Türkiye’ye 1 milyar dolarlık yatırım sözü veren Çinli otomotiv devi BYD, 2 senelik oyalamadan sonra Manisa projesini askıya aldığını nihayet itiraf etti. Şirketin İcradan Sorumlu Başkan Yardımcısı Stella Li’nin Reuters’a yaptığı "Önceliğimiz Macaristan, Türkiye için net takvim yok" açıklaması, iki yıldır büyük umutlarla pazarlanan parıltılı yatırım hikâyesini derin bir belirsizliğe gömdü.
Oysa imzalar atılırken 150 bin araç kapasiteli dev bir fabrika kurulacağı ve 5.000 kişiye istihdam sağlanacağı açıklanmıştı. Gelinen noktada ise inşaat sahasına tek bir çivi bile çakılmış değil.
Kamu vicdanını yaralayan asıl mesele ise yatırımın gecikmesinden çok daha büyük. BYD, üretim taahhüdü karşılığında muazzam bir ayrıcalık elde etti ve ithalatta ek gümrük vergilerinden muaf tutuldu. Bu vergi avantajıyla vızır vızır araç satıp pazar payını katlarken, biz sadece boş bir araziyi izlemekle kaldık. Ticaret yapıldı, paralar kazanıldı ama yatırım tarafı koca bir sıfır.
İşin en acı tarafı ise milli sermayemizle kurduğumuz yerli gururumuz TOGG'un bizzat devlet eliyle haksız bir rekabete itilmesi oldu. “Babayiğitler”- den toplanan paralarla kurulan TOGG, yüksek maliyetler altında var olma mücadelesi verirken; Çinli markaya sağlanan haksız imtiyazlar, pazarımızı kendi elimizle BYD'ye teslim etmemize yol açtı. Yabancı yatırım gelsin diye kendi milli projemizi kendi ellerimizle mağdur ettik. Şimdi sormak hakkımız: BYD bu yatırımdan tamamen vazgeçerse Türkiye’nin elinde ne kalacak?
AA muhabirinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan edindiği bilgiye göre, BYD ile yapılan yatırım anlaşması, yatırım anlaşmasındaki koşullar, şirketin yükümlülükleri ve devlete verdiği teminatlar geçerliliğini koruyormuş. Bakanlık tüm süreçleri resmi usüllere uygun olarak yürütüyormuş. Bakanlık kaynakları masada güçlü teminatlar olduğunu söylese de bu hukuki kalkanın kapsamını kamuoyu henüz bilmiyor. Artık gözler BYD’den çok Ankara’da. Cevap bekleyen soru devletin bu masada kendisini nasıl koruduğudur. Gazetenin baskıya girdiği saate kadar suskun olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eldeki hukuki kozları ve iptal halinde uygulanacak yaptırımları şeffafça açıklamak zorundadır. Hepimizin iki yıldır "büyük başarı" diye alkışladığımız bu projede, kandırılmadığımızı görmeye hakkımız var.