Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTEA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar.
Yazının başlığı bir etkinliğin adı: Türkiye Ekonomi Kurumu ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 7-9 2026 günleri düzenlediği, İngilizcesi “The Spring Meetingof Trurkish Economic Association” etkinliğinin baş harfleri.
Daha 20’li yaşların ortalarındaydım; Çetin Altan’ın bir yazısında Rus fizikçi Alexandre Kitaygrodowski’nin “Ben Bir Fizikçiyim” kitabından aktardığı düşüncelerden etkilendim. Eskişehir’in büyük kitapçıları uğrak yerlerimdi; “Bizim Kitabevi” raflarında sadece bir kopyası bulunan kitapçığı satın aldım; yanılmıyorsam 120 sayfaydı. İştahla bir gecede okudum; defterime kaydettiğim notlar daha uzun zamanımı aldı.
Kitaygrodowski, kitabının bir bölümünü ulusal ve uluslararası ölçekte akademik toplantıların öğreticiliğine ayırmıştı. Bölümü bitirdiğimde ulaştığım genellemelerden biri şöyleydi: Uygarlıklar, üretilen bilgiyi paylaşarak çoğaltan insanların omuzlarında yükselir!
Bilmekten doğan sevinç
SMTEA2026’nın 2 gününü kesintisiz izledim. Uluslararası nitelikte büyük bir organizasyondu. Katkı yapanların adlarını ve anlattıklarının konu başlıklarını yazsam, gazete yazısının sınırlarını aşar. İyisi, kendi adıma öğrendiklerimi kısa bir özetle paylaşmam olacak.
Organizasyonda koordinasyonu üstlenen Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun şahsında katkı yapan herkesi kutlamak isterim; ülkemizin böylesi toplantılara ihtiyacının alabildiğine arttığı bir dönemde yapılan iş çok önemliydi.
İnsan doğası, kendi bilmediğini “yok sayma” eğilimindedir. Zihnimizde beliren birçok sorununun neden tartışılmadığını; son derece açık ve net olduğu halde işin ehli olanların konuya niçin odaklanmadıklarını düşünürüz. Ulusal ya da uluslararası nitelikte bir toplantıyı izlerken, kendimize sorun edinip yanıtını veremediğimiz soruların yanıtlarını yakalayınca bilmekten doğan sevinci yaşarız.
Birilerinin zihnimizdeki soruya buldukları yanıtlarla yüzleşme, olumlu duygularımızı çoğaltır. Büyük bir emekle, sabır ve dirençle bilinmezle yüzleşme özgüveninin çıktıları zihnimizdeki boşlukları doldurur. Bilinmezler üzerine giden “bilgi kahramanlarının” bir yerlerde üretmeyi sürdürmelerini öğrenmenin tadına varır; yeni bilgiler yaşama yüklediğimiz anlamı derinleştirir.
SMTEA2026 toplantısında, büyük dönüşüm döneminin gündeminde yer alan değişik adlandırmalar, kavram ve terimler, yaratılmak istenen geleceğe nasıl ulaşılacağını anlatan düşünceler paylaşıldı. Kalkınma ve refahı yaratmanın gerek şartının “sermaye ve faydalı bilgi” olduğunu içselleştirmişsek, toplantıyı alıcı bir ruhla izleyenlere sunulan bilgilerin ne denli işe yarar olduklarını da zihinlerimizde netleştiririz.
“Her bilginin bir üst bilgisi vardır”
Katılımcıların anlattıklarından çıkardığım önemli derslerden biri de “her bilginin bir üst bilgisi” olduğunu bir kez daha kendi zihnimde onaylamak oldu. Yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi, iktisadi gelişmenin ve sağlıklı bir ekonomi yaratmanın da bilgiyi sürekli yenilemeyi gerektirdiği düşüncesini pekiştirdim. Bildiklerimizle yetinme yerine, “sorgulama merakını diri tutma” peşinde koşmanın “anlama ve anlamlandırmada” güçlü bir zihinsel araç olduğunu derinliğine kavradım.
Uzman kuruluş ve kurumların oluşturdukları SMTEA2026 gibi platformlar, bilgiyi paylaşarak çoğaltmada çok önemli araç. Toplantı, ülkemizin ne üreteceği, nasıl üreteceği, üretileni nasıl paylaşması gerektiğini, günün koşulları bağlamında değerlendirilen ortam ve iklimi yarattı. Bilinçli bir etkilenme, ilgi ve amaç netliği yanında, öğrenme iklim ve ortam oluşturdu.
Yıllardır bu işlerin içinde olduğum halde, toplantıda, kalkınma odaklı düşünce üretmenin; piyasa ve korumacı refleks dengesini kurmanın, büyüme ve gelişme politikaları üretmenin yeni koşullarda hangi bağlamlarıyla ele alınması gerektiğine ilişkin de bir dizi yeni bilgiye eriştim.
