Seza Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık’a göre iş dünyasını “dayanıklılık mühendisliği” çağı bekliyor. Jeopolitik risklerden enerji ve iklim baskısına, verimlilik krizinden yetenek dönüşümüne uzanan yeni dönemde şirketleri dirençleri kurtaracak.
Seza Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, iş dünyasının bu yıl yalnızca büyüme beklentileriyle değil, değişen kuralların yarattığı çok katmanlı risklerle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Açık’a göre küresel ticaretin jeopolitik eksene kayması, enerji ve iklim kaynaklı maliyetler ile yapay zekâ kaynaklı verimlilik farklarının hızla açılması, şirketlerin rekabet stratejilerini kökten değiştiriyor. Açık, iş dünyasında oyunun kurullarının da net bir şekilde değiştiğine dikkat çekerek, “Yeni ekonomi hızlıyı değil dayanıklıyı ödüllendiriyor” diyor.
2026’ya ilişkin ilk beklentilerin daha yumuşak bir ekonomik tablo yönünde olduğunu hatırlatan Açık, bugün gelinen noktada risklerin büyüme-yavaşlama ekseninden çıkarak oyunun kurallarını değiştiren bir zemine taşındığını vurguluyor. Ticaretin giderek jeopolitiğe bağlandığı yeni dönemde gümrük vergileri, menşe kuralları, yaptırım riskleri ve kritik ürün listelerinin belirleyici hale geldiğini belirten Açık, “Artık ‘müşteri buldum’ demek yeterli değil. Hangi pazara, hangi regülasyon setiyle ve hangi tedarik zinciriyle girdiğiniz belirleyici” şeklinde konuşuyor.
Enerji ve iklim başlığı da iş dünyası açısından yeni maliyet kanalları yaratıyor. Açık’a göre risk yalnızca fiyat artışı değil; kesinti, tedarik kısıtı, sigorta maliyetleri ve su-enerji verimliliği yatırımları gibi kalemler şirket bilançolarını yeniden şekillendiriyor. Yapay zekâ konusunda ise yüzeysel “iş kaybı” tartışmalarının ötesine geçmek gerektiğini belirten Açık, asıl tehlikenin aynı sektör içindeki verimlilik farklarının çok hızlı açılması olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle şirketlerin tek pazara veya tek tedarikçiye bağımlılığı azaltması, nakit akışı simülasyonlarıyla finansal dayanıklılığı güçlendirmesi ve verimliliği insan-süreç-teknoloji üçgeninde yönetmesi gerektiğini vurguluyor.
Verimlilik krizi ve yetenek dönüşümü kapıda
Önümüzdeki beş yılda iş dünyasını zorlayacak üç ana başlığın başında verimlilik krizi geliyor. Açık, kalıcı ücret artışlarının geçici teşviklerle değil, çıktı başına daha fazla değer üreterek mümkün olacağını belirtiyor. Bunun için süreç tasarımı, otomasyon, veri disiplini ve nitelikli iş gücünün birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor. İkinci kritik başlık ise regülasyon ve standartların sertleşmesi. ESG ve sürdürülebilirlik kriterlerinin çoğu zaman yalnızca raporlama yükü olarak görüldüğünü ancak gerçekte pazara erişimin temel koşulu haline geldiğini söyleyen Açık, karbon ayak izi, izlenebilirlik ve tedarikçi uyumu gibi kriterlerin önümüzdeki dönemde iş dünyasının “normal dili” olacağını ifade ediyor.
Üçüncü başlık ise yetenek piyasasının yeniden yazılması. Gençlerin artık yalnızca iş değil; öğrenme hızı, anlam, esneklik ve adalet duygusu aradığını belirten Açık, şirketlerin ise hala sadakat beklentisiyle yönetim kurduğunu söylüyor. Bu gerilim çözülmezse çalışan devir hızının artacağını, kurumsal hafızanın aşınacağını ve rekabet gücünün görünmez şekilde zayıflayacağını ifade ediyor.
KOBİ’ler için rekabetin yeni dili
Anadolu’daki KOBİ’lerin küresel rekabete açılması için yapısal reformların şart olduğunu vurgulayan Açık, rekabetin dilinin ölçek, standart, finansman ve yetkinlik üzerinden kurulduğunu söylüyor. İlk reform alanı olarak teminata sıkışmayan finansman mimarisini işaret eden Açık, KOBİ kredilerinin verimlilik yatırımı, dijitalleşme ve ihracat kontratına bağlanarak tasarlanması gerektiğini ifade ediyor. Standart ve sertifikasyon altyapısının güçlendirilmesi de kritik başlıklar arasında. Pek çok KOBİ’nin sorununun ürün kalitesi değil belgelendirme ve denetim maliyeti olduğunu belirten Açık, bölgesel test ve sertifikasyon merkezlerinin bu bariyeri ciddi biçimde düşüreceğini vurguluyor. Kümelenme, lojistik ve satın alma gücünün artırılması ile mesleki eğitim ve mikro-sertifika programları da rekabet gücünü artıracak adımlar arasında yer alıyor.
Sanayi yatırımıyla bölgesel kalkınma
Kendi kariyer yolculuğunda en kritik kararın 2011’de akademiden ücretsiz izin alarak sanayi yatırımı yapmak olduğunu söyleyen Açık, bu kararla Seza Çimento’nun hayata geçtiğini anlatıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan en büyük ve en çevreci özel sektör yatırımlarından biri olan tesisin bugün yaklaşık 500 kişiye istihdam sağladığını ve dolaylı olarak 10 bin kişinin hayatına dokunduğunu belirtiyor.
