Merkez Bankası faiz oranlarını değiştirmedi. Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 37’de, gecelik borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik borç alma faiz oranı ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu.
Zaten kamuoyundaki ağırlıklı görüş de Merkez Bankası’nın faizde bir değişikliğe gitmeyeceği yönündeydi. Dolayısıyla bu karar kimse için sürpriz olmadı.
Merkez Bankası’nın savaş patlak verir vermez askıya aldığı haftalık repo ihalelerini PPK toplantısının yapılacağı 12 Mart’a kadar yeniden başlatması beklenmiyordu. Haftalık ihalelere başlanması ve faizin sabit tutulması, fiilen yüzde 40’a çıkarılmış olan faizin çok kısa sürede, hiçbir şey düzelmemişken yeniden yüzde 37’ye indirilmesi anlamına gelirdi ki, bunun izahı mümkün olmazdı.
Merkez Bankası ya haftalık ihaleleri yeniden başlatacak ama yüzde 37 olan repo faizini artıracaktı ya da faizlere dokunmayıp fonlamayı yüzde 40 faizle gecelik olarak sürdürmeyi tercih edecekti. Dünkü kararla ikinci yol tercih edilmiş oldu.
Metinde neler söyleniyor?
Para Politikası Kurulu açıklamasında en çok dikkati çeken ifade, “son dönem gelişmeler” diye nitelenen savaşın etkisiyle enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı.
Bu, içerik olarak tümüyle yeni bir söylem değil elbette. Merkez Bankası daha önce de gerekmesi durumunda parasal sıkılaştırmaya gidebileceğini hep vurguluyordu ama bu kez gerekçe değişmiş durumda. Bu da gayet normal.
Para politikası duruşunun sıkılaştırılmasına yol açacak gerekçeye ilişkin vurgu dışında açıklamada daha önceki açıklamalardan çok ayrışan ifadeler yok.
Dünkü toplantının açıklamasında “Jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizlikler artarken küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlenmiştir” deniliyor. Bir durum tespiti. Sonra şöyle devam ediliyor:
“Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler alınmıştır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.”
Cari denge 2026’ya 6,8 milyar açıkla başladı
Cari işlemler dengesinde ocak ayında 6,8 milyar dolar açık verildi. Geçen yılın aynı ayındaki açık 4 milyar dolardı.
Ocak ayındaki bu açıkla birlikte yıllıklandırılmış açık 32,9 milyar dolara çıktı. Ancak bu tutarı, aralık ayı için açıklanan 25,2 milyar dolarlık açıkla kıyaslayıp yıllık açığın 7 milyar dolardan fazla büyüdüğü şeklinde yorumlamak doğru değil.
Değil çünkü ağırlıkla 2024 ve 2025 olmak üzere son beş yılın ödemeler dengesi verileri revize edildi. 2025’in daha önce 25,2 milyar dolar olarak açıklanan cari açığı 30,1 milyar dolar olarak değişti.
Değişikliğin nedeni
Bu değişiklik menkul kıymetler için yurt dışı yerleşiklere yapılan ödemelerin daha farklı bir yöntemle izlenmeye başlanmasından kaynaklandı.
Merkez Bankası’ndan bu konuda yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Daha önce bankalardan toplulaştırılmış olarak alınan veriler yerine Merkez Bankası ve Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları kullanılarak ISIN kodu bazında her bir menkul kıymet için yurt dışı yerleşiklere yapılan ödemeler doğrudan hesaplanmaktadır. Bu yöntem değişikliği neticesinde Eylül 2020’den itibaren birincil gelir dengesi altındaki ‘portföy yatırımları/gider’ kalemi toplamda 8,9 milyar doları yukarı yönlü güncellenmiştir. Söz konusu revizyonla cari işlemler dengesi ve net hata ve noksan kalemlerinde de aynı tutarda geçmişe dönük güncellemeler yapılmıştır.”
Söz konusu güncelleme 2020’nin Eylül-Aralık dönemine 42 milyon, 2021 yılına 851 milyon, 2022’ye 382 milyon, 2023’e 2,6 milyar, 2025’e yaklaşık 4,8 milyar dolar olarak yansıdı.
Bu revizyonla 2025 yılının cari açığı 25,2 milyar dolardan 30,1 milyar dolara çıkınca daha önce negatif 16,6 milyar dolar olarak açıklanan net hata noksan da yine negatif olmak üzere 12,6 milyar dolara geriledi.
Dış borç 2025 sonunda 520 milyar dolar
Türkiye’nin 2025 sonundaki dış borç stoku 519,9 milyar dolar olarak açıklandı. Dış borç stokuyla birlikte bu veriyi açıklayan kurum da değişti.
Şimdiye kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanmakta olan dış borç istatistiklerinin takibini artık Merkez Bankası yapacak. İlk veri de Merkez Bankası tarafından dün açıklandı ve buna göre Türkiye’nin dış borç stoku 2025 sonu itibarıyla 519,9 milyar dolar oldu.
Dış borçla ilgili tek değişiklik takibi ve açıklamayı hangi kurumun yapacağı değil elbette. Merkez Bankası dış borç istatistiklerinde temel bir yaklaşım değişikliğine de gitti.
Dış borç istatistikleri artık yerleşiklik esasına göre tutulacak.
Yani menkul kıymetler, ihraç yeri bazlı değil, bu kıymeti elinde bulunduranın yerleşikliğine göre sınıflandırılacak.
Değerleme ise nominal tutarlar yerine piyasa değerleri kullanılarak yapılacak.
2005’e kadar revize edildi
Merkez Bankası borç stokuna ilişkin verilerde 2005 yılına kadar giderek güncelleme yaptı. Hem Hazine, hem Merkez Bankası tarafından açıklanan son veri olan 2025’in üçüncü çeyreğine ilişkin veriye göre, yeni yöntem borç stokunun 65 milyar dolar azalması sonucunu doğurdu.
Ancak Merkez Bankası’nın yeni yöntemi tüm yıllar için daha düşük bir tutar vermiyor, borç bazı yıllar için Merkez’in yaklaşımıyla daha yüksek çıkıyor. Örneğin 2012 yılındaki stok, Merkez Bankası’na göre 57 milyar dolar daha fazla.
Eylül 2025 itibarıyla Hazine’ye göre 565 milyar dolar olan dış borç stoku, Merkez Bankası’nın uygulamaya başladığı yeni yöntemle 500 milyar dolara indi.
Hazine 2025 sonu için hesaplama yapmadı. Bu hesaplama biraz önce belirttiğim gibi Merkez Bankası tarafından yapıldı ve stok 520 milyar dolar olarak açıklandı.