Ekonomide güvenin temeli, doğru ve şeffaf belge düzenine dayanır. Ancak uzun yıllardır işletmelerin karşısına çıkan en büyük sorunlardan biri sahte belgeler. Vergi Denetim Kurulu, bu kronikleşmiş soruna karşı yeni ve sert adımlar atmaya hazırlanıyor. Artık sahte belgeyi “bilmeden kullandım” savunmasının daraltıldığı ve sahte belge kullanımının daha ciddi yaptırımlara bağlandığı bir döneme giriyoruz.
Bu yaklaşım, kuşkusuz kayıt dışı ekonomiyle mücadelede önemli bir adım. TÜRMOB olarak bizler de yıllardır sahteciliğe ve kayıt dışılığa karşı her türlü mücadelenin yanında olduk, olmaya da devam ediyoruz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Masum mükelleflerin mağduriyetinin önlenmesi.
Bir işletme, mal veya hizmet satın aldığında karşı tarafın düzenlediği belgenin sahte olup olmadığını anlaması çoğu zaman mümkün değildir. Ödemesini banka kanalıyla yapan ve belgelerini eksiksiz alan bir mükellef, yıllar sonra karşı tarafın sahtecilikle suçlanması halinde ağır yaptırımlarla karşılaşabilir. Bu durum, adalet duygusunu zedeler. Vergi cezası bir ölçüye kadar kabul edilebilir; ancak kasıt unsuru olmadan vergi kaçakçılığı kapsamında cezai süreçlerin devreye girmesi, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Burada çözüm, dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan yararlanmaktır. VDK’nın güçlü risk analiz sistemleri, belge doğrulama mekanizmaları ve elektronik denetim süreçleri, alıcıların belgeyi kontrol edebilmesini sağlayacak şekilde geliştirilmelidir. Eğer mükellef, belgeyi deftere kaydetmeden önce sistem üzerinden “bu belge risklidir” uyarısı alabilirse hem sahteciliğin önüne geçilecek hem de suçun kasıt unsuru ortadan kalkacaktır.
Ayrıca, VDK’nın cari denetim ve hızlı raporlama uygulamaları doğru kurgulandığında iş dünyasına güven kazandıracaktır. Bu yaklaşım, bir yandan devletin vergi gelirlerini korurken, diğer yandan mükellefler için uzun süren belirsizlikleri ortadan kaldırır. Ancak bu süreçlerde denetim elemanlarının yetkisi net kurallarla desteklenmezse, yeni sorunlar ortaya çıkabilir.
TÜRMOB olarak önerimiz, yeni dönemde mükellef bilgilendirme süreçlerinin çok daha şeffaf hale getirilmesidir. Vergi denetimleri yalnızca cezalandırıcı bir mekanizma olarak değil, aynı zamanda rehberlik eden ve mükellefi doğru yola yönlendiren bir işlev görmelidir. Bu çerçevede, mali müşavirlerin sorumluluk alanı net çizgilerle belirlenmeli; şirket yönetimlerinin küçük tutarlı işlemler nedeniyle zafiyet yaşamasının önüne geçilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin nihai amacı vergide adaletin sağlanması ve mükellef güveninin güçlendirilmesidir. Dijitalleşme, bu güvenin tesisinde büyük bir fırsat sunuyor. Belgelerin doğruluğunu anında sorgulayabileceğimiz sistemler kurulursa hem devletin vergi kaybı önlenecek hem de dürüst mükellefler korunmuş olacaktır.
Yeni dönem düzenlemelerinin 1 Ekim itibariyle yürürlüğe girmesi önemli bir milattır. Ancak bu sürece geçişin, iş dünyasında gereksiz endişelere yol açmaması için adım adım ve güçlü bir bilgilendirme kampanyasıyla desteklenmesi şarttır. Vergi denetiminin etkinliği kadar adalet duygusunu koruması da bir o kadar önemlidir. Bu nedenle, sahtecilikle mücadelede caydırıcı önlemler alınırken, masum mükellefleri koruyacak dijital mekanizmaların hızla hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir.