Aralık ayında aylık TÜFE artışı yüzde 0,89 olarak açıklandı. Ancak enflasyonun mevcut seyrini daha doğru yansıtan, mevsimsel etkilerden arındırılmış aylık artış yüzde 1,67’dir.
Aşağıda iki liste yer alıyor. Önce hemen alttaki ilk listeye bakalım.

Bu tablo, 2025 yılı sonu itibarıyla dünyada en yüksek enflasyona sahip 10 ülkeyi gösteriyor. Türkiye, ne yazık ki bu listede beşinci sırada yer alıyor.
Şimdi bir de aşağıdaki listeye bakalım.
Bu liste ise Türkiye’nin uluslararası piyasalarda geçmişte genellikle aynı ekonomik ligde anıldığı ülkelerin 2025 sonu enflasyon oranlarını gösteriyor. Türkiye’nin yer alması gereken liste burasıdır; ilki değil.
Enflasyon söz konusu olduğunda Türkiye’nin, ABD yaptırımları altındaki Venezuela ve İran ya da iç savaş içindeki Sudan ile değil; Yunanistan, Şili ve Brezilya gibi ülkelerle birlikte anılması gerekir.
Yıllık enflasyonun resmi verilere göre yüzde 44’ten yüzde 30,89’a gerilemiş olması önemlidir ve bir çabanın varlığına işaret eder. Ancak bu gerilemeye rağmen enflasyon seviyesi hâlâ kabul edilemeyecek kadar yüksektir. Üstelik 13,5 puanlık düşüşe rağmen 2024 yılı sonunda açıklanan hedef seviyenin üzerinde tamamlanmıştır.
Aralık ayında aylık TÜFE artışı yüzde 0,89 olarak açıklandı. Ancak enflasyonun mevcut seyrini daha doğru yansıtan, mevsimsel etkilerden arındırılmış aylık artış yüzde 1,67’dir. Bu oran yıllıklandırıldığında yaklaşık yüzde 22,4’lük bir enflasyona işaret etmektedir. Düşük gibi görünebilir; ancak bu seviye dahi Türkiye’yi dünyada en kötü 10 enflasyonlu ülke arasından çıkarmaya yetmemektedir. Ayrıca bu oran, gelecek yıl için öngörülen yüzde 16 hedefinin de belirgin biçimde üzerindedir.
Türkiye, 2022 yılında açıkladığı 2023-2025 Orta Vadeli Program’da 2025 yılı sonu için yüzde 9,9 enflasyon hedefi koymuştu. Keşke bu hedefe ulaşmayı mümkün kılacak para ve maliye politikaları zamanında ve kararlılıkla uygulanabilseydi, yapısal adımlar atılsaydı da bugün en azından en iyi 10’da değil, belki 20’de yer alsaydık.
Tekrar hatırlatmakta fayda var: İktisat literatürü çok nettir. Enflasyon, halkın en büyük düşmanıdır; ekonomik istikrarın ve sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engeldir. Makroekonomik istikrarı bozar, sosyal adaleti zedeler ve ahlaki olmayan davranışları artırır. Bu nedenle enflasyon “makul” seviyelerin üzerine çıktığında ve hedeflerden uzaklaşıldığında, tereddütsüz ve güçlü bir biçimde mücadele edilmesi gerekir.