30 yıldır hayatımızda olan Gümrük Birliği anlaşması, AB ile mal ticaretimizi 210 milyar Euro bandına taşıdı ama artık yetmiyor; güncellenmedikçe belirsizlik ve uyum maliyeti bilançoya yazılıyor. Üstelik 2016 yılında AB Komisyonu’nun önerdiği, “Gümrük Birliği modernizasyonu olursa iyi olur” noktasını da çoktan geçtik. Çünkü Gümrük Birliği artık, bu yeşil dönüşüm çağında Avrupa pazarına erişimin yeni işletme standardını tanımlayan bir çerçeve ile rekabetçiliğin gereği.
Çok geçmişe gitmeye de gerek yok. Son beş yılda pandemi, jeopolitik gerilimler, korumacılık ve ikiz dönüşüm ticaretin kurallarını değiştirdi. 30 yıllık bir çerçevenin bugünün hızına yetişmesi mümkün değil. Bugünkü haliyle sanayi ürünlerinde güçlü bir temel sağlasa da kapsam genişlemesi ve işleyişin iyileştirilmesi şart. Bu modernizasyonun operasyonel faydası öncelikle kota/taşıma kısıtları ve teknik engeller gibi sorunların çözümünü hızlandırarak belirsizliği ve maliyetleri azaltması olur. Uyuşmazlıkların çözümü ve sürdürülebilir kalkınma gibi alanların iyileştirilmesi dışında sanayi ürünlerine ek olarak hizmetler, kamu alımları ve tarım alanlarında kapsamın genişletilmesi de ikili ticareti kayda değer artırır. Ancak modernizasyon geciktikçe Türkiye değer zincirlerinde pozisyon kaybeder, yeni standartlara yetişmeye çalışan bir oyuncu olur.
Yeşil dönüşüm odağında olmazsa olmazlar
Gümrük Birliği’nde ele alınması gereken onlarca konu olsa da biz işin yeşil dönüşüm tarafına odaklanalım. Yeşil dönüşüm sadece mal ihracatı olmadığından da ilk olarak hizmet ihracatına bakalım. Çünkü bu konu sadece dış ticaret hacmini artırmakla kalmayacak, Türk şirketlerinin ciro artışlarıyla daha hızlı ve etkin büyümesine fırsat verecek. Ölçek ekonomisinin etkisiyle küresel pazarda daha rekabetçi firmalarımız olacak. Enerji hizmet şirketleri, projelerde görev alan ölçme-doğrulama şirketleri, dijital enerji yönetim hizmeti sunan şirketler, karbon muhasebesi alanında faaliyet gösteren şirketler ve sürdürülebilirlik çalışmaları yürüten şirketler için büyük fırsatlar barındırıyor. Benzer şekilde kamu alımları tarafında da yeşil satın alma ile dev pazar fırsatı, bu alanda çalışan tüm şirketleri yakından ilgilendiriyor.
AB’de ürün kuralları hızla dijitalleşiyor, ürünün kimliği gibi bir dijital veri dosyası oluşuyor. Bugün SKDM ile birlikte sınırdan sadece ürün değil, ürünün gömülü emisyon bilgisi de geçiyor. Bu yüzden e-belge, izlenebilirlik, veri paylaşımı ve sadeleşmiş süreçler modernizasyonun ayrılmaz parçası olmalı. Dijital altyapı ve veri standartlarının oluşturulmasıyla ürün bazlı emisyon verisinin ortak formata taşınması, AB ile ticaretimizin sürdürülebilir büyümesini sağlar. Aynı şekilde AB, ürünün karbon bilgisini tedarik zincirinin her halkasında aynı dilde ve doğrulanabilir şekilde görmek istediği için izleme-raporlama-doğrulama (MRV) sisteminin standartlaştırılması, potansiyel uyumsuzlukları ve buna bağlı riskleri ortadan kaldırır. Bunların yanında tedarik zinciri beyanları ve standartların uyumlaştırılması net bir çerçeveye bağlanırsa hem şirketlerin veri disiplini ile uyumu hem de sağlanacak kanıtlı verilerle finansmana erişimi kolaylaşır.
Diğer önemli konu ise rekabetçiliğin sigortası niteliğindeki karbon fiyatlama/Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) uyumu ve karşılıklı tanıma. Türkiye’de ETS’nin devreye girmesi ile birlikte sanayimizin aynı emisyon için çifte bedel ödeme riski azalacak. Dolayısıyla şeffaf ve kanıta dayalı AB ETS sistemine uyumlaştırma kritik öneme sahip; yani tarafların birbirlerinin sistemini tanıması, uyumlaştırması ve muhasebe kuralları ile netleştirmesi hem ticareti kolaylaştıracak hem de ilgili riskleri bertaraf edecektir.
Giderek önem kazanan döngüsel ekonomi alanında ise eko-tasarım, geri dönüştürülmüş içerik, atık/ yan ürün kullanımı ve ürün pasaportu gibi konularda ticari teknik engel olmadan uyum yol haritalarının netleştirilmesi önemli. Yeşil hidrojen/elektrik içinse yenilenebilir enerjinin izlenebilirliği ve kaynak garanti belgesi (GoO) gibi enstrümanların ele alınması gerekiyor.
Yarın çok geç olacak
Gümrük Birliği modernizasyonu Türk sanayisinin Avrupa’daki yeşil değer zincirlerinde kalıcı yer tutmasının aracıdır. Modernizasyonun eksiksiz ve önümüzdeki 30 yılı kapsayacak şekilde hızlıca tamamlanması sadece AB ile olan ticaret hacmini büyütmeyecek aynı zamanda hizmet üreten firmalarımızın da sürdürülebilir büyümelerine ve küresel oyuncu olmalarına fırsat yaratacaktır. Böylece yeşil dönüşüm şirketler için bir endişe kaynağı olmaktan çıkar, yönetilebilir bir rekabetçilik programına dönüşür.