Geçen hafta yayımlanan “SPK, ‘Uyanık’ Genel Müdür’e ‘Niye Sattın’ Diye Soracak mı?” başlıklı yazımda, hafta başında konkordato ilan eden Türk İlaç ve Serum Sanayi AŞ’de genel müdürün karardan yaklaşık bir ay önce elindeki tüm hisseleri sattığını aktarmıştım.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bu kez elini çabuk tuttu ve şirketin genel müdürü Yunus Emre Battal hakkında ilk adımı attı. Kurul bültenindeki açıklamada, şirketin pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104 veya 106’ncı maddelerindeki fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunduğu belirtilerek, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla Battal hakkında altı ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına karar verildiği duyuruldu.
Karara dayanak gösterilen 104 ve 106’ncı maddeler farklı ihlalleri düzenliyor. 104’üncü maddeye göre, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, piyasanın güven, açıklık ve istikrar içinde işlemesini bozabilecek eylemler “piyasa bozucu eylem” sayılıyor ve idari para cezası uygulanıyor. SPK’nın kararı da öncelikle bu kapsamda bir inceleme yürütüldüğünü gösteriyor. 106’ncı madde ise piyasanın daha çok “içeriden öğrenenlerin ticareti” olarak bildiği bilgi suistimalini düzenliyor. Kamuya açıklanmamış, hisse fiyatını veya yatırımcı kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilere dayanarak işlem yapmak ve bundan menfaat sağlamak, sermaye piyasalarının en ağır ihlalleri arasında yer alıyor.
Buradaki kritik nokta şu: Genel müdür, şirketin yöneticisi olarak içsel bilgiye erişebilen kişiler arasında bulunuyor. Dolayısıyla şirketin mali durumunu doğrudan etkileyecek bir gelişmeden habersiz olduğunu ileri sürmek mümkün değil. Konkordato başvurusu gibi şirketin geleceğini ve hisse fiyatını etkileyebilecek bir süreçten kısa süre önce elindeki tüm hisseleri satmış olması da işlemi sıradan bir yatırım kararı olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle SPK’nın yalnızca geçici işlem yasağıyla yetinmemesi gerekiyor. İnceleme sonucunda ciddi bir idari para cezası uygulanmalı, içeriden öğrenenlerin ticareti şüphesi yönünden de savcılığa suç duyurusunda bulunulmalı. Ancak o zaman yeni yönetimin piyasaya eski yönetimden farklı bir mesaj verdiğini söylemek mümkün olabilir.