Kuzey Kafkasya Halkları / Tarih, Kültür ve Kimlik, imparatorluk bakiyesi coğrafyaların çok sesli hafızasını akademik çalışmalarla görünür kılıyor. Kitap, okuru kulaktan dolma “malumat”ı sorgulamaya; Kafkasya halklarının dilleri, kültürleri ve ortak tarihleri arasında yeni bağlar kurmaya çağırıyor.
Bir ülke “imparatorluk artığı” ise orada çok seslilik, çok kültürlülük, çoklu bağlar, büyüyen özlemler, abartılan anlatımlar, eksik ve yanlış bilgiler olacaktır. İstanbul’da ufka hâkim bir tepede, güneşin isteksizce ufkun ardında saklandığı bir kızıl akşamda geniş bir masada yemekli söyleşi yapıyorsanız, bilin ki, kökleri değişik coğrafyalara uzananlarınız vardır. Yemen’den, Fizan’dan, Magrip’ten, Maşrik’ten, Galıçya’dan, Kırım’dan, Kazan’dan, Arda boylarından, Selanik ufuklarından, Kafkasya’nın iki yüzünün engin derinliklerinden gelen insanlarla bir aradasınız.
Varsayalım ki güneşin ufkun ardına saklandığı o söyleşi ortamında, üstüne çöken karanlık değil, güzelliğin büyüsü olan İstanbul’da saf duygularınızın doruklarında gezindiği o anda sadece Kafkas Dağları’nın kuzeyinden ve güneyinden bu yurda son sığınak olarak göç etmiş insanların torunlarından birisiniz. Söz de köklerinizden açıldı.
Dağıstanlı şair Hamzatov’un anlattığı öykünün okyanuslarını kulaçlarsınız:
Tanrı insanlara birer dil vermeye karar vermiş. Elindeki dil torbasından kura çektirerek ilerlemeye başlamış. İngilizler, Fransızlar, Latinler, Araplar, Hintliler, Türkler, Çinliler derken yolu Kafkasya’ya düşmüş. Dağın doruklarına yaklaşırken amansız bir fırtınada göz gözü göremez olmuş. Elindeki dil torbasının içinde ne kadar dil varsa torbasını ters yüz ederek hepsini savurmuş.
Okan Yeşilot ve Serdar Oğuzhan Çaycıoğlu’nun editörlüğünde Sadık Müfit Bilge, Hayrı Çapraz, Selçuk Sımsım, Gıyas Şüküroğlu, Gökçe Yükselen Peler, Vefa Kurban, Nuri Çümen Aşçı, Murat Topçu, Cabir Osmanlı, Ali Asker, Mehdi Salimov, Oktay Berber, Ufuk Tavkul, İsmail Bülbül, Gülcan İnalcık, Derya Derin Paşaoğlu ve Tekin Aycan Taşçı’nın akademik çalışmaları derlenen kitap var elimizde: Kuzey Kafkasya Halkları/ Tarih, Kültür ve Kimlik kitabının ilk baskısını VakıfBank Kültür Yayınları, Aralık 2025’te okura sunmuş.
Tasavvur ettiğimiz İstanbul akşamında köklerini merak eden, ama kulaktan dolma çok sınırlı “malumat”ın ötesinde “bilgisi” olmayanlar bir arada iseniz, kulaktan kulağa aktarılan malumatın önemli bir bölümü aşırı ve noksan değerlendirmenin tuzaklarına düşebilir.
Kuzey Kafkasya Halkları kitabındaki akademik çalışmaları okursanız, Kafkasya Dağları’nın çok az geçit veren doruklarını aşar, Terek Irmağı sizi Hazar kıyılarındaki bataklıklara kadar sürükler. Dargilerin kim olduklarını öğrenir, Çeçenlerin tarihi mücadelelerinde gösterdikleri kahramanlıklarla büyülenir; Avarların yetiştirdikleri mücadeleci liderlerin serüveninin rüzgârında bambaşka dünyaların derinliklerinde kendinizi yitirebilirsiniz. İnguşlarla kurduğunuz ahbaplık, dağın güney yamaçlarında Osetlerle zenginleşir. Karaçay, Kabardey ve Balkar halklarının kadim geçmişinde pastanızı tadarken, dünden bugüne aktarılan kültürlerin sizinle ne kadar iç içe olduğunu anlar, ortak bir ulus yaratmanın tadını çıkarabilirsiniz.
