2026 yılı Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri operasyonları ile başlayan çatışma, küresel ekonomiyi derinden etkilemiş durumda.
Bu çatışma, özellikle enerji piyasaları, tedarik zincirleri ve finansal istikrar üzerinden KOBİ’leri zorluyor.
Açık kaynaklardan ve uzman görüşlerinden yararlandığım yazımda olası olumsuz etkileri, küresel ölçekte gözlemlenmekle birlikte, Türkiye gibi Orta Doğu’ya bağımlı enerji ithalatı yapan ülkelerdeki KOBİ’ler için daha belirgin olabileceği yönünde.
Olası olumsuz etkileri başlıklar olarak sıralarsak:
• Enerji Fiyatlarında Artış ve Maliyet Yükleri: Çatışma, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatlarını kesintiye uğratıyor, bu da küresel petrol fiyatlarını %20-30 oranında artırıyor.
KOBİ’ler için bu, üretim, nakliye ve operasyonel maliyetlerde hızlı bir yükselişe yol açıyor.
Örneğin, enerji yoğun sektörlerde (imalat, lojistik) marjlar daralıyor ve rekabet gücü azalıyor.
Türkiye’de, ithal enerji bağımlılığı nedeniyle yakıt ve elektrik faturaları KOBİ’lerin bütçesini %10-20 oranında şişirebilir.
• Tedarik Zinciri Kesintileri: Orta Doğu’daki lojistik aksamalar (gemi sevkiyatları, hava yolu kapanmaları), hammadde ve ürün tedariğini geciktiriyor.
Bu, özellikle ithalata dayalı KOBİ’ler için stok eksikliği, üretim duraklaması ve sipariş gecikmelerine neden oluyor.
Teknoloji ve IT sektöründeki KOBİ’ler, Körfez bölgesindeki müşterilerden gelen bütçe kesintileri nedeniyle gelir kaybı yaşıyor.
Küresel ticaret hacminde %5-10 düşüş bekleniyor, bu da ihracat odaklı KOBİ’leri vuruyor.
• Finansal ve Piyasa Dalgalanmaları: Döviz kurlarında volatilite artıyor; örneğin, TL gibi gelişen piyasa para birimleri değer kaybedebilir.
Öngörülere göre, Kredi erişimi zorlaşıyor, faiz oranları yükselme trendinde , yatırımcılar riskli bölgelerden kaçınıyor.
Bu, KOBİ’lerin sermaye bulmasını zorlaştırıyor, birleşme-satın alma fırsatlarını engelliyor ve genel ekonomik yavaşlamaya yol açacağı yönünde.
Bu sürecin enflasyon riski stagflasyona (durgunluk + enflasyon) dönüşebilir, tüketici harcamalarını azaltarak talep düşüşü yaratacağı görüşü hakim..
Sektörel ve Bölgesel Etkiler: Turizm, finans ve hizmet sektörlerindeki KOBİ’ler, seyahat kısıtlamaları ve güvenlik endişeleri nedeniyle zarar görüyor.
Sanayi KOBİ’leri, artan girdi maliyetleri nedeniyle ihracat kaybı yaşıyor; örneğin, Almanya gibi ülkelerde deindustrializasyon riski artarken, Türkiye’de bu gelişmelerden olumsuz olarak etkilenebilir deniliyor...
Genel olarak, KOBİ’lerin büyüme hızı %2-5 düşebilir.
Bu etkiler, çatışmanın süresine bağlı olarak kısa vadeli (1-2 ay) şoklar veya uzun vadeli yapısal sorunlara dönüşebilir.
Eğer çatışma uzarsa, küresel resesyon riski artar.
Olumsuz Etkileri Azaltmak İçin Neler Yapılmalı?
KOBİ’ler, jeopolitik risklere karşı proaktif stratejiler benimseyerek dayanıklılıklarını artırabilir.
Aşağıdaki öneriler, benzer çatışmalarda (COVID-19, Rusya-Ukrayna savaşı) etkili olmuş yaklaşımlara dayanır.
Bunlar, risk değerlendirmesi, çeşitlendirme ve hızlı adaptasyon odaklıdır.
Uzmanların, benimde desteklediğim öneriler ise şunlar:
• Tedarik Zincirlerini ve Pazarları Çeşitlendirin:
Tek bir bölgeye (Orta Doğu) bağımlılığı azaltın.
Alternatif tedarikçiler bulun (örneğin, Asya veya Avrupa’dan) ve müşteri tabanınızı farklı coğrafyalara yayın.
Bu, kesintilerde %20-30 oranında kayıp önleyebilir.
Türkiye’deki KOBİ’ler, AB veya Afrika pazarlarına odaklanabilir.
• Finansal Dayanıklılığı Güçlendirin: Döviz ve emtia fiyat dalgalanmalarına karşı hedging araçları kullanın (forward sözleşmeler).
Nakit rezervleri artırın ve alternatif finansman kaynakları araştırın (devlet teşvikleri, fintech).
Bu, maliyet şoklarını %15-25 absorbe eder.
Kısa vadeli kriz yönetimi için varlık-yükümlülük dengesi kurun.
• Risk Değerlendirmesi ve Senaryo Planlaması Yapın:
-Potansiyel senaryoları (kısa/uzun çatışma) simüle edin ve stres testleri uygulayın.
-Yedek lojistik rotaları (kara yolu alternatifleri) belirleyin.
- Hızlı yanıt ekipleri kurun.
Bu, operasyonel kesintileri %30 azaltır.
• Yerel Ağlar ve İş Birlikleri Kurun:
- Yerel ortaklarla çalışarak istihbarat ve süreklilik sağlayın.
-Sektör dernekleri veya hükümetle iletişimde olun; teşviklerden faydalanın.
- Sigorta poliçelerinizi gözden geçirin (savaş riski kapsama).
• Operasyonel Esneklik ve Dijital Dönüşüm:
Dijital araçlarla uzaktan çalışmayı artırın, stok yönetimini optimize edin.
Kısa vadeli odak: Güvenlik ve süreklilik;
Uzun vadeli: Pazar düzelirken fırsatları yakalayın.
Bu stratejiler, KOBİ’lerin çatışma gibi belirsizliklerde hayatta kalmasını sağlar.
Hükümet destekleri (örneğin, KOSGEB programları) de faydalı olabilir.
Durum hızla değişebileceğinden, güncel gelişmeleri takip edin.
Sonuç:
İran–İsrail/ABD gerilimi Türkiye ekonomisi için enerji maliyetleri, döviz kuru baskısı ve finansman koşullarında sıkılaşma riski taşımaktadır.
Ancak bu süreç aynı zamanda işletmeler/ KOBİ’ler için yeniden yapılanma, verimlilik artışı ve dijital dönüşüm fırsatı sunmaktadır.
Kriz dönemlerinde üç unsur belirleyicidir:
- Güçlü nakit yönetimi
- Veri temelli karar alma
- Riskleri önceden öngörme kapasitesi
Belirsizlik ortamında proaktif davranan, finansal disiplin sağlayan ve dijitalleşmeye yatırım yapan işletmeler süreci yalnızca atlatmakla kalmaz; rekabet avantajı da elde eder.
Çatışmanın en kısa sürede sonlanması, barışın sağlanması dileğiyle...
