Avrasya Tüneli, dokuz yılda 180 milyondan fazla güvenli yolculuk, 250 milyon saat zaman tasarrufu ve 2,6 milyar dolarlık ekonomik katkıyla İstanbul trafiğini rahatlatan bir proje olmanın yanı sıra, veri odaklı yönetimi, düşük karbonlu ulaşım yaklaşımı ve dayanıklı altyapısıyla geleceğin şehircilik anlayışına yön veriyor.
“Tünelcilikte sanat, zemin ve kayalarla güreş tutmak değil, onlarla uyum içinde dans etmeyi başarmaktır.”
Bu söz, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli mühendislerden, Yapı Merkezi Holding Onursal Başkanı merhum Dr. Ersin Arıoğlu’na ait. Ve, sadece tünel mühendisliğini değil, büyük altyapı projelerine bakışın da özeti niteliğinde. Bugün başarılı bir altyapı yatırımı; doğayı zorlayan değil, onu anlayan; beton ve çelikten ibaret olmayan, veriyle, teknolojiyle ve insanla birlikte yaşayan sistemler kurabilen bir mühendislik anlayışını gerektiriyor.
İstanbul Boğazı'nın altından iki kıtayı birbirine bağlayan Avrasya Tüneli bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri. Dokuz yılda 180 milyondan fazla yolculuğa ev sahipliği yapan tünel, trafik süresini kısaltan bir ulaşım yatırımı olmanın ötesinde gerçek zamanlı veriyle yönetilen, düşük karbonlu ulaşımı destekleyen ve afetlere karşı dayanıklılığıyla öne çıkan stratejik bir şehir altyapısı olarak değerlendiriliyor.
Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, “İstanbul’un akıllı şehir dönüşümünde Avrasya Tüneli’nin iki kıtayı bağlayan bir geçiş noktası olmanın yanı sıra veriye dayalı karar alma, akıllı trafik yönetimi, güvenlik ve düşük karbonlu mobilite uygulamaları açısından örnek oluşturan bir altyapı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz” diyor. Gücüyener ile bu ay ikincisi yayımlanan Avrasya Tüneli Sürdürülebilirlik Raporu'nu, veriden yapay zekaya, mobilitiden dayanıklı şehirciliğe uzanan dönüşümün, geleceğin kentlerini nasıl şekillendireceğini konuştuk.
YENİ BAŞARI ÖLÇÜTÜ: ŞEHRE KATILAN DEĞER
“Büyük şehirlerde ulaşım projelerinin başarısını kaç aracın geçtiği ya da yolculuk süresinin ne kadar kısaldığı üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Elbette zaman tasarrufu, ulaşımın öngörülebilirliği ve trafik akışındaki iyileşme temel göstergeler olmaya devam edecek. Ancak bunların yanında yakıt tüketiminin ve emisyonların azaltılması, yol güvenliği, operasyonel süreklilik, kullanıcı memnuniyeti ve afetlere karşı dayanıklılık gibi göstergelerin de giderek daha belirleyici olacağını düşünüyorum. Avrasya Tüneli’nde bu bütüncül yaklaşımın somut sonuçlarını görüyoruz. Dokuz yıllık işletme döneminde kullanıcılarımıza toplam 250 milyon saat zaman kazandırdık; 304 bin ton yakıt tasarrufu ve 139 bin ton emisyon azaltımı sağladık. Bu nedenle geleceğin ulaşım yatırımlarında başarıyı, yalnızca ulaştırılan araç sayısıyla değil, şehir yaşamına kazandırılan zaman, çevresel fayda ve toplumsal değer üzerinden ölçmek gerekiyor. Bizim için temel başarı ölçütü, kullanıcılarımıza hızlı bir geçiş sunmanın ötesinde, İstanbul gibi 16 milyonu aşkın nüfusa sahip bir metropolde güvenli, kesintisiz ve öngörülebilir bir ulaşım alternatifi oluşturabilmektir.”
