Geçen hafta OVP’de yeşil dönüşümün yeni dilinin rekabetçilik olduğunu yazmıştım. 2027-2029 dönemini kapsayan program; yeşil dönüşümü sanayi, ihracat, enerji maliyetleri, finansman ve tedarik zinciri dayanıklılığıyla birlikte ele alıyor. Ancak iş dünyası açısından asıl soru şu: Bu başlıklar sahada nasıl uygulanacak?
İyi yazılmış hedefler ve güçlü politika ifadeleri tek başına dönüşüm üretmez. Sanayici için belirleyici olan, bu hedeflerin erişilebilir desteklere, sade başvuru süreçlerine, ölçülebilir kriterlere ve finanse edilebilir proje dosyalarına dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
OVP’de, Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) SKDM ile uyumunun güçlendirileceği, emisyon yoğun sektörlerin yeşil dönüşümü ve ihracat rekabetçiliğinin destekleneceği belirtiliyor. Ayrıca düşük karbonlu üretim, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir finansman, Türkiye Yeşil Taksonomisi, enerji verimliliği, atık ısı ve yeşil binalar gibi kritik başlıklar yer alıyor. Bu tablo doğru bir yön gösteriyor. Ancak yön göstermekle yolda ilerlemek aynı şey değil.
Sahadaki ilk ihtiyaç sadeleşme
Sanayici ve özellikle KOBİ için en önemli meselelerden biri sadeleşme. Destek mekanizması varsa hangi işletme yararlanacak, hangi yatırım uygun kabul edilecek, hangi veri istenecek, başvuru ne kadar sürecek, tasarruf nasıl doğrulanacak ve sonuç nasıl izlenecek? Bunların cevapları netleşmezse iyi başlıkların sahadaki karşılığını sınırlı olur.
Enerji verimliliği yatırımlarının desteklenmesi çok doğru bir öncelik. Ancak bu desteğin yalnızca büyük ve karmaşık projelere değil, tekrarlanabilir, hızlı uygulanabilir ve ölçülebilir projelere de ulaşması gerekir. Basınçlı hava, buhar sistemleri, soğutma, pompa, fan, motor, otomasyon ve izleme yatırımları birçok işletmede kısa sürede sonuç üretebilir. Aynı yaklaşım atık ısı için de geçerli.
Sanayi kaynaklı atık ısının etkin kullanımı için mevzuat düzenlemesi yapılacak olması önemli. Fakat bunun yalnızca düzenlemede kalmaması gerekir. Hangi sıcaklık seviyesinde, hangi sektörlerde, hangi iş modelinde ve hangi finansman yapısıyla atık ısı projelerinin uygulanacağı netleşmeli. Özellikle demir-çelik ve çimento gibi atık ısı enerjisinin büyük olduğu sektörlerde, atık ısıdan elektrik üretilmesi; bunun üçüncü taraf tarafından uygulanması ve işletilmesine yönelik düzenlemeler hayata geçmeli.
Veri finansmana dönüşmeli
OVP’nin önemli başlıklarından biri de çevresel performans verilerinin finansal karar alma süreçlerine entegre edilmesi. Bu ifade teknik görünse de sanayici açısından somut bir anlama sahip. Enerji tüketimini ölçmeyen, emisyonunu izlemeyen, tasarrufunu doğrulamayan ve çevresel performansını güvenilir veriyle sunamayan işletmenin yeşil finansmana erişimi zorlaşacak.
Bu nedenle veri altyapısı yalnızca raporlama için kurulacak bir sistem olmamalı. Yatırım kararını, kredi dosyasını, müşteri ilişkisini ve rekabet stratejisini destekleyen bir yönetim aracı olmalı. Bankalar da bu süreçte yalnızca teminata ve bilançoya bakmakla yetinmemeli. Enerji verimliliği, atık ısı ve düşük karbonlu üretim projelerinin teknik kalitesini okuyabilecek kapasiteyi geliştirmeli.
KOBİ’ler için bu başlık daha da kritik. Büyük şirketlerin sürdürülebilirlik ve finansman ekipleri var. KOBİ’lerde ise çoğu zaman iyi fikir yatırım dosyasına dönüşmeden kalıyor. Bu nedenle standart proje formatları, sade ölçme ve doğrulama yöntemleri, teknik danışmanlık havuzları ve toplulaştırılmış finansman modelleri uygulamanın başarısını belirleyecek.
ETS yük değil, sinyal olmalı
Türkiye ETS ve SKDM uyumu, sanayi için yeni bir dönem başlatıyor. Ancak sistem yalnızca raporlama yükü gibi algılanırsa beklenen dönüşüm etkisi zayıflar. ETS’nin yatırım kararlarını yönlendiren bir fiyat sinyali üretmesi gerekir.
Bunun için tahsisat yapısı, fiyat oluşumu, denkleştirme kuralları ve gelirlerin kullanım şekli öngörülebilir olmalı. Karbon fiyatı sanayiciye ceza hissi veren bir unsur yerine, enerji verimliliği ve düşük karbonlu yatırım için ekonomik gerekçe sunan bir göstergeye dönüşmeli.
Son söz
OVP’de başlıklar doğru. Düşük karbonlu üretim, kaynak verimliliği, enerji verimliliği, atık ısı, yeşil taksonomi, sürdürülebilir finansman ve ETS uyumu aynı dönüşüm resminin parçaları. Şimdi ihtiyaç, bu parçaları sahada çalışan bir uygulama mimarisine dönüştürmek.
Başarıyı belge sayısıyla ölçemeyiz. Asıl ölçü, kaç işletmenin enerji tüketimini düşürdüğü, kaç projenin finanse edildiği, kaç atık ısı uygulamasının hayata geçtiği, kaç KOBİ’nin veri ve proje kapasitesini geliştirdiği ve sanayinin ihracat rekabetçiliğinin ne kadar güçlendiği olacak.
Yeşil dönüşümün sınavı hedeflerde değil, uygulamada verilecek.