İtalyan evrimsel biyolog ve bilim felsefecisi Telmo Pievani, Kusurların Doğal Tarihi adlı kitabında evrimi, insan doğasını ve kusurların yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu bilimsel olduğu kadar felsefi bir bakışla ele alıyor. Okuru, kusursuzluk arayışını sorgulamaya ve insanın doğadaki yerini yeniden düşünmeye davet eden eser, zihin açıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
TELMO PIEVANI, biyoloji felsefesi üzerine çalışan bir akademisyen. Önde gelen bir evrimsel biyolog. Alanında uluslararası ölçekte öne çıkan isimlerden biri. Size tanıtacağım kitabı Koç Üniversitesi Yayınları arasında çıktı. Bülent O. Doğan, Kusurların Doğal Tarihi / Büyük Patlama'dan DNA'ya kitabını dilimize kazandırdı. Birinci baskısı Aralık 2025'te Türkiye'deki okurla buluştu.
Bir canlı olarak insan doğasında "abartma" eğilimi var. Eğer Pievani'nin kitabını hakkını vererek okursak, "yeni bir yola girdiğimizde eski seçeneklerin işe yaramaz hâle geldiğini" derinliğine kavrayabiliriz. Bir başka gerçekliğin daha farkına varırız: İnsan doğasının "hatalı ve çılgınca şeylere inanma eğiliminin" güçlü olduğunu, evren ve evrimin "her şeyi ve her şeyin karşıtını içinde barındırdığını" kavrarız. Günlük yaşamda hayıflandığımız birçok olay ya da olgunun doğallığını anlayarak gereksiz düşünce ve davranışlardan arınabiliriz.
Yaşamın derinliklerini gözlemeyi zihinlerimizin hedefine koymuşsak, Pievani, olaylar olduktan sonra fikir yürütmenin boşluklarını anımsatarak kendimize gelmemiz için uyarır.
Seçeneklerin çokluğu nedeniyle olası senaryoları küçümseme eğilimimizi bir şamar gibi yüzümüze indirir. Kusurları kusursuzluk gibi gösterme boşluğuna nasıl düştüğümüzü anlarız. Gerçekliği tersyüz etme eğilimimizin farkına vardıkça aklımız utanç duygularımızı harekete geçirir. Anomalilerin zorunlu ve eksiksiz görünmesinin sakıncalarını içselleştirmemiş olmamızın zihnimizde yarattığı gölgelerin karanlığında yüreklerimiz daralır. Hele zihnimizin bazı olayları ihmal etme tuzaklarına nasıl düştüğünü kavrarsak, "tasarım" gibi kaderci anlayışlara açılan kapıların bizi nereye götüreceğini sorgularız. Seçenek yokmuş gibi düşünmenin, alın yazısına teslim olmanın, ağların baştan örüldüğü gibi bir inanç konforuna sığınmanın, animizm ve teoloji eğiliminin olası etkilerini sorgularız.
Doğada kendini kopyalama ya da kendini yeniden üretmenin olağanüstü işlevinin değişik yönlerini öğrendiğimizde, verimsiz zamanlarımızın yükünü yüreklerimizde hissederiz. Yaşam sürecinde sapmaların ve kombinasyonların gördüğü geliştirici işlevler kavrandığında, yaşamın değişik alanlarında gereksiz stresle kendimize işkence etmenin beyhudeliğini de anlarız. Ve tavla oyununu geliştiren vezirin zarlarla ilgili söylediği gibi, "Şansı unutma!" diye uyarılırız. Pievani, "Doğadaki seçilim, şanstan beslenen filtredir." Ve "hareketli denge" olayını kavramamızın güç olacağını da belirtir.
