33. Avrupa Obezite Kongresi (ECO), 12–15 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Kongre’nin en ilginç yanlarından birisi de Avrupa’nın en obez ülkesinde yani Türkiye’de düzenlenmesi. Obezite, basitçe şişmanlık deyip geçiştireceğimiz bir olay değil. Çağımızın en önemli hastalıklarından obezite önemli sağlık sorunlarına neden olurken, ülke ekonomileri için de büyük yük oluşturuyor.
Hem beden hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyen obezite için boy ve kilo dengesini gösteren vücut kitle indeksine (BMI) bakılıyor. Beden ağırlığının (kilogram) boy uzunluğunun (metre) karesine bölünmesiyle ulaşılan indeks değerinin 18-25 arasında olması normal, 25-30 arası olması kilolu, 30 üzeri olması ise obez bireyi tanımlıyor. Değerin 40’ın üzerinde olduğu durumlarda kişi, cerrahi müdahale adayı morbid obez (yaşam süresini kısaltan obezite) sınıfına giriyor.
Bilime göre obezite yaşamı tehdit eden ve tedavi edilmezse yaşam süresini kısaltan bir hastalık. Kilo alındıkça yaşam kısalıyor. Araştırmalar BMI’nın 30-35’ler civarı olması durumunda yaşam süresinin üç, bunun üzerine çıkılması durumunda 8-10 yıl kadar kısaldığını olduğunu gösteriyor.
Türkiye, Avrupa’da obezite görülme sıklığı açısından birinci. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerde erişkin nüfusta obezlerin oranı yaklaşık yüzde 19,5-20. Türkiye’de ise yüzde 36'lık oranla her üç erişkinden birinden fazlası obeziteli. Avrupa’da lider, OECD’de ise ABD’nin ardından ikinciyiz.
Uluslararası sağlık örgütlerinin Türkiye için çizdiği 2023- 2060 yılına ilişkin gelecek senaryoları da oldukça alarm verici. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) destekli sağlık projeksiyon raporlarına göre, gıda politikaları ve kentsel yaşam standartları değiştirilmediği takdirde 2060’a gelindiğinde Türkiye nüfusunun yüzde 94'ü (kilolu ve obezlerin toplamı) sağlıklı kilo sınırının dışına çıkacak ve diabet (şeker hastalığı) riskiyle karşı karşıya kalacak.
Yani Türk insanı beslenme tarzını değiştirmez ve “hareketsiz yaşamaya” da devam ederse önümüzdeki süreçte hükümetler yaşlanan nüfus sorununun yanı sıra büyük çoğunluğu diabet riskiyle karşı karşıya bir toplumun devasa sağlık sorunlarının çözümünü de üstlenecekler.