Sermaye piyasasında ilginç günler yaşıyoruz. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) haftalık bülteni geliyor ve bir bakıyoruz ki 2014’ten beri bu yana sermaye piyasasında denetim yapan bir şirket finansal tablo denetiminde tespit edilen mevzuata aykırılıklar nedeniyle yetkili denetim kuruluşları listesinden çıkartılmış. Geçmişte de benzer bir vukuatı olan şirketin denetlediği çok sayıda halka açık şirket için yeni bir denetim sürecinin nasıl ilerleyeceği merak ediliyor. Bir bakıyorsunuz “zarar ettim” diyen salça şirketi günler sonra “Kusura bakmayın, işlemleri yanlış yapmışım, aslında kar etmişim” diyor ama olan değer kaybeden hisseler nedeniyle binlerce küçük yatırımcısına oluyor. Bu durumda da dedikodu ve spekülasyonun ardı arkası kesilmiyor.
Ancak işi bilenlere göre çözüm kolay: Öncelikle halka açık şirketlerin “parasını ödedikleri” bağımsız denetim şirketleri tarafından denetlenmelerine artık son verilmesi şart.
SPK’nın efsane başkanlarından birine göre eskiden piyasayı bozucu eylemler ağırlıklı olarak aracı kurumlardan ve birkaç manipülatörden gelirdi. Şimdi ise durum değişti. SPK incelemeleri son yıllarda bazı şirket sahiplerinin de piyasayı bozucu eylemler içinde olduklarını da ortaya çıkarttı. Bu gelişme ve “Halka arz seferberliği” adı altında zor durumdaki şirketlerin, kısa süre sonra konkordato ilan eden yapıların bile halka açıldığı ortam nedeniyle bağımsız denetimi gerçekten “bağımsız” hale getirmek özellikle de bu piyasa için şart.
SPK her halka arzdan binde 3 pay alıyor. Bunun bir kısmını, kendi seçeceği ve “Yetkili denetim şirketleri listesi”nde yer alan bağımsız denetim şirketine halka açılacak şirketi denetlemesi için ücret olarak verebilir. Çok önceleri halka açılmış şirketlerden de bilanço büyüklüklerine göre ücret alıp denetim işini yaptırıp tarafl arı birbirlerine mali anlamda muhatap olmaktan çıkartabilir. Son dönemde karşımıza çıkan örnekler bunun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Önemli olan bu konuda bir irade ortaya koyabilmek. Yasaydı, düzenlemeydi onlar kolay işler.