Pievani derin bilgisiyle bizleri uyarır: "Henüz anlayamadığımız pek çok şeyin ve üretken bir cehaletin ağırlığını taşıyoruz ki bu, sürekli yeni araştırma sorunlarının ortaya çıkmasına neden olan" şeydir. Nitekim başlangıçta her şeyin genlere bağlanması bir teknik rahatlamadır; ama zaman içinde erişilen bilgiler, "insan genetik materyalinin neredeyse üçte birinin dış kaynaklı olduğunun tahmin edildiğini" gösteren bir aşamaya gelir. Ve yazar bize evrimin dört kategorisinden söz eder: Evrimsel kategori, genetik bencillik, faydasız yapılar ve potansiyel çeşitlilik.
Pievani, evrimin "hurda ustalığından" söz eder. Sonra Jacob'un 1977'de yaptığı bir konuşmaya gönderme yaparak şöyle der: "Çoğunlukla, iyi tanımlanmış bir uzun vadeli tasarım olmadan, hurda ustası yeni bir nesne üretmek için elindeki materyalle beklenmedik işler yapar. Eski bir bisiklet tekerinden rulet, kırık bir sandalyeden radyo dolabı yapar. Benzer şekilde evrim de bir bacaktan kanat yapar ya da ceninin bir parçasından kulağın bir parçasını üretir. Doğal olarak bu işlem uzun zaman alır. Evrim, çağlar boyunca eserini yavaş yavaş değiştiren, hiç durmadan onu rötuşlayan, şurasını kesip burasını uzatan ve onu yeni kullanım alanına tedricen uyarlamak için fırsatları değerlendiren bir hurda ustası gibi davranır."
Telmo Pievani insanoğlunun büyüme sürecinde onu kuşatan çevresel, kültürel ve eğitsel bağlamın; propaganda ve toplumsal klişelerin; ayrımcılığı ve çeşitlilik korkusunu teşvik etmenin koruyucu bir "biz" sığınması oluşturduğunu ve "öteki"ni tehlikeli görme eğilimini nasıl güçlendirdiğini de anlatır.
Biz, teknolojiyi insanın çıplak gücüyle yapamadığını, aklını kullanarak geliştirdiği araç-gereç ve yöntemlerle başardığını düşünüyoruz. Pievani ise evrimsel "hurda ustalığı" yoluyla biriktirdiğimiz biyolojik sınırlılıkları telafi etmek için bulduğumuz yolun teknolojik araçlar ve buluşlar olduğunu söyler. Bunlar tasarlanmış ve belirli bir amaca yöneliktir; kusursuzluk potansiyeli taşırlar. Yapay zekâ, moleküler makineler, organoidler, sanal gerçeklik gözlükleri, biyo-yazıcılar, insan-makine etkileşimi, sentetik bakteriler, genetiği
değiştirilmiş organizmalar, robotlar, dronlar ve ağ üzerinde birbiriyle konuşan, çoğu zaman da istenmeyen öğütler veren cihazlar yaşamın yeni gerçeklikleri.
Kusurların Doğal Tarihi kitabında teknolojilerin de optimal tasarım ürünleri olmadıkları; uzlaşmalar, kusurlar ve işlevsel devşirmeler barındıran süreçler oldukları belirtilir. Sonra da "altıncı kitlesel yok oluş" konusunda uyarı yapılır. Kamikaze terörizmi, dinci gericilik, gülünç hâle gelmiş tüketim çılgınlığı, cehalet başta olmak üzere her alanda konformizm, ekonomik tercihlerde irrasyonel eğilimler, siyasi miyopluk, popülist beceriksizlik, jeopolitik kanunsuzluk, yağmacı fiyatlandırma, kurumlara olan güvensizlik ve yozlaşma eğilimi konusunda aşırı uçlarda gezinmenin sakıncaları anımsatılır.
Evrenin sınırlarına bakabilme olanakları, kozmik kusurların anlaşılması gündemi de kitabın işlediği konular arasında yer alır. Geleceği bilinçsizce inşa eden kusurlu varlıklar olmamız da yazarın analiz ettiği hususlardandır.
Hesaplama gücü, bellek, kesinlik, tekrar ve hız gerektiren alanlarda üstün gelecek olanlarla onların kusurdan mahrum oldukları yönlerin kıymetini bilmenin önemi üzerinde de durulur kitabın derinliklerinde.
