Seri üretimin fabrika odaklı yoğunlaşması işgücü dayanışmasını besledi; işçi hareketleri ücret artışları için daha çok olanak yarattı. Demokrasi, işçilerin örgütlenmesine izin verdi; düzenlemeler de eşit erişimin sağlanmasında merkezi bir rol oynadı.
Ülkemizde “sanayisizleşme sorunu” üzerine kafa yoran, bildiklerini paylaşan, gerekli uyarıları yapan çok sayıda akademisyen, uzman ve uygulamacının hakkını vermeliyiz. Bayram Ali Eşiyok, yazıları ve kitaplarında kapımıza dayanan tehlikeleri öngören insanlarımızdan biriydi. Güven Sak’ın sürekli uyarılarını, Burak Arzova’nın yükselen sesini, Ayça Tekin-Koru’nun öğretici analizlerini, Havva Gümüşkaya’nın imalat sanayisinin GSYH içindeki yerini açıklayan yorumunu, Turgut Bayramoğlu’nun orta sınıf kaygılarını, Özge Öner’in geniş kapsamlı ama saha odaklı analizlerindeki çığlığı, Daron Acemoğlu’nun Hangi Liberal Demokrasi adını verdiği ufuk açıcı kitabında cömertçe paylaştığı bilgileri ve burada adını yazmadığımız insanlarımızın entelektüel birikimlerini dikkate almamışsak, bundan sonra da almayacaksak sanayisizleşme sorunumuzu anlayamaz, anlatamaz ve anlamlandıramayız.
Çorbada bir kıymık tuzumuz olsun diye “sanayileşmenin katkılarını ve sanayisizleşmenin çoğalttığı sorunlarımızı” Acemoğlu’nun analizlerini esas alarak okuyucuyla paylaşacağım.
Sanayi sonrası çağın özellikleri
“Sanayi sonrası çağ” terimi;
- Ekonomide dijital teknolojilere dönüşümü anlattığı kadar imalatın azalan rolünü, sağlık, eğitim ve yönetimin artan önemini, çalışma yaşamında, toplumsal ve siyasi yaşamda bilişsel becerilere ve üniversite eğitimine verilen ağırlığın artışını,
- Liberal toplumun sanayi çağında yarattığı kısmi refah düzeyini, bir yanıyla seri üretimin fabrika odaklı işgücü ihtiyacını artırmasını, girdi ve çıktı taşınmasında ulaşım sisteminin gelişmesini, tasarım, mühendislik ve pazarlama işlevlerini birleştiren arka plandaki ofislerin de yoğun biçimde işgücü talebi yaratmasını,
- İşgücü talebindeki artışların ücret düzeylerini yükseltmesini,
- Liberal demokrasinin bilimsel bilgi kadar toplumsal bilginin oluşturulması ve olgunlaştırılması için de uygun ortam sağlamasını,
- Gelişen toplumsal ve maddi koşullara uygun normlar ve kurumlar oluşturulması için pratik bilgi birikimini özendirmesini,
- Hızlı sosyoekonomik değişimin büyük ölçüde istikrar ve uyumla birlikte ilerlemesini,
- Demokrasinin, şirketlerin veya meslek birliklerinin güçlerini kullanarak ücretler üzerinde baskı kurmasını ve işçilerin kötü koşullarda çalıştırılmasını önlemesini, işçilerin örgütlenmesine izin vermesini,
- Demokrasinin piyasa sistemine verdiği desteği ve bunun sonucunda piyasaların sanayi üretimine talebi artırmasını,
- İşçi hareketleriyle desteklenen çerçevenin ücret artışları için daha çok olanak yaratmasını,
- Demokrasi-piyasa sinerjisi ile işçi hareketleri arasında yatırımı caydırıcı olmayan dengelerin kurulmasını,
- Kitlelere tanınan söz hakkının yönetim ve kamu hizmetleri açısından elverişli bir dönem yaratmasını,
- Seri üretimin fabrika odaklı yoğunlaşmasının işgücü dayanışmasını beslemesini,
- Sanayi üretimi ile işçi örgütlenmesinin birlikte gelişmesini sağlayan dengelerin oluşmasını,
- Sanayi üretiminin temel altyapılara yönelerek fiziki sermaye stokunu artırmasını,
- Siyasi iradelerin düzenleme yapmak zorunda kalmasını ve işçi ile tüketici haklarının korunmasına olanak vermesini,
- Düzenlemelerin eşit erişim sağlamada merkezi bir rol oynamasını,
- Kuralları ve adil yargılama hakkını, yasalar önünde eşitliği, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerinin dağıtılmasında yoksulların erişiminin sağlanmasını ve benzeri gelişmeleri kapsar.