Bütünsel düşüncenin tutarlı ve sorun çözücü “bakış açıları” yaratmadaki önemi de SMTEA2026’nın öğrettiği gerçeklikler arasındaydı: Mikrocoğrafya dinamiklerinin kaynakları doğru yere, doğru zamanda ve doğru alanlara bağlamadaki önemini değişik açılardan yeniden değerlendirdim. Aile-odaklı işyerlerinin yeni dünya düzeninde nasıl konumlanacağına ilişkin değinmeleri alıcı bir ruhla değerlendirdim. Yeni kuram, model ve metotların sorun çözme aracı olarak ne denli etkili olduklarını bir kez daha kendi zihnimizde onayladım. Coğrafi alan kavramının kapsamındaki değişmeleri kavramadan etkin kaynak tahsisi yapılamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini anladım. Ölçüm kapasitelerinin artışı, tahmin yöntemlerinin gelişmesi, sorun çözmede araç çantasındaki araç-gereç çeşitlenmesinin olası etkileri gündemimizde ön sıralara çıkması gerektiğini düşündüm. Ulaşılabilirlik ile erişilebilirlik yapılarının nasıl oluşturulacağı, akışları hızlandırma konusunda bilgi ve fikir üretmemiz gerekiyordu. Kümelenme ile yığılmanın değişik etkileri; yeni iş süreçleri ve işgücü profilleri bağlamında sinerjik kümelenmelerin neden kaldıraç etkisi yapabileceği de irdelenmeliydi. Öğrenme etkisi yaratan iletişim ve etkileşim alanlarındaki yeni araçların talep yaratmadaki rolleri; ağ yapıları, ekosistem oluşumları sorgulanmalıydı.
Kapasitelerin artırılması
SMTEA2026’da iç dinamikler ile dış dinamiklerin etkileşiminin devlet, kurum ve kuruluş kapasitelerini belirlemedeki etkileri de sorgulandı. Yeni oluşmakta olan koşullarda ihracatı geliştirme ve ithalat politikalarını etkinleştirmenin yeni yapıları değişik yönleriyle irdelendi. Makro düzlem ile mikro düzlem arasındaki etkileşimi dikkate almadan kaynak değerlendirme veriminin arttırılamayacağı üzerinde duruldu. Ar-Ge, tasarım, inovasyon etkileri, yaratıcı yıkım ekonomisinin dip dalgaları bilimsel merakın sorguladıkları alanlardı.
SMTEA2026’da umutlarımızı güçlendiren bir başka gözlem, ülkemiz insanlarının uluslararası eleklerin üstünde kalma becerisindeki gelişmeydi: Dünyanın prestijli üniversitelerinde görevli insanlarımızı dinlemenin tadı kadar; yeni kuramlar geliştirmiş, Nobel Ödülü sahibi olanların da düşüncelerini paylaşma bambaşka bir zihni zenginlik alanıydı.
Düzenlenen toplantının içeriği zengindi. Zengindi, ama bu gibi platformlar için harcanan emek ve zamanın hakkını vermek gerekiyordu. Toplantıya bir de “katılımcı kitle” odağından bakılmalıydı. Gözlemlediğimiz boşlukları nasıl doldurabileceğimizi de sorgulamalıydık.
Düşünce geliştirme
Ülkemizde medya ağırlıklı olarak “kısa mesaja dayalı, popülist ve pragmatist uygulamaları” öne çıkarırken; asıl dipteki dalgaların, belirleyici dinamiklerin ritmini kavranmasıyla ilgilenmiyor. Orhan Pamuk’un dediğini ansımalıyız: “Kısa mesajla iletişim kurabilirsiniz, ama asla düşünce geliştiremezsiniz!”
Söyleyeceklerim SMTEA2026’yı düzenleyenlerle ilgili değil. Bir platformun verimi, kurucular, alıcılar, satıcılar, destek hizmet üreten ara kesit oluşumları arasındaki iletişim, rekabet ve işbirliklerinin düzeyine bağlıdır. Türkiye Ekonomi Kurumu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi sorumluluklarını yerine getirdi; güç olanı başararak platformu oluşturdu.
Sözüm, ekonominin diğer aktörlerine: Siyasi irade, bürokrasi, iş dünyası örgütleri mensupları ve medya mensuplarının katılımı bana göre yeterli değildi. Toplantıda değişik kesimlerin onaylayan ya da karşıt düşüncelerin gerekçelerle paylaşılması daha büyük zenginlik yaratabilirdi. Toplantıda yapılan sunumlar sadece akademik çevrelerde kalmamalı, “faydalı bilginin çarpan etkisi” artırılmalıydı. Ekonominin bütün aktörleri üretilen bilgileri sorgulamalı, akıl disipliniyle değerlendirmeli, bilinmezle yüzleşme özgüveniyle katılım sağlamalıydı. Ancak o zaman etkili ve verimli sonuçlar yaratılabilirdi.
Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar; kısa mesajın aşırı popülist ve pragmatist tuzaklarına o ölçüde uzaklaşırız.
