Beklenen operasyon sonunda gerçekleşti. Uber, Türkiye'de Yemeksepeti'nin de sahibi olan Alman Delivery Hero'yu 13 milyar Euro değerlemeyle satın almak üzere anlaşmaya vardı. İşlem tamamlandığında iki şirket 99 ülkede faaliyet gösterecek ve platformları üzerinden geçen yıllık sipariş hacmi 236 milyar dolara ulaşacak.
Ancak anlaşma dikkat çekici bir ayrıntı da içeriyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu, Uber Eats ile Delivery Hero'nun doğrudan rekabet ettiği 14 ülkedeki operasyonlar yaklaşık 1,4 milyar Euro karşılığında New York merkezli yatırım şirketi SSW Partners'a devredilecek. Dolayısıyla Yemeksepeti de Uber bünyesine geçmeyecek. Bu durum, rekabet hukukunun anlaşmanın şekillenmesinde önemli rol oynadığını düşündürüyor.
Türkiye açısından bakıldığında konu daha da önem kazanıyor. Online yemek siparişi pazarında farklı sektör çalışmalarına göre Yemeksepeti, Uber'in sahip olduğu Trendyol Go ve Getir'in toplam pazar payı yaklaşık yüzde 90 seviyesinde. Yemeksepeti'nin payı ise kullanılan kaynağa göre yüzde 34 ile yüzde 42 arasında değişiyor. Böyle yoğunlaşmış bir pazarda Yemeksepeti'nin de Uber çatısı altına girmesi, sektörün en büyük oyuncularından ikisinin aynı ekonomik bütünlük içinde değerlendirilmesine yol açacaktı. Bu da Rekabet Kurumu'nun işlemi daha ayrıntılı incelemesine ve onay sürecinin zorlaşmasına neden olabilirdi.
Elbette bu, Rekabet Kurumu'nun böyle bir işlemi mutlaka engelleyeceği anlamına gelmiyor. Türkiye'de birleşme ve devralmalar değerlendirilirken yalnızca pazar payı değil; rakiplerin gücü, pazara giriş engelleri, marka etkisi, dağıtım ağı ve finansal güç gibi birçok unsur birlikte inceleniyor. Ancak Uber Eats ile Delivery Hero'nun rekabet ettiği pazarların anlaşma dışında bırakılması, tarafların düzenleyici süreçleri de en az ticari koşullar kadar dikkate aldığını gösteren önemli bir işaret.
Sonuçta bu anlaşmayı ilginç kılan yalnızca büyüklüğü değil. Aynı zamanda küresel şirketlerin dev satın almalarda sadece finansmanı değil, rekabet hukukunu da en baştan hesaplamak zorunda kalmaları. 14 ülkenin anlaşma dışında bırakılması, rekabet otoritelerinin artık büyük şirket birleşmelerinin en belirleyici aktörlerinden biri hâline geldiğini gösteriyor.