Sanayisizleşme eğilimi
Bugünün gündeminde ilk sıraya tırmanan “sanayisizleşme” terimi de:
- Dijital teknolojilerin ortaya çıkışının kurulmuş dengeleri değiştirmesini ve yeniden yapılanma ihtiyacını artırmasını,
- Eşitsizliklerin alabildiğine yayılmasını, bilgisayarların devreye girmesini, daha yüksek eğitim düzeyine ve gelişmiş bilişsel becerilere sahip işgücüne duyulan ihtiyacın artmasını,
- İşgücü piyasasının kas gücü yerine beyin gücüne yönelmesini,
- Sayısal kontrollü makinelerin, yarı otomatik ve otomatik araçların ve robotların imalat ve imalat dışı sektörlerde hızla yayılmasının etkilerini,
- Dijital teknolojilerin sanayi otomasyonunun temel platformları hâline gelmesini,
- Bilişsel beceri talebinin artmasını, otomasyonun düşük becerili işgücünün sunduğu el becerilerine olan ihtiyacı azaltmasını,
- Hukuk ve yöneticilik gibi alanlarda uzmanlaşmış bilişsel becerileri olan üniversite mezunlarının ve lisans derecesi alanların ücretleri artarken el becerilerine dayalı iş fırsatlarının daralmasını ve bu işlerde ücretlerin azalmasını,
- Otomasyonun yanında küreselleşme sürecinin de hizmetlere talebi artırmasını ve sanayi yapısını dönüştürücü etkilerini,
- El becerisine dayalı üretim sektörlerinde (hazır giyim, oyuncak, mobilya vb.) küresel erişimin yarattığı rekabetin yatırımları başka ülkelere yöneltmesini ve düşük ücretli ülkelerle ticaretin sanayisizleşme sürecini hızlandırmasını kapsar.
Ne yapmalıyız?
Ömrünü küresel ölçekte iktisadi gelişmelere ve bunların ekonomilere yansımasına adamış, olağanüstü zihinsel kapasitesiyle kendini küresel ölçekte kabul ettirmiş bir bilim insanının tanımladığı çerçeve tartışmalarımızın yol göstericisi olmalı.
Temel amacı akıldan çıkarmamalıyız: Maddi ve kültürel zenginlik üreterek yaşamı kolaylaştırma ilkesinden sapmamalıyız!
Sanayileşmenin yarattığı olumlu gelişmelerin arka planını oluşturan ve kitle refahını artıran etkenler konusunda önyargıların, kalıp düşüncelerin, yerleşik inançların, alışkanlık konforunun, aklı emanet etme kolaycılığının ve ezberlerin peşine takılmamalıyız.
Sorgulama merakı, akıl yürütme disiplini ve hatalarla yüzleşme özgüveni önündeki engellerin kaldırılması konusunda katılımcı ve kapsayıcı direnme gücüne katkı yapmalıyız.
Kapsayıcı kurumların değişmelere uyum göstererek varlıklarını sürdürmeleri, itibarlarını korumaları, toplumda bağlayıcı rol oynayabilen rasyonel otorite olabilme kapasitelerini kullanmalarının ödünsüz izleyicileri olmalıyız.
Sanayileşmenin itici güçleri olan kuralların, adil yargılama hakkının, yasalar önünde eşitliğin, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerine yoksulların erişiminin sağlanmasının ve benzeri gelişmelerin sistemli takipçileri ve aktif koruyucuları olmalıyız.
Her bilginin bir üst bilgisi olduğunu unutmadan, bildiklerimizi “tek doğru” kabul etme sapkınlığının tuzaklarına düşmemeliyiz.
Piyasa mekanizması ile planlama mekanizmasının yaratabileceği dengeleri kör inançların kurbanı hâline getirmemeliyiz.
Sürekli sorgulanan varsayımlara dayalı kuramlar geliştirmeli, modeller oluşturmalı, metotlar kullanmalı, değişen koşullara uyum sağlayacak ve yaşamı zenginleştirecek yol ve yöntemlerin izini sürmeliyiz.
Sanayileşmenin toplumsal refaha nasıl katkı yaptığını anlamalı; sanayisizleşmenin yarattığı eşitsizlik, yoksunluk ve yoksulluğun üstüne gitmeliyiz.
Şimdi bizlerin nerede durduğu önemli… Bir dakika kendimizi sorgulama cesaretimiz var mı? Asıl önemli olan, bize düşeni yapıp yapmadığımız...