“Satış büyürken dayanıklılık küçülmesin”
Prof. Dr. Yasemin Açık’a göre Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilir büyüme konusunda yaptığı en büyük hata büyümeyi satış artışıyla eşitlemek. Tahsilatın uzaması, stokların şişmesi, finansman maliyetlerinin artması ve insan kaynağının yıpranması durumunda şirketlerin büyüdüğünü sanırken aslında dayanıklılığını kaybedebileceğini vurgulayan Açık, sürdürülebilir büyümenin satıştan önce operasyonel kapasitenin büyütülmesiyle mümkün olduğunu söylüyor.
Yeni kuşak çalışanların iş dünyasını dönüştürdüğünü belirten Açık, gençlerin kariyeri unvanla değil öğrenme hızı ve anlamla ölçtüğünü ifade ediyor. Bu yaklaşım proje bazlı çalışma, yatay ekipler ve sürekli geri bildirim kültürünü güçlendirirken teknoloji okuryazarlığı beklentisini de artırıyor. Açık, şirketlerin bu dönüşümü “sabırsızlık” olarak değil, iş tasarımının yeniden kurgulanması gerektiğinin bir işareti olarak okuması gerektiğini vurguluyor. Açık, net bir şekilde.
Kız çocukları ve kadınlar için ortak akıl seferberliği
“Daha lise yıllarımda Türkiye Yardım Sevenler Derneği’nin Elazığ Şubesine üye oldum. O gün bugündür topluma fayda sağlayacak her çalışmada yer almaya gayret ettim. Elazığ İş Kadınları Derneği, Sigarayla Mücadele Derneği, TÜRKONFED ve FIRATSİFED, aktif olarak görev aldığım STK’lardan yalnızca birkaçı. Cumhuriyetimizin 100. yılında ise en büyük hayallerimden birini gerçekleştirmek için kız çocuklarını ve kadınları desteklemeyi amaçlayan Yasemin Açık Vakfı’nı kurduk. 2024’te başlattığımız Bölgesini Yaşatan Kızlar Burs Programımız ile genç kızların eğitim yolculuklarına destek olurken bölgelerine değer katacak bir neslin yetişmesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Kadın liderlikte “mekanik tıkanma”
Kadın liderlerin sayısındaki artışa rağmen karar mekanizmalarında yeterli temsilin sağlanamadığını belirten Açık, bunu yalnızca niyet eksikliğiyle değil “mekanik bir tıkanma” ile açıklıyor. Kadınların orta kademeye geldiğini ancak üst yönetime giden kritik eşiklerde takıldığını ifade eden Açık, özellikle kar-zarar sorumluluğu içeren pozisyonlara erişimin sınırlı olmasının üst yönetimde temsilin artmasını engellediğini söylüyor. Network ve görünürlük dinamiklerinin de fırsat eşitsizliğini kalıcılaştırabildiğini belirten Açık, bakım yükünün hâlâ bireysel tercih gibi görülmesinin kurumsal tasarım sorunu olduğunu vurguluyor. Çözüm olarak kar-zarar sorumluluğu dağılımının izlenmesi, terfi havuzlarının şeffaflaştırılması ve kurumların hayatın gerçekliğiyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Kadın girişimciler için üç kritik ihtiyaç
Kadın girişimcilerin en çok zorlandığı alanların başında bilgiye ve eğitime erişim geliyor. Finansal okuryazarlık, dijitalleşme ve tedarik zinciri yönetimi gibi konularda destek ihtiyacının yüksek olduğunu belirten Açık, mentörlük mekanizmalarının önemine dikkat çekiyor. Kadın girişimcilerin “aynı yoldan geçmiş bir yol gösterici” ihtiyacını sıkça dile getirdiğini söyleyen Açık, finansmana erişimin de en kritik destek mekanizmalarından biri olduğunu vurguluyor. Küresel ölçekte kadın girişimcilerin tedarik zincirinden aldığı payın yüzde 1 civarında olduğunu hatırlatan Açık, bu sorunun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını ifade ediyor. Bu tabloyu değiştirmek amacıyla hazırlanan Kadın- Erkek Eşitliğine Duyarlı Tedarik El Kitabı’nın uluslararası versiyonu için de çalışmalar sürüyor. Açık, bu rehberle kadın girişimcilerin küresel pazarlara erişim süreçlerinde somut bir yol haritası sunmayı hedeflediklerini belirtiyor.
Seza Çimento’da hedef: Düşük karbonlu ve dijital üretim
Seza Çimento, 2025 sonu itibarıyla günlük 5 bin 500 ton klinker ve 7bin 500 ton çimento üretimi gerçekleştirirken yıllık çimento üretim kapasitesi 2,3 milyon tona ulaştı. Avrupa ve Güney Amerika başta olmak üzere 22 ülkeye ihracat yapan şirketin büyüme stratejisinin merkezinde üretim ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak yer alıyor. Şirket, 2030’a kadar tamamen dijital, düşük karbonlu ve rekabet gücü yüksek bir üretim modeline geçmeyi hedefliyor. Yapay zekâ destekli üretim süreçleri ve otomatik yükleme sistemleri devreye alınırken Fırat Üniversitesi iş birliğiyle bir Ar-Ge merkezi kurulması planlanıyor. Yeşil dönüşüm kapsamında güneş enerjisi yatırımları öne çıkıyor. Fabrika yanında kurulan 17,6 MW AC kapasiteli GES ile elektrik ihtiyacının yüzde 30’u güneşten karşılanırken, planlanan 58,4 MW’lık yeni santral tamamlandığında fabrikanın tüm elektrik ihtiyacı temiz enerjiden sağlanacak. Şirket ayrıca yeşil çimento üretimini artırmayı ve klinker oranını düşürmeyi hedefliyor.