VERİYLE ÇALIŞAN ALTYAPI DÖNEMİ
“Avrasya Tüneli, işletmeye alındığı günden bu yana teknoloji ve veri odaklı bir operasyon anlayışıyla yönetiliyor. Trafik akışını, sistem performansını, tünel içi hava kalitesini ve kullanıcı davranışlarını 7/24 izliyor; elde ettiğimiz veriler doğrultusunda operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, öngörücü analiz ve dijital ikiz gibi teknolojilerin ulaşım altyapılarında çok daha önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Bu teknolojiler; olası arızaların önceden öngörülmesi, bakım süreçlerinin daha verimli planlanması, trafik yoğunluğunun tahmin edilmesi ve farklı senaryoların fiziksel sisteme müdahale edilmeden test edilmesi açısından önemli imkanlar sunuyor. Ayrıca teknolojinin gerçek değerinin, onu geliştiren ve etkin biçimde kullanan yetkin insan kaynağıyla ortaya çıktığına inanıyoruz. Bu nedenle dijital dönüşümü çalışanlarımızın sürekli eğitimi ve kurum içi yetkinliklerin geliştirilmesiyle birlikte ele alıyoruz.”
ALTYAPININ GERÇEK DEĞERİ YAŞAM DÖNGÜSÜNDE ORTAYA ÇIKIYOR
“Ulaşım altyapıları sadece insanların ve araçların bir noktadan diğerine ulaşmasını sağlayan fiziksel yapılar değildir. Aynı zamanda şehirlerin ekonomik işleyişini, iş gücü hareketliliğini, ticaretin hızını ve insanların günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik yatırımlardır. Avrasya Tüneli’nin dokuz yıllık işletme döneminde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar dolar katkı sağlaması bunun güçlü bir göstergesi. Bu değer; kullanıcıların kazandığı zaman, azalan yakıt tüketimi, kısalan mesafeler, düşen emisyonlar ve kaza maliyetlerindeki azalma gibi farklı faydaların bir araya gelmesiyle oluşuyor. Başka bir ifadeyle, ulaşımda sağlanan her dakika bireysel zaman kazancının ötesinde, şehir ölçeğinde üretkenliğe dönüşen ekonomik bir değerdir. Bu nedenle ulaşım yatırımlarını inşaat maliyeti ya da geçiş kapasitesi üzerinden değil, yaşam döngüsü boyunca şehir ve ülke ekonomisine sağlayacağı toplam değer üzerinden değerlendirmek gerekiyor.”
DAYANIKLILIK, ALTYAPININ VAZGEÇİLMEZ ŞARTI
“Avrasya Tüneli, tasarım aşamasından itibaren İstanbul’un deprem riski ve diğer olağandışı durum senaryoları dikkate alınarak geliştirildi. Risklerin niteliği değiştikçe altyapıların, operasyon modellerinin ve müdahale kabiliyetlerinin de sürekli geliştirilmesi gerekiyor. Bugün olaylara ilk müdahale süremizi iki dakikanın, olay sonuçlandırma süremizi ise 10 dakikanın altında tutuyoruz. Enerji tarafında ise elektrik ihtiyacımızın tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamamız, çatı güneş enerjisi santralimiz ve gerçekleştirdiğimiz verimlilik çalışmaları enerji güvenliği ve çevresel dayanıklılık açısından önemli bir temel oluşturuyor. Güvenli ve kesintisiz bir işletmenin, güçlü bir teknik altyapı ile birlikte yaklaşık 200 kişilik yetkin ekibimiz, sürekli eğitim anlayışımız ve kurum kültürümüzle mümkün olduğuna inanıyoruz.”
AVRASYA TÜNELİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE AKILLI ŞEHİR MOBİLİTESİNİN STRATEJİK BİLEŞENLERİNDEN BİRİ
“Geleceğin şehir mobilitesini şekillendirecek en önemli kırılma noktalarının elektrifikasyon, bağlantılı ve otonom araçlar, gerçek zamanlı veri paylaşımı, yapay zekâ destekli trafik yönetimi ve farklı ulaşım türlerinin bütünleşmesi olacağını düşünüyorum. Bunun yanında iklim değişikliği ve afet riskleri nedeniyle, mobilite sistemlerinin düşük karbonlu olmasının yanı sıra kesintisiz ve dayanıklı olması da giderek daha fazla önem kazanacak. Gelecekte kullanıcılar sadece daha hızlı bir yolculuk talep etmeyecek. Güvenli, öngörülebilir, çevre üzerindeki etkisi düşük ve farklı ulaşım seçenekleriyle entegre bir deneyim bekleyecek. Avrasya Tüneli olarak kendimizi bu dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, kullanıcılarımız için hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı sağlamaya devam ederken; akıllı trafik yönetimi, enerji verimliliği, düşük karbonlu ulaşım ve dirençli altyapı alanlarında da öncü uygulamalar geliştirmek. Avrasya Tüneli’ni geleceğin İstanbul’unda bir karayolu geçişi değil, sürdürülebilir ve akıllı şehir mobilitesinin stratejik bileşenlerinden biri olarak konumlandırıyoruz.”
