Bu yazı, arife günü yayımlanacak. Bayramlar güzel yemeklerin yendiği günlerdir. Bu nedenle bu haftaki yazımda biraz nostalji yapacağım; biraz da yemek içmekle ilgili, ortaya karışık, bir şeyler aktaracağım ve yorumlar yapacağım.
Eski Türkiye’deki bayramlar
İnsan yaşlanınca eskileri arıyor diyeceksiniz. Ama ben her yaşta eski bayram günlerini hep hatırladım, aradım.
Bir komşumuzun bahçesinde fırınları vardı. Fırını arife günü akşamüstü yakarlardı. Diğer komşularımız gibi çömleğe keşkeklik buğday, et ve suyu koyar arifeden onlara bırakırdık. Çömlekler fırına girmek için sıra sıra dizilirdi. Fırın hazır olunca onlar çömlekleri fırına yerleştirirlerdi. Keşkekler çömleklerde sabaha kadar yavaş yavaş pişerdi. Sabah da babam bayram namazından dönmeden annemle gidip çömleğimizi alırdık. Babam camiden döner dönmez “Abdestliyken okuyayım“ der ve kısık sesle Kuran okurdu. “Bize bu evi bırakan kayınpederim ve kayınvalidemin, annem ve babamın ve de tüm ölmüşlerin ruhuna fatiha“ dediğinde ritüelin sona erdiğini anlardım. Bu anı bekleyen annem de erittiği tereyağına kırmızı biberini katar, yağı kızdırırdı. Tabaklara konan keşkeğin üzerine o erimiş kızgın yağı dökerdi. O koku ve kızgın yağın keşkeğin üstüne dökülmesi ile çıkan o ses hiç aklımdan çıkmaz.
Kurban Bayramı, adı üstünde, kurban demekti. Kesilecek koyun bir gün önceden alınmış, bahçede bekliyor olurdu. Ama bu durum sonra değişti. Babam koyunu aynı gün alıp gelirdi. Bir gün önceden alındığında hayvana alıştığımı, suyunu ve yemini verdiğim hayvanın kesilmesini yüreğimin kaldırmadığını anlamıştı. Kahvaltı sonrası kasabı beklerdik. Kurban bahçede kesilirdi. Dut ağacına asılı derisi soyulurdu. Postu THK’na verilirdi. Daha sonra et parçalanır dağıtım yapılırdı. Sakatatlar bize kalırdı. İşkembe çorbasını ve mumbar dolmasını çok severim. Bu, o günlerden kalma bir alışkanlıktır.
Bir yorum
Şimdi düşünüyorum da, ne kadar güzeldi bayramlar. Mükerrem Kemertaş’ın söylediği güzel Erzurum türküsü gelir aklıma “Bir dağ ne kadar ulu olsa; kenarı yol olur. Buna bayram günü derler; dost ile düşman bir olur” (https://www.youtube.com/results?search_query=mükerrem+kemertaş+dün+gece+yar+hanesinde).Bayramlarda küsler de barışırdı. Şimdi bırakın küslerin barışmasını, bayram öncesi düşman kalesi fethedilir gibi parti merkezleri basılıyor.
Bayram ziyaretleri de ayrı bir güzellikti. Hiç olmazsa yılda iki kez büyükler ziyaret edilir, hatırları sorulurdu. Şimdinin dünyasında bayramlarda insanlar şehirlerden kaçıyor. Ziyaret etmek istese zaten bu uzaklıklarla bir ziyaret için belki bir gün bile yeterli olmayacak.
Babam bir ilkokul öğretmeni idi. Üç çocuklu bir aile idik. O zaman her kurban bayramında bütçesi sarsılmadan bir koyun alıp kurban edebiliyordu. Bugünün öğretmeleri ise, bırakın kurban kesmeyi, evlerine et girmemesinden şikayet ediyor.
Eski Türkiye böyle bir yer idi; gel de özleme.
Kurum gibi pastane
Chicago’da gittiğimiz bir pastane vardı. Sahibi Alman kökenliydi. Garsonlar da öyle. Çoğu yaşlı kadınlardı; tertemiz beyaz önlükleri vardı. Sanırım pastanenin açıldığı 1948 yılından beri hizmet ediyorlardı. Kaliteden, pastanenin geleneğinden ödün vermiyorlardı. Her arkadaşın sevdiği bir pasta cinsi vardı. Genelde hep o sevilen pastalar ısmarlanırdı. Ben “Black Forest“ pastasını severdim. Her yediğimde aynı tadı alırdım; kalite değişmezdi.
