Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, 2030’a dört yıl kala dünyanın 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın hiçbirine mevcut hızla ulaşamayacağını ortaya koyuyor. Ancak raporun asıl mesajı başarısızlık tablosunun ötesinde: Sürdürülebilir kalkınmanın bir “hedefler listesi” olmaktan çıkarılarak yatırım, finansman ve yönetişim modeline dönüştürülmesi.
Dünya 2015 yılında Birleşmiş Milletler’in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nı (SKA) kabul ettiğinde önünde 15 yıllık bir dönüşüm takvimi vardı. Yoksulluğun sona erdirilmesinden iklim eylemine, nitelikli eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar uzanan hedefler, 2030 için ortak bir küresel yol haritası oluşturuyordu. Bugün takvimin son dört yılına girilmiş durumda ve tablo hedeflerin gerisinde.
Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) geçtiğimiz aylarda yayımladığı Sustainable Development Report 2026 - Implementing Sustainable Development: 2030 and Beyond, mevcut ilerleme hızıyla 17 SKA’nın hiçbirinin 2030 yılına kadar tam olarak gerçekleştirilemeyeceğini ortaya koyuyor. Küresel ölçekte hedeflerin yalnızca yüzde 16,5’i 2030’a ulaşma yolunda ilerliyor. Özellikle sürdürülebilir şehirler, sudaki yaşam, karasal yaşam ile barış, adalet ve güçlü kurumlar alanlarında ilerleme ciddi biçimde rotadan çıkmış durumda.
Ancak raporun daha önemli bir mesajı var: 2030 sürdürülebilir kalkınma gündeminin bitiş tarihi olmamalı. SDSN, önümüzdeki dönemin yeni hedefler yazmaktan çok, mevcut hedefleri hayata geçirecek araçları oluşturma dönemi olması gerektiğini savunuyor. Başka bir ifadeyle sürdürülebilirlik gündeminin ağırlık merkezi “Ne yapmalıyız?” sorusundan “Nasıl yapacağız, kim finanse edecek ve kim uygulayacak?” sorularına kayıyor. Rapora katkı sağlayan uzmanlar da 2030 sonrasında SKA çerçevesinin korunmasını desteklerken, yeterli finansman, daha güçlü yönetişim ve bilim ile verinin daha etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Kuzey Avrupa zirvede, Asya hızlanıyor
2026 SKA Endeksi, 193 BM üyesinin tamamını değerlendirirken yeterli veriye sahip 169 ülkeyi sıralamaya dahil ediyor. Zirvede yine Kuzey Avrupa ülkeleri var. Finlandiya 87,40 puanla birinci sırada; İsveç ikinci, Danimarka üçüncü. Norveç ve Almanya ilk beşi tamamlıyor. Fakat yüksek gelir tek başına sürdürülebilirlik anlamına gelmiyor. Rapora göre listenin zirvesindeki ülkeler bile sorumlu üretim ve tüketim, iklim eylemi, denizlerin ve karasal ekosistemlerin korunması alanlarında önemli sorunlarla karşı karşıya. Özellikle yüksek tüketim düzeylerinin başka ülkeler üzerinde yarattığı çevresel ve sosyal etkiler, gelişmiş ekonomilerin sürdürülebilirlik karnesinin zayıf taraflarından biri olmaya devam ediyor. Son on yılın dikkat çekici değişimi ise Asya’dan geliyor. Doğu ve Güney Asya, 2015’ten bu yana SKA performansını en hızlı geliştiren bölgeler. Büyük ekonomiler arasında Çin sıralamada 14, Hindistan ise 18 basamak yükselirken, Rusya’nın sırası değişmedi; ABD beş basamak geriledi. Bu tablo sürdürülebilir kalkınmanın coğrafyasının da değişmeye başladığını gösteriyor.
En büyük sorun hedef değil, uygulama
Rapor kapsamında gerçekleştirilen iki yeni araştırma sorunun hedeflerden çok uygulama olduğunu ortaya koyuyor. SDSN, 64 ülke ve Avrupa Birliği’ndeki uzman ağlarının yanı sıra 127 ülkeden binden fazla kişinin görüşlerini değerlendirdi. Katılımcıların büyük bölümü SKA çerçevesinin 2030 sonrasında da devam etmesini destekliyor. Ancak beklenti yeni hedefler eklenmesinden çok, mevcut hedeflerin uygulanmasını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi yönünde. Uzmanların yüzde 89’u, kabul edilmiş stratejilerin uygulanamamasını SKA’ların önündeki en önemli engellerden biri olarak görüyor. Yüzde 87’si ise değişen jeopolitik ortamı önemli bir engel olarak tanımlıyor. Hükümetlerin eğitim ve dijital teknolojiler alanındaki dönüşümlerde daha iddialı olduğu düşünülürken, tarım-gıda sistemleri ile sürdürülebilir şehirlerde çabaların daha zayıf kaldığı belirtiliyor. Bu sonuç 2030 sonrasına yönelik tartışmanın yönünü de belirliyor: Dünyanın sürdürülebilir kalkınma konusunda hedef eksikliği yok. Eksik olan; hedefleri yatırım planlarına, bütçelere, teknolojik dönüşüme ve somut uygulamalara bağlayacak kapasite.
