Diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de mikro ölçekli sanayi girişimleri daha yüksek paya sahip; küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin payları daha düşük. Küçük olmanın birim maliyetlerden ihracat kapasitesine kadar çok sayıda dezavantajı var.
En küçüğünden en büyüğüne, 2015 yılında Türkiye’de imalat sanayisinde faaliyet gösteren toplam girişim sayısı 335 bindi. 2025’e gelirken bu sayı 144 bin artarak 479 bine ulaştı.
Soru şu: 479 bin, imalat sanayimizde faaliyet gösteren girişimlerimiz için yüksek bir sayı mı?
Bu soruya tek kelime ile “evet” ya da “hayır” demek yerine, konuya farklı açılardan bakmak gerekiyor.
Eğer bu kitle sektörlere rasyonel bir şekilde dağılmışsa ve sektörler arası ilişkiler etkin bir şekilde işliyorsa 479 bin rahatsız edici bir düzey değil. Ama bazı sektörlerde aşırı yığılma, bazılarında ihtiyaçtan az girişim varsa sektörlere göre dağılım Türkiye’nin o üründeki iç talep düzeyi ve küresel ticaret hacmi ile örtüşmüyorsa bir sıkıntıdan söz edilebilir. Bizdeki durum ikincisine daha yakın.
Konuya yaklaşmamız gereken ikinci bir boyut, 479 bin girişimin mikro-küçük-orta-büyük ölçek dağılımı. Detaylara girmeyeyim ancak diğer ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye’de mikro ölçekli sanayi girişimlerinin daha yüksek paya sahip olduklarına, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin paylarının daha düşük olduğuna şahit oluyoruz. Bu kadar küçük olmanın da birim maliyetlerden ihracat kapasitesine kadar çok sayıda dezavantajı olduğuna daha önceki yazılarda değinmiştim.
Bir verimlilik sorunu var
Üçüncü olarak, ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki imalatçı sayısını karşılaştırabiliriz. Buradaki durum biraz daha ilgi çekici. Mesela AB’de sanayinin en güçlü olduğu ülkelerden Almanya’da en büyüğünden en küçüğüne kadar imalat sanayisinde faaliyet gösteren girişim sayısı 200 bin civarında. Fransa’da aynı sayı 265 bin. Yani, Türkiye’deki sanayici sayısı Almanya ve Fransa toplamından fazla. AB’de en çok sanayi girişimine sahip ülke ise 350 bin ile İtalya. Bu ülkeler, Türkiye ile kıyaslandığında daha az sayıda girişim ile imalat sanayilerinde bizden daha fazla üretim yapıyorlar. Güney Kore’deki imalatçı sayısı 600 binin üzerinde. Sayıca bizden daha kalabalıklar ancak oradaki üretim düzeyi de bizim hayli üzerimizde. Dolayısıyla elimizde, en basit ifadeyle, bir verimlilik sorunu var.
Ne yapmak gerekiyor? Çok şey var elbette ama başlangıç olması için birkaç öneri paylaşayım…
1- Sanayide sektörler arası dağılımı yeniden planlamak.
2- Girişim sayısının yüksek olduğu ve bunun taleple örtüşmediği sektörlerden çıkış yapan girişimcilere yeni yol haritası sunmak.
3- Seçilmiş sektörlerde büyümeyi teşvik etmek. Mikrodan küçük ölçeğe, küçükten orta ölçeğe geçişi sağlamak.
4- Bazı sektörlerde şirket birleşmelerini kamu eliyle zorlamak.