5 Mart tarihli yazımda ABD destekli İsrail-İran savaşının KOBİ’lere olası olumsuz etkilerini sizlere sunmuştum .
Bu gün ise açık kaynaklardan yararlandığım yazımda, savaşın petrol fiyatlarındaki fiilen etkisini, Türkiye’ye yansımasını ve KOBİ’ler üzerindeki maliyet baskısını ayrıntılı olarak ele alacağız.
Bir aylık savaş sürecinde özellikle petrol arzının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, petrol fiyatlarını hızla yükseltmiş ve akaryakıt maliyetlerinde küresel ölçekte artışa neden olmuştur.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasıyla dünya petrol arzının yaklaşık %20’si sekteye uğradı.
Brent ham petrol varil fiyatı Şubat sonundaki 55-72 dolar bandından Mart ortasında 120 doları aşarak rekor kırdı; Nisan 2026 itibarıyla 109-112 dolar civarında seyrediyor.
Bu şok, Türkiye gibi net petrol ithalatçısı ülkelerde akaryakıt fiyatlarını hızla yukarı çekti.
Benzin ve motorin zamları, özellikle KOBİ’ler için üretim, lojistik ve operasyonel maliyetleri doğrudan vurdu.
- Savaşın Küresel Petrol Piyasasına Etkisi: Hürmüz Boğazı’nın Kapanması
Analistler, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde fiyatların 130-150 dolara çıkabileceğini öngörüyor.
Kısa vadeli dalgalanmalar (örneğin Trump’ın “savaşın sonu yakın” açıklamaları) fiyatları 95-100 dolara çekse de risk primi yüksekliğini koruyor.
Türkiye’de akaryakıt fiyatları bu küresel dalgadan doğrudan etkilendi.
Hükümet doğru bir kararla Eşel Mobil sistemini yeniden devreye sokarak ÖTV ve KDV indirimiyle zamların %75’ine kadarını karşıladı...
- Türkiye Ekonomisine Yansıma: İthal Bağımlılık ve Enflasyon Baskısı
Türkiye’nin petrol ihtiyacının %90’ından fazlası ithal.
Akaryakıt zamları, enerji ithalat faturasını şişirirken enflasyonu tetikliyor.
Savaşın ilk haftalarında motorin %18, benzin %10’un üzerinde zamlandı.
Bu artış, taşımacılık, tarım, inşaat ve imalat gibi yakıt yoğun sektörleri vurdu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın belirttiği gibi, vergi feragatiyle “dünyadaki artış sınırlı yansıtıldı”, ancak maliyetler yine de KOBİ’lerin rekabet gücünü eritti.
Dolaylı etkiler de ağır:
Elektrik ve doğalgaz faturaları yükseldi (enerji santrallerinde yakıt maliyeti arttı).
Gıda fiyatları taşındı (nakliye payı %30-40).
Döviz kuru baskısı (petrol ithalatı cari açığı büyüttü).
OECD ve banka raporları, savaşın uzaması halinde Türkiye’de enflasyonun %4-5 puan daha artabileceğine dikkat çekiyor.
KOBİ’ler, bu genel enflasyon ortamında hem girdi maliyetleriyle hem de talebin daralmasıyla karşı karşıya kaldı.
- KOBİ’lerde Maliyet Artışının Boyutları: Sektör Bazlı Analiz
Akaryakıt zamları onları üç ana kanaldan etkiliyor:
Doğrudan yakıt tüketimi, lojistik/nakliye maliyetleri ve tedarik zinciri aksamaları.
Lojistik ve Taşımacılık Sektörü: En ağır darbe burada.
Kamyon ve ticari araçların %90’ı dizel kullanıyor.
Motorin fiyatındaki %20-30’luk artış, bir kamyonun aylık yakıt maliyetini binlerce TL artırıyor.
Örneğin, 20 kamyonluk bir lojistik KOBİ’si yıllık 900 bin litre dizel tüketiyorsa, savaş öncesi maliyetler %25-40 artıyor.
Nakliye ücretleri %15-25 zamlandı; bu da perakende ve e-ticaret KOBİ’lerinin kâr marjlarını eritti. Amazon gibi küresel oyuncular bile %3,5 “yakıt ek ücreti” koydu; Türkiye’de benzer uygulamalar yayılıyor.
İmalat ve Üretim KOBİ’leri: Makine, gıda işleme, tekstil ve mobilya gibi sektörlerde forklift, jeneratör ve hammadde taşımacılığı dizel bağımlı.
