Küreselleşen dünyada kalite, fiyat ve teslim süresi ürününüzün hikayesinin en önemli başrol oyuncularıydı. Bugünün ticaret ekosisteminde ise hikayeye yeni bir kahraman dahil oldu: Kanıtlı veri! Kaldı ki sürdürülebilirlik raporlamaları, tedarik zinciri beyanları ve SKDM gibi mekanizmalar da ölçülmüş ve doğrulanabilir, bir başka deyişle kanıtlı ham madde, kaynak, enerji ve emisyon verisi odaklı çalışmalara yönlendiriyor.
Avrupa’ya ihraç ettiğiniz ürün SKDM kapsamına girmeyebilir. Ancak sizin tedarik zinciri içinde yer aldığınız müşteriniz, kendi hedefleri ve raporlamaları doğrultusunda; güvenilir veri akışı sağlayan tedarikçilerini fiyatlamada, sözleşme koşullarında ve tedarikçi seçiminde ödüllendirecektir. Bu nedenle yeşil dönüşümde veri disiplini, raporlama gereği olmaktan çıkıp, rekabetçiliğin ve pazara erişimin en kritik unsuru oldu.
Veriyi yöneten maliyeti yönetir
Bir önceki yazımda, Avrupa pazarında sınırdan geçenin salt ürünün kendisi olmadığını, ürünle birlikte gömülü emisyon, enerji/ham madde kaynakları ve izlenebilirlik kayıtları gibi verileri içeren dijital dosyanın da geçtiğini ele almıştım. Doğru veri belirsizliği azaltır, belirsizlik azaldıkça risk primi ve hesapsız maliyet artışı düşer. Veri eksikliği ya da tutarsızlığı yalnızca uyum riski yaratmaz; fiyatlama, sözleşme ve finansmana erişim üzerinde de doğrudan etkili olur.
Kolektif bir disiplinle ve ortak bir yöntemle toplanması gereken veri ne yazık ki bugün çoğu tesiste departmanların ayrı tablolarında parçalı duruyor. Üretim imalat parametrelerini izliyor, bakım sayaçları takip ediyor, finans faturaları analiz ediyor ve ihracat müşterinin talebini yönetiyor ancak aynı ürün için tek ve tutarlı bir veri seti oluşmuyor. Bu da SKDM beyanında varsayılan değer riskinin, alıcının beyanlarındaki uyumsuzluğun, sözleşmelerde karbon maddesi tartışmasının ve bankaların kanıt talebinin artmasına neden oluyor. Kısacası veri eksikliği çevre yönetiminin değil, işletme yönetiminin problemine dönüşüyor.
Sahadan basit bir örnekle anlatayım. Bir tesis elektriği tek kalemde izlediğinde, ürün başına gerçek tüketim ve emisyon görünmez, dolayısıyla düşük varsayımı yapabilir. Oysa izlediği tüketimin içinde soğutma, kompresör, pompa gibi yardımcı tesislerin payı yükselmiş olabilir. Bu durumda hem maliyet hem emisyon artar ama görünmez kalır. Alıcının soracağı, “Bu ürünün emisyonu gerçekten bu mu, hangi veriye dayanıyor” sorusuna cevap net değilse oluşacak bedel bir şekilde (Risk primi, ek denetimi maliyeti vb.) fiyatın içine girer; belirsizlik yüzünden pazarlık gücünüz zayıflar.
Çözüm karmaşık değil Bu noktada çözüm, her yeni düzenleme çıktığında yeni bir form doldurmak değil, şirket içinde ‘tek doğru veri seti’ oluşturmaktır. Ben buna basitçe ‘Ürün Karbon & Enerji Dosyası’ diyorum. Bu dosyanın özü; ürünün hangi sınırlar içinde üretildiğini netleştirmek, üretim miktarını ve baz çizgiyi tanımlamak, enerji tüketimini yakıt–elektrik–ısı gibi ana girdilerde görünür kılmak, elektriğin kaynağını izlenebilir hale getirmek ve emisyon hesabında kullanılan yöntem ile kabulleri şeffafça kayda almaktır. Dosyayı işletme kararına çeviren iki temel gösterge ise Spesifik Enerji Tüketimi (SET) ve ürün bazlı emisyondur (tCO2e/ürün). SET düştükçe maliyet ve emisyon birlikte düşer; ürün bazlı emisyon ise bu hikâyeyi ticaret diline çeviren tek sayıdır. En önemlisi, bu verinin ‘iddia’ değil ‘kanıt’ taşımasıdır; yani ölçümün ve kaydın izinin sürülebilmesidir. Burada MRV (İzleme-Raporlama-Doğrulama) devreye girer. Hangi sayaçların referans olduğu, verinin hangi sıklıkla alındığı, kimin kontrol ettiği ve sapma olduğunda ne yapıldığı netleştiğinde veri güvenilir hale gelir. Böylece siz aynı veri setini hem müşteriye doğru beyan vermek için hem de içeride enerji verimliliği projelerinin performansını ölçmek için kullanırsınız. MRV, uyum başlığı olmaktan çıkar; operasyon yönetimi aracına dönüşür.
Veriyi sadece toplamak da yetmez, karar üretiminin merkezine taşımak gerekir. Aksi halde veri maliyete dönüşür. Bu yüzden işe, tüm portföyü aynı anda ele almadan, Avrupa’ya giden kritik ürünlerle başlamayı öneriyorum. Önce kapsamı netleştirin; hangi prosesler dahil, hangi sayaçlar referans, kim sorumlu? Üretim, enerji, emisyon ve belge akışını tek bir onaylı veri setinde birleştirin. Bunu bir yazılım projesine çevirmeden önce yalın bir şablonla kurup olgunlaştırmak çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.
Sonuç olarak, veriyi ‘dosya’ kayıtlarının ötesinde ‘yönetim aracı’ olarak kullanan şirketler, yeşil dönüşümü maliyet değil, fırsat olarak değerlendirir.