Kocaeli, bugünlerde bize tek karede iki zıt fotoğraf gösteriyor. Çayırova’da yıllarca kaderi tartışılan o Airbus A340’ın kapıları açıldı; içi simülasyonlarla, atölyelerle, bilime dokunan yüzlerce çocukla doldu. Bir zamanlar “restoran olur mu?” diye tartıştığımız, yıllarca tozlanan uçak şimdi çocukların hayal kurduğu, gökyüzünün mantığını çözmeye çalıştığı bir bilim yuvası. Kentin geleceğine, meraka, öğrenmeye ve bilime açılan bir kapı. Şehrin gökyüzüne doğru uzanan tarafı, umut veren yüzü.
Ama madalyonun diğer yüzü aynı parlaklıkta değil. 29 Ekim sabahı Gebze Mevlana Mahallesi’nde yedi katlı bir bina ansızın çöktü. Çevredeki onlarca bina güvenlik gerekçesiyle tahliye edildi. Binanın hemen altından ve yakınından geçen Gebze-Darıca Metro hattı nedeniyle zeminde sorun oluştuğu iddiaları, şehrin güvenlik ve denetim kapasitesini yeniden gündeme taşıdı. Resmi açıklamalar “Net bir bağ kurmak için erken” dese de yerel halkın uzun süredir titreşim ve çatlak şikayetleri olduğu dile getiriliyor. Bu olay “büyüyoruz ama kontrol ediyor muyuz?” sorusunu sert biçimde karşımıza koydu. Kentler sadece büyümekle değil, güvende büyümekle anlam kazanır.
Kocaeli’nin üretim gücünü kimse inkar edemez. OSB’ler istihdam sağlıyor, ihracatın motoru oluyor, Türkiye’nin sanayi yükünü taşıyor. Yıllardır “sanayinin kalbiyiz” diye övündüğümüz organize sanayi bölgeleri. Dışarıdan bakınca hala parlak tabelalar, yeni yollar, törenler, açılışlar... Ama içeride son dönemde kulağımıza daha sık gelen kelimeler bambaşka konkordato, kapasite düşürme, el değiştiren tesisler.
Bir zamanlar genişlemek için yer bulunamayan parsellerde artık “satılık” ve “kiralık” ilanları dikkat çekiyor. Enerji maliyetleri, finansman yükü ve küresel dalgalanmalar birleşince birçok üretici nefesini ayarlamaya çalışıyor, planlanan makine yatırımları erteleniyor, bazı fabrikalar ise sessizce el değiştiriyor.
Bir tarafta bilime açılan bir uçak; diğer tarafta sağlam duramayan bir bina. Bir yanda geleceği kurmaya çalışan projeler; diğer yanda geçmişten kalan planlama hatalarının ağır faturası. İşte bu yüzden Kocaeli bugün bize önemli bir şey söylüyor: Gelişme tek taraflı bir yürüyüş değildir. Bir uçakla vizyon koyarken, bir bina ile ders çalışmak zorundayız. Sanayi üretimle, şehir güvenle, çocuklar ise hayalle büyür. Eksik olan biri varsa diğerinin ışığı sönmeye mahkumdur.