Bir orta ölçekli imalatçı KOBİ’de enerji ve lojistik maliyetleri toplam giderlerin %15-25’ini oluştururken, savaşla bu oran %10-20 puan şişti.
Elektrik faturalarındaki artış (doğalgaz santralleri etkisiyle) üretim maliyetini ek %5-8 yükseltti. İhracatçı KOBİ’ler rekabet gücünü kaybetti; Avrupa ve Asya rakipleriyle fiyat farkı açıldı.
Tarım ve Gıda KOBİ’leri: Traktör ve kamyonet kullanan çiftçi-üreticiler ile sebze-meyve nakliyecileri en çok etkilenenler.
Mazot zamları gübre ve ilaç taşımacılığını pahalılaştırdı; tarladan markete ulaşım maliyeti %20-30 arttı.
Market raflarında gıda zamları KOBİ’lerin satışlarını düşürdü.
Hizmet ve Perakende KOBİ’leri: Kurye, restoran teslimatı ve inşaat malzemesi taşımacılığı yapanlar dizel maliyetinden doğrudan etkilendi.
Bir restoran KOBİ’si malzeme tedarik maliyetinde %12-18 artış gördü.
Genel tahmin: Savaşın ilk 1-2 ayında enerji yoğun KOBİ’lerde toplam maliyetler %10-20 yükseldi. Marjlar daraldı, bazı işletmeler fiyatları müşteriye yansıtamadı ve kâr eridi.
Tedarik zinciri aksamaları (ithal hammadde gecikmeleri) stok maliyetlerini de artırdı.
- Hükümet Müdahaleleri ve Destekler: Eşel Mobil’in Rolü
Ekonomi yönetimi hızlı tepki verdi.
Eşel Mobil ile ÖTV indirimi sayesinde zamların büyük kısmı pompa fiyatına yansımadı.
Mart’ta 43 milyar TL’lik kamu desteği sağlandı.
Ayrıca KOBİ’lere yönelik KOSGEB ve banka kredilerinde faiz indirimleri, enerji verimliliği hibeleri gündeme geldi.
Ancak bunlar geçici; savaş uzarsa bütçe yükü artacak ve destekler sınırlı kalabilir.
- Kısa ve Uzun Vadeli Senaryolar ile KOBİ’lere Öneriler
Kısa vadede (2026 yazına kadar): Savaşın de-eskalasyonuyla petrol 80-90 dolara inerse zamlar yavaşlar.
Ancak Hürmüz açılmazsa yeni dalgalar gelebilir.
KOBİ’ler maliyetleri %5-10 daha artırabilir.
Uzun vadede: Yapısal dönüşüm şart.
Elektrikli araçlara geçiş, lojistikte rota optimizasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları (güneş panelleri, verimli jeneratörler) maliyetleri kalıcı düşürebilir.
KOBİ’ler: Yakıt tüketimini %15-20 azaltmak için filo yönetim yazılımları kullanmalı.
Tedarikçileri yakına çekerek nakliye mesafesini kısaltmalı.
KOSGEB ve Ticaret Bakanlığı’nın yeşil dönüşüm desteklerinden yararlanmalı.
Fiyatlandırmada “yakıt farkı” maddesi ekleyerek riski müşteriye dağıtmalı.
Sonuç olarak, ABD-İsrail-İran savaşı akaryakıt fiyatlarını rekor seviyeye taşıyarak KOBİ’lerin maliyet yapısını kalıcı olarak değiştirdi.
Doğrudan yakıt ve lojistik zamları, dolaylı enflasyon ve rekabet kaybı ile birleşince en hassas kesimi vurdu.
Bu artışlar KOBİ’ler üzerinde doğrudan maliyet artışı, dolaylı olarak enflasyon ve talep daralması, finansman baskısı şeklinde çok boyutlu etkiler oluşturmuştur.
Karamsarlığa düşmeden KOBİler az hasarla çıkılabilir inancındayım..
Özellikle enerjiye bağımlı ekonomilerde faaliyet gösteren işletmeler için bu süreç, yalnızca bir maliyet artışı değil, aynı zamanda stratejik dönüşüm zorunluluğu anlamına gelmektedir.
Hükümetin vergi feragati tampon olsa da, KOBİ’lerin ayakta kalması enerji verimliliği ve stratejik planlamaya bağlı.
Savaşın seyri belirsiz ancak bu kriz, Türkiye KOBİ ekosistemini daha dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak için bir dönüm noktası olabilir.
KOBİ’ler bugünden önlem almazsa, maliyet baskısı istihdam ve büyüme hedeflerini de tehdit edeceğini unutmamak gerekiyor...