Kusur birikiminden yoksun olanların şiir yazamayacaklarını ve sanat üretemeyeceklerini belirtir yazar. Nefsimize tam olarak hâkim olmanın zorlukları, kendimizi kandırmaya eğilimimizin güçlü olması, yanlış ve eksiği başkasına yükleme kolaycılığı, olay gerçekleştikten sonra yol gösterme sapkınlığı, bahane üretme ustalığı, klişelere tutkunluğumuz, eşitsizlik ve adaletsizlikleri haklı çıkarma yönümüz, her şeyin hemen olmasını istememiz, açgözlülüğümüz ve aptallıklarımız üzerinde de durur Pievani kitabında.
Doğru zamanda üreme, belirli bir besin kaynağını kapma, avcının hamlelerini öngörme ve zamanında hamle yapma, çevredeki ipuçlarını okumayı öğrenme, zararlı pragmatizmden kaçınma konusunda da öğreneceğimiz çok şey var.
Anekdotlar, yetersiz vaka ve örneklerle genelleme yapmanın sakıncaları anlatılır kitabın akışında.
Pievani, "İnanç makineleriyiz ve inançlardan bol miktarda imal ediyoruz" demektedir. Ardından ekler: "İnançlar, cehalet ya da katı doktrinler güven meselesi değildir; bilgi toplasak da zihnimiz ilk baştaki inancını doğrulama yolunda hareket eder." İnanca dayalı rahatlama ve konfora dikkat etmeliyiz!
Telmo Pievani, "Tanrılar bile bazen meraklarına yenilir" diyor… Meraklarımıza yenilmeden ve yararlı şeyler üretmek için yazarın kusurun altı ilkesini zihnimize yerleştirelim:
1. Olumsallık yasası: Mutasyonlar, genetik sürüklenme, kitlesel yok oluş ve büyük ölçekli ekolojik değişmeler evrimin kurallarını değiştirir. Değişmeleri her zaman öngöremeyiz; o zaman da "şans etkisi" geçerlilik kazanır. Belli bir aşamada büyük bir avantaj oluşturan doğal seçilim oluşumları, sonradan tehlikeli bir kusura dönüşebilir. Evrenin tarihi şans ve istikrarsızlıklardan etkilenir. Her şey kırılgandır; çünkü kusurlu, gereksiz ve eksiktir. Kozmik ve biyolojik evrimin kendi belirlediği buluşma noktaları ve kritik dönüm noktaları olan hayatlarımız var. Kritik anların gücünün bilincinde olmalıyız.
2. Uzlaşma yasası: Doğadaki seçilim, genellikle farklı çıkarlar ve birbirine zıt seçilim baskıları arasında uzlaşma sağlama ihtiyacından kaynaklanır.
3. Kısıtlılıklar yasası: Doğal seçilim, varlıkları kusursuzlaştıran, sapmaları düzelterek optimize eden bir oluşum değildir. Bunu yapmaz; çünkü değişken bağlamlarda işler, tarihsel, fiziksel ve yapısal gelişim kısıtları tarafından koşullandırılır.
4. Yeniden kullanım yasası: Var olan yapıların yeniden kullanılması, optimal olmayan ve geri dönüştürülmüş kusurlu yapıların doğada sıklıkla görülmesi anlamına gelir.
5. Soğan yasası: Tolere edilebilen aşırılık değişimin kaynağıdır; evren mümkün olanın dönüşümünü içerir.
6. Kızıl Kraliçe Yasası: Çevremiz bizden daha hızlı gittiğinde, evrimsel açıdan geride kaldığımızı, biraz uyumsuz ve kusurlu olduğumuzu görürüz.
En iyisi kitabı özenle okumak… Anlatanın eksiklerini de görürüz.
KUSURLARIN DOĞAL TARIHI BÜYÜK PATLAMA’DAN DNA’YA
Telmo Pievani
Türkçesi: Bülent O. Doğan
Orijinal İsim: Imperfection: A Natural History
Yayına Hazırlayan: Enis Köksaldı
Koç Üniversitesi Yayınları
