Antalya’dayım. Hem havalimanında hem de kaldığım otelde “savaş, turizmi nasıl etkilemiş?” diye bakıyor ve sahadakilerle de konuşuyorum.
Savaşın başlangıcınan buyana geçen yaklaşık 1.5 aylık sürede turist sayısında geçen yılın aynı dönemine göre korkulduğu kadar büyük bir düşüş yok ama “bir miktar hız kesme” olduğu hemen fark ediliyor.
NBK Touristic Genel Müdürü Recep Yavuz’a göre her Nevruz Bayramı’nda Antalya’ya gelen 10-15 bin İranlı turist bu yıl mart ayında ABD ve İsrail saldırıları nedeniyle ülkemizin en önemli turizm merkezini ziyaret edememiş. Ardından nisan ayının ilk yarısındaki Paskalya tatilinde çocuklarıyla gelen Alman, Hollandalı, Belçikalı aileler de biraz savaşın yarattığı tedirginlik biraz da bilgilendirme eksikliği nedeniyle bu yıl yok. Yani savaş her yıl 17 milyon turistin ziyaret ettiği Antalya’da etkilerini göstermeye başlamış.
Yavuz’un anlattıklarından “enseyi karartmamak gerektiği” anlaşılmakla birlikte yılların turizmcisi “Dubai’ye gitmekten vazgeçenlerin Antalya’ya yönelecekleri” tezinin de doğru olmadığını düşünüyor. “İki farklı şehir ve iki farklı ürün var ortada” diyen Yavuz sözlerine şöyle devam ediyor: “Antalya her şey dahil uygulamasının geçerli olduğu, bunu en iyi uygulayan ve çocuklu ailelerin tercih ettiği bir destinasyon. Bu nedenle hep masada olacak. Dubai’ye ise ağırlıklı olarak alışveriş için gidiliyor. Mısır’a deniz için gidenlerin bir kısmı bize yönelebilir ama krizden karlı çıkacak olanlar Avrupa’nın en batısındaki Portekiz, İspanya, İtalya ve biraz da Yunanistan.”
Yavuz’a göre Avrupalı turist savaş nedeniyle şimdilik “bekleme moduna” girmiş bulunuyor. Avrupalı turistlerin yarısında fazlasının henüz rezervasyon yapmadığını belirten Yavuz şunları söylüyor: “Alman Dışişleri Bakanlığı’nın web sitesindeki Seyahat Güvenliği bölümünde en çok bakılan şehirler İstanbul ve Antalya. Turistler tatilde bir şey olur da ülkeme dönemezsem endişesi yaşıyor, rezervasyonlar beklemede".
Yavuz’un anlattıklarına ve ülkemize etkilerine bakınca aklıma “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkartamamış” şeklindeki atasözümüz geliyor. Ama işin kötü yanı dünyada kırk akıllı da yok artık.