Çoğumuzun haberi yoktur ama, yönünüzü batıya dönerseniz, Kafkasya’nın doruklarındaki kar ve buzullardan beslenen Azak Denizi’nde dinginleşen Kuban Irmağı’nın çevresinde Çerkesler’in 19. yüzyılda çektikleri çilenin bir ucunun Anadolu, öteki ucunda Ürdün, Mısır’da Memlükler olduğunu görür; Avarların dil ve kültürü hakkında bilimsel araştırmaya dayalı bilgilerle kendi malumatlarınızı karşılaştırarak kimliğinizin bir parçasına ince ayarlar verebilirsiniz.
Abhazya ve Abhazlar hakkında bildiklerinizin ne denli sığ, öğretici olmaktan uzak olduğunun farkına varmanız yüreğinize acıların tortularını biriktirir; ama Çeçenlerin kim olduklarını öğrenmenin ve bilmenin sevinci bütün üzüntülerinizi unutturabilir.
Kuzey Kafkas halklarının hepsini “Çerkes” saymanın eksik bir bilgi olduğunu anlarsınız. Engin tarihleri, renkli kültürleriyle Çerkes halklarını anlamanın ne büyük bir zihni zenginlik olduğunu kavramak bilmekten doğan sevincinizi artırır.
Azerbaycan’da Dağ Yahudileri ve Tat halkı, Tat dili size Kafkasya coğrafyasının çok dilli ve çok kültürlü yapısı hakkında geniş bir ufka götürebilir. Dargiler, İnguşlar, Kalmuklar, Karaçaylılar ve Malkarlılar, Kumuklar, Lak halkı, Lezgiler ve Nogaylar’ın aynı coğrafyada binlerce yıldır nasıl var olduklarını ve varlıklarını sürdürdüklerini anlamak, zihninize yeni bir aşamaya tırmanma sevincini yaşatır.
İsterseniz Kafkasya’nın güneyine iner Lazlar, Gürcüler, Ermenilerin de bu coğrafyanın bir parçası olduğunu düşünürseniz; mikrocoğrafyaların iç ritimlerini anlamadan tarih hakkında hüküm vermenin ne denli sakıncalı olduğunun farkına varırsınız.
Muazzez İlmiye Çığ’ın yazdıklarını, yakın coğrafyada yaşamış olan Hititlerin Hitit, Hatti, Hurri, Mitani, Luvi, Palaca, Sümerce ve Akadca gibi dilleri kullandıklarını anımsatır. Dillerin ve kültürlerin çeşitliliğini dayanıklılığın bir bileşeni ya da çatışma kaynağı olarak değerlendirebilmek için büyük okyanuslarda zihinsel sörf yapar, yelkenlerinizi doldurursunuz.
İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ve yakın coğrafyamızın mekânsal ritminin ürettiği kültürleri bilmenin, bağlantı kurma, ilişki geliştirme, etkileşimle yeni zenginlikler üretme potansiyeli, zihinlerinizdeki heyecanı doruklara taşır.
Kuzey Kafkasya Halkları üzerine çalışmaların derinleştirilmesi ve bilginin paylaşılarak büyümesi sağlıklı bir gelecek inşa etmenin değişkenlerinden biri. Bize düşen elimizin menziline ulaştırılan fırsatlardan sonuna kadar yararlanmak olacaktır. Kafkas Dağları’nın iki yüzünün kopmaz parçalarımız olduğu bilinci yükselecektir.
VakıfBank’ın yapmış olduğu bu “faydalı bilgi üretme” hamlesi çok önemli. Yayınlanan makalelerdeki akademik özen, birincil kaynaklara erişerek değerlendirme yapma ciddiyeti başlı başına takdir edilmesi gereken bir çaba.
Anadolu’yu son kale olarak gören çevre coğrafyalardan gelen halkların dilleri, inançları, gelenekleri, görenekleri, umutları ve kaygıları hakkında ayrıntılı bilginin çoğalması, dayanıklı ilişkileri derinleştirme yollarından biri.
Kuzey Kafkas Halkları kitabını başucunuza koyun; sonra özenle okuyun… Kızıl akşamlarda bir tutam güneşin keyifli bir söyleşiyi ısıtarak yarar üretmesine de dış politikada doğru istikamet belirlemede de, evrimin son aşaması olan işbirlikleri yapmanın yol ve yöntemlerini kavramada da adım adım ilerlemenize katkı yapacaktır. Ne kadar az şey biliyormuşum, daha gidecek uzun yol var duygusu sizi bilinmezlerle yüzleşme özgüvenine götürecek, varlığınıza yeni bir değer eklemenizin yolunu açacaktır.
