Gün geçmiyor ki Sermaye Piyasası Kurulu, hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin patronlarına ya da yöneticilerine “piyasa dolandırıcılığı” suçundan idari ceza uygulamasın. Ya işlem yasağı getiriyor ya da para cezası veriyor. Çok az vakada da Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı ifade ediliyor. Ancak değişen bir şey yok. Dolandırıcılığın, uygulandığı ifade edilen tüm cezalara rağmen hız kesmemesi dolandırıcıların çok korkusuz (!) olduğunu gösteriyor.
Bu tablo yalnızca ilgili şirketi değil, sermaye piyasalarının tamamına duyulan güveni de zedeliyor. Elbette her soruşturmada masumiyet karinesi esastır ama sermaye piyasalarında güveni korumanın yolu da, şüphe doğuran her iddianın titizlikle incelenmesinden geçiyor.
Asıl soru bundan sonra başlıyor. Benzer bir iddia ABD'de, İngiltere'de ya da Almanya'da ortaya çıksaydı süreç nasıl işlerdi?
İlk bakışta cevap şaşırtıcı olabilir. Esasında temel mekanizma birbirine oldukça benzer. Önce sermaye piyasalarını denetleyen kurumlar inceleme başlatır, gerekli görülmesi halinde geçici tedbirler uygulanır ve delillerin niteliğine göre dosya adli makamlara taşınabilir. Türkiye'de de bu imkân var. Dolayısıyla fark, "orada ceza var, burada yok" meselesi değil.
Asıl fark, yaptırımların caydırıcılığı, soruşturmaların etkinliği ve piyasanın kurallara olan güveninde ortaya çıkar. ABD'de yatırımcıyı yanıltan veya piyasayı manipüle eden fiiller nedeniyle milyonlarca doları bulan para cezaları, haksız kazancın geri alınması, yöneticilik yasakları ve mahkûmiyet halinde uzun süreli hapis cezaları görülebiliyor. İngiltere ve Almanya'da da ağır piyasa suistimalleri benzer şekilde hem mali hem de cezai sonuçlar doğurabiliyor.
Türkiye'de de Sermaye Piyasası Kanunu piyasa dolandırıcılığı suçu için hapis ve adli para cezaları öngörüyor. Bu nedenle asıl mesele kanunlarda hangi cezaların olduğu değil; kuralların hızlı, etkili ve istisnasız uygulanması. Çünkü borsalarda güven kaybolursa sermaye de kaybolur hele yabancı sermaye hiç durmaz. Bunun en yakın örneğini kısa süre önce Endonezya’da gördük. Sermaye piyasalarının gerçek teminatı, sadece şirketlerin performansı değil, hukukun öngörülebilirliği ve denetimin tartışmasız şekilde işlemesidir.