COP30’un “uygulama on yılı” çağrısının ardından gözler şimdi Türkiye’de. COP30’un İcra Direktörü Ana Toni’ye göre mesele büyük vaatler değil; özel sektörü, belediyeleri ve sahadaki aktörleri dinleyerek engelleri kaldırmak. COP31, Türkiye için diplomatik bir vitrin değil, dönüşümü hızlandırma fırsatı.
Brezilya’nın ev sahipliği yaptığı COP30, iklim diplomasisinin yavaş ama vazgeçilmez gücünü yeniden hatırlattı. Zirveden çıkan mesaj: “Artık mesele büyük sözler değil, uygulama on yılı” oldu. Şimdi sahne, kararları hayata geçirecek ülkelerde. Kasım ayında COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye ise bu yeni dönemin sadece izleyicisi değil, aktörlerinden biri olmaya hazırlanıyor. Tam da bu eşikte, COP30’un İcra Direktörü olarak sürecin merkezinde yer alan Ana Toni, Sıfır Atık Vakfı’nın düzenlediği çalıştaylar kapsamında Türkiye’deydi. “Türkiye kuzey-güney, doğu-batı arasında stratejik bir konumda. Uzun ve derin bir tarihi var. Farklı görüşler arasında denge kurma deneyimi var. COP31 ev sahipliği sürecinde bu çok değerli olacak” yorumunu yapan Ana Toni’nin deneyimle kanıtlanmış önerileri de var Türkiye için: “Bu süreçte özel sektörü, belediye başkanlarını, valileri dinlemek gerekiyor. Yeşil dönüşümde onları neyin yavaşlattığını anlamalıyız. Rolümüz, bu engelleri kaldırmak ve uygulamayı hızlandıracak çözümler üretmek.” Küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, iklim kriziyle mücadelenin ne kadar mümkün olduğunu ve Türkiye’nin bu “uygulama on yılı”ndaki rolünü kendisiyle kapsamlı biçimde konuştuk.
COP30, “halkın COP’u” oldu
“Brezilya’da düzenlenen COP30’un başarılı sonuçlar verdiğine inanıyorum. Brezilya kendisi için üç öncelik belirlemişti: İklim çok tarafl ılığını güçlendirmek; insanlar için anlamlı bir COP düzenlemek ve uygulamayı hızlandırmak. Bu üç hedefi de yerine getirdiğimizi düşünüyorum. Zorlu jeopolitik ortamda 56 kararın oybirliğiyle alınması, çok tarafl ılığın güçlendiğinin açık göstergesi. 194’ten fazla ülke Belem’e geldi. Bu da önemli bir başarıydı. Zirve gerçekten ‘halkın COP’u’ oldu. Amazon’un ortasında düzenlenen bir zirvede, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar fazla yerli halk temsil edildi. Sokak gösterileri oldu. Özel sektör, yerel yönetimler ve farklı aktörler güçlü şekilde sürece katıldı.
Özel sektör sürece dahil oldu
“Uygulamanın hızlandırılması açısından da önemli gelişmeler yaşandı. COP’larda artık temel kararların çoğu alınmış durumda. Bu nedenle uygulamaya odaklanmak gerekiyor. Özel sektörün ve ‘istekliler koalisyonu’ dediğimiz pek çok gönüllü girişimin sürece dahil olduğunu gördük. Eylem gündemi yeni bir ivme kazandı. Her konuda oybirliği sağlanamasa bile ülkeler uygulamayı hızlandırabilir. Bunu COP30’da gördük. Ayrıca COP28’de kabul edilen ‘fosil yakıtlardan düzenli, adil ve eşitlikçi biçimde uzaklaşma’ kararının ardından, ilk kez bu konuda kapsamlı bir tartışma yapıldı. Fosil yakıtlar ve ormansızlaşma için yol haritası üzerine düşünmeye başlamamız gerektiği yönünde güçlü bir talep oluştu.”
İklim krizi ile mücadeleyi somutlaştıran adımlar atıldı
“COP30’da ‘Forest Forever Facility’ (Sonsuza Dek Orman Fonu) adını verdiğimiz yenilikçi bir ekonomik mekanizmayı başlattık. Bugüne kadar ayakta duran tropikal ormanları korumak yerine, kesilmiş ormanlara daha fazla ödeme yapılıyordu. Bu yeni araç, ayakta duran ormanları ekonomik olarak değerli kılmayı amaçlıyor. COP30’da birçok ülkenin desteğini aldık ve şu an yaklaşık 8 milyar dolarlık bir bütçeye ulaştı. Hedefimiz bunu daha da büyütmek. Karbon piyasaları, biyoekonomi, yeniden ağaçlandırma ve bozulmuş arazilerin rehabilitasyonu gibi alanlarda da ilerleme kaydedildi. Bunlar belki manşetlere taşınacak ‘büyük’ kararlar değil ama iklim krizi ile mücadeleyi somutlaştıran adımlar. Uygulama, mücadelenin en somut kısmı.”
