstermiştir. Hatta, okuyucuların da hatırlayacağı gibi, iki ülke nüfus mübadele etmişler, böylece bir tarafta yaşayıp öbür tarafın beşinci kolu gibi algılanan bir yapının oluşmasını engellemişlerdir. Türkiye kendi sahiline yakın adaların silahlanmamasını anlaşmaya bağlamışsa da Yunanistan antlaşma koşullarını ihlal ettiğinde protesto etmekle yetinmiş, adaların kime ait olduğunu sorgulamamış, silahlanmaya karşı askeri bir tedbir almamıştır.
Bu durumda, Yunanistan’ın Türkiye’nin kendi güvenliği için aldığı tedbirleri etkisiz kılma girişimlerini bu ülkenin ruh haliyle ilişkilendirmek daha doğru olacaktır. Yunanistan, nüfusu 10 milyon civarında gidip gelen, küçük bir ülkeyken, Türkiye, nüfusu 80 milyonu aşan orta boy bir ülkedir. Bir ülkenin kendisinden sekiz defa daha büyük bir komşudan rahatsızlık duyması anlaşılabilir. Ancak, mukayese burada da bitmiyor. Türkiye, Avrupa ile Asya’yı birleştiren büyük bir alanı işgal etmekte, ayrıca Karadeniz-Akdeniz arasındaki geçidi de kontrol etmektedir. Sanayileşmektedir. Savunma sanayii her yıl daha ileriye gitmekte, dünyada adı geçen bir silah imalatçısı ve satıcısı olmaktadır.
Siz olsanız, böyle bir komşu hakkında neler hissederdiniz? Psikolojiniz başkalarıya ittifak yapıp komşunuzu denetlemenizi teşvik edebilir ama mantık sizin başka şekilde ilerlemenizi de önerebilir. Eğer Türkiye bugüne kadar Yunanistan’dan hiç toprak istememişse, böyle bir ülkeyle rekabetçi ilişkiler değil işbirliğini öngören ilişkiler geliştirmek daha makul gözüküyor. Bu tercih özellikle rekabetçi ilişkiler yürütmek için başkalarıyla ittifaklar kurmanız gerektiği hallerde daha da önem kazanıyor. Yunanistan Birinci Dünya Savaşı sonrası ittifak kurarak Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde bir Yunan devleti kurmaya girişti. Savaşı kaybetti. Hiçbir müttefiki de onun yardımına koşmadı.
İsrail’de farklı bir hükümet, Türkiye ile ilişkileri iyileştirebilir
İsrail ve Rum Kıbrıs’la ittifak kurarak Türkiye’yi kuşatmaya çalışmanın da başarı şansı pek yüksek değildir. Evet, İsrail’in şu anda Türkiye ile ilişkileri berbattır ama bu durumu ülkeden ziyade Netanyahu hükümetine atfetmek doğru olur. Örneğin yarın İsrail’de çözümün iki-devlet esasında aranması gerektiğini ileri süren bir hükümet göreve gelirse, ilişkiler hızla iyileşebilir. Türk tarafında da hükümetin değişerek Hamas’ın desteklenmesinden vazgeçilmesi ilişkilerin iyileşmesine olanak verebilir.
Yunanistan, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde çok etkili bir konumda olduğunu düşünebilir. Bu fikre de çok güvenmemeli çünkü Avrupa savunması AB dışında planlanabilir, Türklerin katılmasına Yunan endişelerinden daha fazla önem verilebilir. Belki hatırlanmasında fayda olan bir husus daha var: AB şu anda küçük üyelerin kurumu mefluç hale getirmelerine karşı zaten arayış içindedir. Eğer çabuk karar alarak hareket etmek istiyorsa, bir yol da bulunacaktır.
Yunanistan’ın hatırlaması zor olmayan bir gerçek, Mısır ile kurduğu iyi ilişkilerin, Mısır’ın Türkiye ile iyi ilişkiler kurma gayretini engelleyemediğidir. Yunanistan’ın Türkiye ile dostane olmayan ilişkilerden sağladığı bir menfaat bulunmuyor. Dolayısıyla, Türkiye’yi durdurmaya çalışması kendi ayağına ateş etmesini andırıyor ki, bunu yapması için bir sebep yok.