Basketbol İçin Destek ve Eğitim Vakfı’nın gönüllüleriyle beraber Türkiye’nin belirli bölgelerindeki altyapı antrenörlerine mentorluk ve koçluk yapıyoruz. Giderilmesi gereken temel ve teknik eksikliklerin yanı sıra, antrenörlerimizin gelişimine katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu proje yaklaşık bir sene sürecek. Amacımız; değişime ve gelişime açık, farklı düşünebilen, özgüveni yüksek antrenörler vasıtasıyla bölgenin çocuklarına dokunabilmek.
Nusaybin’de antrenörlük yapan Mehmet Tahir Gümüş’ün yazısında hikayesini paylaştığı Edanur Doğan, o bölgede spora başlayan genç kız basketbolcuların rol modeli. Gümüş, yazısında kendi gelişimini; “yıllardır bana çocuklara ne öğretiyorsunuz diye sorulur, asıl sorulması gerekenin çocukların bize neyi, nasıl öğretiyor olduğunu zamanla öğrendim” diye açıklıyor. Sessiz ve çekingen küçük bir sporcunun, Nusaybin’den Galatasaray Spor Kulübüne, oradan da Milli Takıma uzanan yolculuğu bugün onunla aynı salonda basketbola başlayan kız çocuklarına “Ben de yapabilirim” dedirten gerçek bir başarı hikâyesi.
İlham veren bir hayat hikayesinde insan sadece kendi hayatının sınırlarını değil, arkasından gelenlerin mümkün gördüğü sınırları da genişletiyor. Edanur hepimize, daha önce uzak, hatta imkânsız görünen bir yolun aslında yürünebilir olduğunu gösteriyor. Aslında bambaşka coğrafyalarda, farklı kültürlerin içinde büyüyen bir çok insanın birbirine benzeyen ilham verici hikâyeleri var. Himalayalar’ın eteklerinde büyüyen, dünyanın en yüksek noktasına uzanan Lhakpa Sherpa’nın yaşam öyküsü de bunlardan bir tanesi…
Nepal’in Himalayalar bölgesinde, kalabalık ve yoksul bir ailenin kız çocuğu olarak büyüyen Lhakpa Sherpa’nın okula gitmesine izin verilmiyor. Yaşadığı çevrede dağlar hayatın bir parçası olmasına rağmen kadınların dağcılık yapabileceğine de inanılmıyor. Erkek kardeşleri eğitim alırken onun payına da ev işleri ve ailesine yardım etmek düşüyor. Tüm bu engellere rağmen, ailesini ikna ederek önce dağcılık ekiplerinde çalışmaya başlayan Lhakpa, 2000 yılında Everest’in zirvesine tırmanmayı başaran ilk Nepalli kadın oluyor.
“Ben de yapabilir miyim?”
Bugün Lhakpa Sherpa, Everest’in zirvesine 11 kez ulaşarak bunu dünyada en fazla başaran kadın. Dışarıdan bakıldığında bir başarı hikâyesi gibi görünse de hayatı hiç de zirvelerde geçmemiş. Everest’e tırmanırken tanıştığı Rumen asıllı Amerikalı dağcı George Dijmarescu’yla evlenip Connecticut’a taşınan Sherpa üç çocuk annesi… Yabancı dil bilmeyen, temizlikçilik yapan, marketlerde çalışıp uzun yıllar aile içi şiddetle mücadele eden bu anne, yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen dağlardan vazgeçmiyor.
Yetişkinliğinin önemli bölümünde okuma-yazma bilmeyen Sherpa’nın kendi anlatımına göre; Nepal’de büyürken kız çocuklarının eğitim olanakları sınırlı olduğu için, dağcılığa başladığında harita okumak, yazılı talimatları takip etmek gibi konularda başkalarına bağımlı kalıyor. Lhakpa Sherpa, “Everest’in Kraliçesi” belgeselinde hayatını; “senin için çizilen sınır, yapabileceklerinin sınırı olmak zorunda değil” diyerek özetliyor.
Bana göre, hiç okula gidememiş bir kız çocuğunun, kendisine çizilen hayatın sınırlarını kabul etmeyerek dünyanın en yüksek noktasına ulaşabilmiş olması kırılan rekorlardan daha etkileyici. Lhakpa’nın Himalayalar’ın eteklerinde büyüyen kızlara söylediğini, Edanur da basketbola başlayan kızlara başka dilde söylüyor.
Her çocuğun Edanur gibi Milli Takıma gitmesi, her kız çocuğunun Lhakpa gibi Everest’e çıkması gerekmiyor. Rol modellerin asıl değeri herkesin aynı yolu yürümesinde değil, birilerinin o yolun yürünebileceğini göstermesinde saklı. Bir çocuğun, kendisine benzeyen birinin daha önce mümkün görünmeyen bir şeyi başardığını görmesi, “Ben de yapabilir miyim?” sorusunu ortaya çıkartıyor. Gelişimin ilk adımı da zaten bir çocuğa doğru cevabı vermek değil, o soruyu sordurabilmek.
Kaynak: https://kislatv.com/makale-detay/nusaybinde-bir-basketboltopu- bir-gencin-hayatini-nasil-degistirebilir-293