O dönemler sigara içme yasağı yoktu. Ama içerde sigara içilmesine izin vermezlerdi. Müşteri kaybetmek pahasına bu ilkelerinden ödün vermezlerdi.
Aradan yıllar geçti. Orada yaşayan arkadaşıma sordum. Pastane hala çalışıyor, aynı düzende devam ediyormuş. O pastane kurumsallığını koruyormuş.
Bir yorum
Kurumlar, demokrasinin temel taşlarıdır. Kurumları da kurum yapan yöneticileridir. Kurumlarda ilkeler, gelenekler korunur; saygınlıkları buradan gelir. Chicago’daki bir pastane kurum olarak kalmış, ilkelerini, geleneklerini koruyor. Biz de ise bakıyorsunuz kurumsallığını en çok koruması gereken kurumların yöneticileri, aldıkları kararlarla kurumlarının saygınlığını pasta gibi yiyor.
Bal Mahmut’tan
Bir zamanlar televizyonun tatlı dili, Bal Mahmut’tan dinlemiştim. Lokantada adam pilav ısmarlamış. Pilav gelmiş. Kaşığını pilava daldırmış, ağzına götürecekken bakmış kaşıktan bir siyahlık sarkıyor. Tabağın kenarına boşaltmış kaşığı. Pilav içinde bir kıl. Neyse deyip tekrar kaşığını daldırmış pilava. Yine tam ağzına götürecek, yine sarkan bir kıl görmüş. Hay aksi şeytan deyip kaşığını pilava daldırıp yine kıl çıkınca garsonu çağırmış. “Kılları ayrı bir tabakta getirseniz de herkes istediği kadar alsa“ demiş.
Bir yorum
Spor dünyasında transferler normaldir. Ama şimdi zaman zaman siyaset dünyasında transferler yaşanıyor. Ve gerisi gelecek söylentileri var. Lokantadaki adam gibi diyesim geliyor: Bütün partiler “müsaitler“ini ayırsalar da herkes istediği kadar alsa.
Niye şaşırıyoruz ki
Trakyalı sanayici bir dostumdan dinlemiştim bu anıyı.
Organize sanayi sitesindeki her zaman gittikleri aşçı dükkanına gitmişler. Önce çorbalarını ısmarlamışlar. Ama uyanık çıraklardan birisi çorbayı beğenmemiş. Cebinden çıkardığı bir üstüpü parçasını çorbaya atmış. Sonra da aşçıya seslenmiş “Usta, bir bakar mısın?“. Aşçı elini önlüğüne sile sile gelmiş.“Ne oldu?“diye sormuş. Uyanık çırak “Usta, çorbamda yabancı bir şey var.“. Aşçı almış kaşığı eline daldırmış çorba kesesine. Çıkan iplik paçalarını kenara koymuş. Uyanık çırak heyecanla haykırmış:“Aaa, üstüpü bu“. Aşçı gayet sakin cevap vermiş. “Ne yani şaşırdın mı? Dört liraya çorba içtiğin yerde, organize sanayi bölgesinde çorbandan Vakko eşarp mı çıkacaktı!“.
Bir yorum
Euro News’un haberine göre Türkiye, 2025 yılında hukuk üstünlüğü endeksinde bir sıra daha gerileyerek 143 ülke arasında 118. sırada yer almış (https://tr.euronews.com/2025/10/28/turkiye-2025-yilinda-hukuk-ustunlugu-endeksinde-bir-sira-gerileyerek-143-ulke-arasinda-118).Endeks verilerine göre Türkiye, son on yılda Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde ciddi bir gerileme yaşadı. 2015’te 80. sırada bulunan Türkiye, her yıl gösterdiği düşüş eğilimi ile 38 sıra kaybetti.
Yaşadığımız olaylar, alınan kararlar insanları şaşırtıyor. Şimdi o aşçı gibi sormak gerek: “Niye şaşırdınız ki?“.
Son söz
Bayramınız kutlu olsun…