Dönüşüm doğası gereği zordur. Alışkanlıklardan sıyrılıp yeni bir düzene uyum sağlamak çoğu zaman sancılıdır. Yeşil dönüşümde ise kapsamı ve hızı nedeniyle bu zorluğu daha da yoğun hissediyoruz. Bu süreçte sivil toplum kuruluşları; savunuculuk yapmak, farkındalık yaratmak, demokratik katılımı güçlendirmek, izlemek ve sosyal denetim sağlamak gibi pek çok kritik role sahip. Ancak son yıllarda sahada gözlemlediğim bir gerçek var: Yeşil dönüşümde sorun, iyi niyetle başlayan çabaların etkisini azaltma riski taşıyan ‘etkinlik enflasyonu’.
Benzer başlıklar, benzer konuşmacılar…
Yeşil dönüşüm, ana gündem maddelerinden biri oldukça bu alanda çalışan STK sayısı da doğal olarak arttı. İş dünyasını temsil eden kuruluşlar da komisyonlar ve çalışma grupları kurarak odağını genişletti. Bu gelişme kıymetli fakat beraberinde yeni bir tablo doğdu. Türkiye genelinde neredeyse her gün, hatta aynı gün içinde birden fazla benzer başlıkta etkinlik düzenleniyor. Son iki haftada sadece benim altı farklı organizasyonda konuşmacı olmam, bu yoğunluğun sahadaki yansımasını çok net gösteriyor. Yollardayken bir kez daha düşündüm: Bu tempo, uzun vadede etkiyi büyütüyor mu, yoksa enerjimizi bölüp azaltıyor mu?
Etkinlik sayısı artınca etki neden düşüyor?
Amacım, bu alandaki potansiyeli daha üst seviyeye çıkarma fırsatını konuşmak; sert bir eleştiri yapmak değil. Çünkü etkinliklerin sayısı arttıkça bazı yapısal sorunlar birikiyor.
Öncelikle ilgi bölünüyor. Aynı hedef kitleye benzer içerikler birkaç kanaldan aynı anda sunulduğunda katılım düşüyor, etkileşim azalıyor. İkinci olarak, kısıtlı gelirle çalışan STK’lar aynı sponsorlara benzer dönemlerde benzer taleplerle gidiyor. Bu durum hem STK’ların kaynak yaratmasını zorlaştırıyor hem de sponsor bütçelerini ‘mikro parçalar’a bölerek toplam etkiyi azaltıyor. Üçüncü olarak, sınırlı bütçelerle düzenlenen ve yeterince ses getirmeyen etkinlikler çoğalıyor. Etkinlik sonuçları sponsor beklentisini karşılamadığında ise bir sonraki etkinliğin finansmanı daha da zorlaşıyor.
Bir başka kritik başlık da insan kaynağı. Konuların sınırlı sayıdaki uzmanı, kendi iş ve sosyal hayatından feragat ederek bu takvimi yetiştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Sonuçta hem maddi hem manevi bir verimsizlik oluşuyor. Aynı konular tekrar tekrar konuşuluyor fakat beklenen ölçekte çıktı üretilemiyor. Uzmanların konularına çalışarak daha derinlemesine değerlendirmelerde bulunma imkanları da zaman fakirliğinden kısıtlanıyor. En acı tarafı ise kaynak israfı ki bu aslında yeşil dönüşümün ruhuna da ters.
Çözüm: Koordinasyon ile etkiye odaklanmak
Buradan çıkış, daha akıllı ve daha koordineli çalışarak mümkün. Benim önerim, sivil toplum kuruluşlarının ortak akıl ve birlikte çalışma kültürüyle benzer başlıklardaki etkinlikleri birleştirerek sadeleştirmesi. Böylece dağınık kaynaklar bir araya gelir, ölçek büyür, daha güçlü içerik, daha iyi iletişim ve daha yüksek etki üretmek mümkün olur.
Bu yaklaşımın üç somut karşılığı var. Birincisi, ortak bir takvim ve konu haritası ile aynı döneme yığılma önlenir, uzman ve katılımcı kapasitesi daha verimli kullanılır. İkincisi, ortak ev sahipliği modeliyle benzer amaçları olan kurumlar aynı etkinliğe güç birliği yaparak imza atabilir. Üçüncüsü ise çıktı odaklı tasarım yaklaşımı yani panel düzenlemek tek başına amaç olmamalı; etkinlik sonunda ortaya somut bir ürün koyabilmeliyiz. Örneğin ortak bir politika notu, sektör rehberi, uygulama kontrol listesi, pilot proje havuzu ya da izleme raporlama çerçevesi. Böyle bir çıktıyı koyduğunuzda, etkinlik ‘anlık görünürlük’ ötesinde kalıcı değer üretir.
TÜRKONFED olarak ilk adımı attık
Bu yaklaşımın sadece bir fikir olarak kalmasını istemiyoruz. Bu çözümün ana unsuru iyi bir iletişim. Bu amaç doğrultusunda iş dünyasının çatı kuruluşu sorumluluğunu taşıyan -benim de Başkan Yardımcılığı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanlığı görevlerini üstlendiğim- TÜRKONFED olarak ilk adımı attık ve yeşil dönüşüm alanında çalışan STK’larla görüşerek gözlemimizi paylaştık. İş dünyasının çatı sivil toplum kuruluşu olarak koordinasyona yardımcı olabileceğimizi, ortak zeminde buluşmayı kolaylaştırabileceğimizi dile getirdik ve pozitif dönüşler aldık.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım, henüz ulaşamadığımız diğer STK’ların da bu fırsatı görmesi ve benzer koordinasyon girişimlerinin de kendi alanlarında bu tür iş birlikleri yapmalarına, farklı modeller geliştirmelerine katkı sunmak.
Son söz
Yeşil dönüşümde asıl ihtiyaç daha güçlü etki. Kaynakların birleştiği, takvimin ortak akla hizmet ettiği ve çıktının ölçüldüğü bir modele ihtiyacımız var. Koordinasyon kimsenin alanını daraltmaz; tam tersine herkesin etkisini büyütür. Yeşil dönüşümde asıl rekabet, aynı kaynakla daha fazla etki üretebilmektir.