Türkiye, somut başlıklara odaklanmaya istekli
“Türkiye’nin kendi önceliklerini Türk muhataplarımızdan duymak isteriz. Ancak okuduklarımdan gördüğüm kadarıyla Türkiye de Brezilya gibi uygulamayı hızlandırmaya ve somut başlıklara odaklanmaya istekli. Örneğin burada düzenlenen toplantı sıfır atık üzerineydi. Bu hem insanların günlük yaşamına dokunuyor hem iklim hem ekonomi açısından fark yaratıyor. Somut ve hissedilebilir bir konu. Türkiye’nin de insanların gündelik hayatında karşılığı olan başlıkları seçerek COP31’i anlamlı kılacağını düşünüyorum.”
Özel sektör dekarbonizasyonun tek yön olduğunu gördü
“Özel sektörün en çok istediği şey yön belirsizliğinin ortadan kalkması. Artık dekarbonizasyonun tek yön olduğu konusunda netlik oluştu. Şirketler iş modellerini bu yeni ekonomiye uyarlamak istiyor. Ancak sadece özel sektör değil; bilim insanları, yerel yönetimler, sivil toplum, yerli halklar da çok önemli. COP başkanları üzerinde büyük baskı vardır; herkes ‘ana öncelik nedir?’ diye sorar. Oysa COP’lar tek bir büyük konu değil; ulaşım, atık, döngüsel ekonomi, okyanuslar gibi birçok başlığın aynı yönde hareket etmesini sağlamaktır. Asıl mesele tüm bu küçük başlıkları aynı yöne yönlendirebilmek.
Uygulama on yılında’ COP’ların etkisi daha görünür olacak
COP’lar 195 ülkenin oybirliğiyle karar aldığı süreçlerdir; bu nedenle ilerleme genellikle küçük adımlarla olur. Ancak Paris Anlaşması’nın üzerinden 10 yıl geçti ve temel kararların çoğu alındı. Şimdi uygulama dönemi. Uygulama daha hızlıdır ve insanlara daha doğrudan yansır. Bugün birçok ülkede insanlar enerji türünü seçebiliyor, elektrikli araç tercih edebiliyor, gıda tercihlerinde ormansızlaşma kriterine bakabiliyor. Bu ürünlerin oluşması 10 yıl sürdü. Şimdi o kararların hayata geçtiğini görüyoruz. Bu nedenle önümüzdeki ‘uygulama on yılında’ COP’ların etkisi daha görünür olacak.
Toplumu sürece dahil etmek çok önemli
-“Brezilya için en önemli konu, ulusal toplumumuzu sürece dahil etmekti. Sadece ev sahibi olmak değil, bu toplantının önemini halka anlatmak istedik. Tarım sektörüyle, gençlerle, özel sektörle, şehirli nüfusla yakın çalıştık. Medya çok önemli rol oynadı. İklimle mücadele için COP’a gitmek gerekmez. Öğretmen, CEO ya da sıradan bir vatandaş olabilirsiniz; herkes katkı sunabilir. Küçük eylemlerin büyük fark yarattığını anlatmak çok önemli.”
COP, yıl boyu devam eden bir süreç
-“Organizasyon sürecinde bizim için en büyük zorluk lojistikti. Belem Amazon’da güzel ama küçük bir şehir. Yeterli otel yoktu. Büyük hazırlık yaptık. Jeopolitik ortamda farklı ülkelerle ortak zeminde buluşmak da zaman aldı. COP sadece iki haftalık bir toplantı değil; yıl boyu devam eden bir süreçtir.”
İklim değişikliği tüm krizlere rağmen gündemde
-“Jeopolitiğin oldukça zor bir dönemden geçtiği açık. Askeri savaşlar, ticaret savaşları, dünyanın farklı bölgelerinde pek çok gerilim yaşanıyor. Ancak COP30’da gördüğümüz gibi, tüm bu jeopolitik zorluklara rağmen 56 karar üzerinde oybirliğiyle uzlaşabildik. Bu çok önemli. Çünkü bu durum, jeopolitik gerilimler ne kadar artarsa artsın, iklim değişikliğinin önümüzdeki 100 yıl boyunca gündemde kalacak bir konu olduğunu gösteriyor. Jeopolitikteki zorluklar elbette dikkate alınmalı, ancak iklimle mücadele önceliğinin önüne geçmemeli.”