Türkiye 169 ülke arasında 77. sırada
SDSN’nin 2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’na göre Türkiye, 70,24 puanla 169 ülke arasında 77’nci sırada yer alıyor. Finlandiya’nın lider olduğu endeks, 2030’a dört yıl kala dünyanın sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ciddi biçimde geride kaldığını ortaya koyarken, 2030 sonrası için sekiz öncelikli dönüşüm alanı tanımlıyor. Türkiye’nin yakın çevresindeki sıralama ise şöyle: Birleşik Arap Emirlikleri 71’inci, Tunus 72’nci, Endonezya 74’üncü, Meksika 75’inci ve Malezya 76’ncı sırada bulunuyor. Türkiye’nin ardından Surinam 78’inci, Ekvador 79’uncu ve Filipinler 80’inci sırada geliyor. Büyük ekonomiler arasındaki fark da dikkat çekici. Japonya 81,02 puanla 20’nci, Çin 74,71 puanla 49’uncu, ABD 75,34 puanla 45’inci sırada bulunuyor. Hindistan ise 68,33 puanla 94’üncü sırada. Bu tablo, ekonomik büyüklük ile sürdürülebilir kalkınma performansının her zaman paralel ilerlemediğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Yeni dönemin sekiz önceliği
Rapor, son on yılda edinilen deneyimlerden hareketle 2030’a kadar ve sonrasında sürdürülebilir kalkınmayı hızlandıracak sekiz temel öncelik ortaya koyuyor:
1- SDSN’ye göre savaş yalnızca insani bir kriz yaratmıyor; altyapıyı yok ediyor, insanları yerinden ediyor, kurumları zayıflatıyor ve sürdürülebilir kalkınma için kullanılabilecek kaynakların askeri harcamalara yönelmesine neden oluyor. Küresel askeri harcamaların 2025 yılında 2,9 trilyon dolara ulaşması, bu açıdan dikkat çekici. Rapora göre bu tutar, gelişmekte olan dünyanın yıllık SKA finansman açığının tamamından daha büyük. Dolayısıyla ilk öncelik; barış.
2- SKA uygulaması için daha iddialı ve uzun vadeli bir takvim oluşturulması.
3- Uygulamanın tek tek 17 hedef üzerinden değil, birbirini besleyen büyük dönüşüm alanları etrafında organize edilmesi. Eğitim ve insan sermayesi, sağlık, enerji ve sanayi, gıda ve arazi kullanımı, sürdürülebilir şehirler ve dijital dönüşüm gibi alanlarda eş zamanlı ilerleme hedefleniyor.
4- SDSN, ülkelerin sürdürülebilirlik hedeflerini yıllık bütçe döngülerinden çıkarıp uzun vadeli yatırım planlarıyla desteklemesi gerektiğini savunuyor. Enerji sistemlerinin dönüşümü, altyapı, eğitim veya iklim uyumu gibi alanlarda sonuç almak onlarca yıllık yatırımlar gerektirdiği için, kısa vadeli finansman modelleri yeterli görülmüyor.
5- İş birliğinin ulusal sınırların ötesine taşınması. Kıtasal, bölgesel ve yerel iş birliklerinin güçlendirilmesi; enerji, ulaştırma, dijital altyapı ve iklim uyumu gibi alanlarda ortak yatırımların artırılması öneriliyor. SDSN, yapay zekâ, biyoteknoloji ve diğer hızla gelişen teknolojiler için küresel yönetişim mekanizmalarının oluşturulmasını sekiz temel öncelik arasına alıyor.
6- Küresel kamusal malların finansmanı için yeni küresel vergilerin gündeme alınması.
7- BM’nin kurumsal yapısının daha kapsayıcı hale getirilmesi ve Asya, Afrika ve Latin Amerika’da yeni BM kampüslerinin kurulması. Böylece bilimsel kapasite, veri üretimi ve küresel karar mekanizmalarının coğrafi olarak daha dengeli dağıtılması hedefleniyor.
8- Sürdürülebilir kalkınmanın bir “hedefler listesi” olmaktan çıkarılarak yatırım, finansman ve yönetişim modeline dönüştürülmesi.