Dünyada bir ilk: Mavi Nokta Ağı Sertifikası
Avrasya Tüneli, OECD'nin teknik çerçevesini oluşturduğu, sürdürülebilir altyapı yatırımlarına verilen Mavi Nokta Ağı (Blue Dot Network) sertifikasını alan dünyanın ilk altyapı projesi oldu.
LEED Gold sertifikalı işletme binası
İşletme binası; yüzde 35 su tasarrufu, %22 enerji tasarrufu ve yüzde 50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanımıyla LEED Gold sertifikasına sahip.
Enerjisini güneşten üretiyor
İşletme ve Bakım Binası ile Asya Havalandırma Binalarında kurulan 300,3 kWp gücündeki çatı GES sistemi sayesinde yılda 197 ton karbon emisyonu azaltılıyor. Çatı güneş enerjisi santralinde zarar görerek kullanım dışı kalan bir güneş paneli yeniden işlevlendirildi. Sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk'un tasarımı ve çalışanların katılımıyla panel, döngüsel ekonomi, yaratıcılık ve ortak üretim kültürünü buluşturan 'Birlikte: Diyalog Çemberi' adlı katılımcı bir sanat eserine dönüştü.
Yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyor
Tünel, 2027'den bu yana elektrik ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyor. Bu yaklaşımını I-REC Yeşil Enerji Sertifikası ile belgelendiren işletme, ISO 14064 Karbon Nötr Sertifikasına da sahip.
Hava kalitesi takip ediliyor
Avrasya Tüneli'nde hava kalitesi, tünel içindeki sensörler ve çevredeki izleme istasyonlarıyla 7/24 takip ediliyor. PIARC standartlarına göre yapılan ölçümler, en yoğun trafik günlerinde dahi hava kalitesinin uluslararası limitlerin oldukça altında kaldığını gösteriyor.
Türkiye'de bir ilk, biyofiltrasyon
Avrasya Tüneli'nin Avrupa çıkışında 7 bin 300 metrekarelik alanda kurulan biyofiltrasyon sistemi, bitkiler ve mikroorganizmalar aracılığıyla havadaki kirleticileri doğal yollarla filtreliyor. Uygulama, Türkiye'de bu alandaki ilk örnek olma özelliğini taşıyor.
Patentli sistemle trafikte yüzde 69 iyileşme
Kurum içinde geliştirilen patentli Pacemaker sistemi, trafik sıkışıklığını yüzde 69'a kadar azaltırken, trafik verimliliğini yüzde 8,5 artırıyor ve egzoz emisyonlarını yüzde 12 düşürüyor.
Bir mühendislik vizyonunun müzesi...
Avrasya Tüneli'nin hikayesini yalnızca teknik bir altyapı projesinden öte, bir mühendislik vizyonu ve insan emeğinin birleşimi olarak anlatmayı amaçlayan Avrasya Tüneli Dr. Ersin Arıoğlu Müzesi, projenin işletmeye alındığı günden bu yana ziyaretçilerine kapsamlı bir deneyim sunuyor. İstanbul'da Avrasya Tüneli İşletme ve Bakım Binası'nın girişinde yer alan müze, bir yandan geçmişi anlatırken, diğer yandan mühendislik bilgisinin ve projenin nasıl hayata geçirildiğini görünür kılan bir işleve sahip.
Avrasya Tüneli Kurumsal İletişim, Pazarlama ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Ceren Alaca Bayındır'ın verdiği bilgilere göre, müze tasarımı, "Bu projeye neden ihtiyaç duyuldu? Tünel nasıl inşa edildi? İnşayı mümkün kılan teknoloji ve makine nasıl çalışıyor? Bu projeyi kimler hayata geçirdi?" olmak üzere dört başlık altında şekillenmiş. Anlatı, projenin fikir aşamasından uygulamaya, mühendislik çözümlerinden insan hikayelerine kadar uzanan bütüncül bir çerçeve sunuyor.
2024 yılı itibarıyla ilkokul öğrencilerinin ziyaretine açılan müze, okulların başvurusu ve referans sistemiyle planlanan programlar kapsamında bugüne kadar yaklaşık 600 öğrenciyi ağırlamış. Dijital teknolojilerle desteklenen müze, büyük ölçekli altyapı projelerinin nasıl hayata geçirildiğini deneyimsel bir anlatımla sunarak, mühendislik ve teknolojiye ilgi duyan yeni nesiller için ilham verici bir merkez olma özelliği taşıyor.