Borsada yabancı yatırımcı ilgisinin azaldığından sıkça söz ediyoruz. Durum gerçekten de öyle. Kimse sermaye piyasasında “mıntıka temizliği”nden, ekonomide de enflasyon ve faizle ilgili olumlu gelişmelerden önce “bıyıklı” olanlarının dışında kayda değer bir yabancı girişi beklemesin. Ancak bazen tek bir yatırımcının adımı bile, raporlarda uzun uzun anlatılanlardan daha güçlü bir mesaj verebiliyor. Dünyanın en tanınmış yatırımcılarından Lübnan asıllı Meksikalı Carlos Slim'in son aylarda Turkcell'deki payını artırması da bunlardan biri. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yapılan bildirimlere göre hem Slim'in hem ailesinin hem de şirketlerinin Turkcell'deki payı mart sonunda yüzde 5,1 düzeyindeyken, haziran sonunda yüzde 6,4'e yükseldi. Alımların New York Borsası'nda işlem gören Turkcell ADR'leri üzerinden yapıldığı görülüyor. Bu oran bugün daha da yukarı çıkmış olabilir.
Carlos Slim sıradan bir finansal yatırımcı değil. Meksika'nın telekomünikasyon devi América Móvil'in patronu olan Slim, onlarca yıldır değeri düşük kaldığını düşündüğü şirketlere uzun vadeli yatırım yapmasıyla tanınıyor. Kısa vadeli fiyat hareketlerinden çok, şirketlerin gelecekte yaratacağı değere odaklanıyor.
Turkcell'in Slim için yalnızca bir borsa yatırımı olma ihtimali de düşük. Çünkü şirketin dijital dönüşüm projelerinde önemli rol üstlenen Etiya'nın en büyük ortağı Kanadalı Quebecor ile Slim'in hem ortaklığı hem de telekomünikasyon dünyasında yıllara dayanan iş ilişkileri var. Doğrudan bir ortaklık olmasa da aynı ekosistemin farklı halkalarında yer alan bu yapılar birbirini yakından tanıyor. Elbette Carlos Slim'in hisse alması tek başına Turkcell hisselerinin hızla yükseleceği anlamına gelmez. Bir yatırımcının tercihi hiçbir zaman kesin bir sonuç garantisi değildir. Ancak dünyanın en deneyimli telekom yatırımcılarından birinin, payını artıracak kadar Turkcell'e güvenmesi göz ardı edilecek bir gelişme de sayılmaz.
Türkiye sermaye piyasalarının uzun zamandır ihtiyaç duyduğu şey tam da bu: Şirketlerin günlük fiyat hareketleriyle değil, uzun vadeli potansiyelleriyle uluslararası yatırımcıların radarına girmesi. Carlos Slim'in yaptığı alımlar belki tek başına dengeleri değiştirmeyecek. Ama küresel sermayenin hâlâ Türkiye'de fırsat gördüğünü göstermesi bakımından önemli bir işaret niteliği taşıyor.