Türkiye’de sorun çoğu zaman düzenleme değil, uygulama eksikliği. Düzenleme yapılıyor, Resmî Gazete'de yayımlanıyor, yürürlüğe giriyor ama uzun süre kimse dönüp bakmıyor. Ta ki birilerinin canı yanana kadar...
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yeni yönetiminin geçen hafta yayımladığı genelge de bunu gösterdi. Kurul, portföyünde Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ve Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) katılma payı bulunan yatırım fonlarına, bu varlıkları mevzuata uygun şekilde değerlemeleri için 31 Temmuz'a kadar süre verdi.
İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünüyor ancak mesele çok daha büyük. Çünkü bu zorunluluk yeni değil. Kurulun 24 Ocak 2025 tarihli tebliğiyle zaten yürürlüğe girmişti. Tebliğe göre bu katılma paylarının borsadaki işlem fiyatıyla değil, net aktif değerleri (NAD) esas alınarak değerlenmesi gerekiyordu. Bunun nedeni açık. Bu paylar hisse senedi gibi derin bir piyasada işlem görmüyor. Düşük hacimli birkaç işlem bile fiyatı gerçek değerinin çok üzerine taşıyabiliyor. Böyle olunca fonun portföyü ve getirisi de olduğundan yüksek görünüyor. SPK'nın düzenlemeden amacı yatırımcıyı korumak ve fonlar arasında adil bir performans karşılaştırması sağlamaktı.
Ancak bazı fonlar bu kurala yaklaşık 19 ay uymadı. Değerlemeler eski yöntemle sürdü. Ses eden olmadı. Sonuçta bazı GYF katılma paylarında yüzde 12 binleri bulan artışlar görüldü. Bu performanslar yatırımcı ilgisini artırdı ve söz konusu fonlara milyarlarca lira kaynak aktı.
Edindiğim bilgiye göre kurallara baştan beri uyan bazı portföy yönetim şirketleri, haksız rekabet nedeniyle ciddi para çıkışı yaşamaya başlayınca kısa süre önce SPK'nın kapısını çaldı. Kurulun harekete geçmesinde bu başvuruların etkili olduğu konuşuluyor.
Tüm yatırım fonları 19 aydır yürürlükte olan kurala 31 Temmuz'a kadar uyum sağlayacak. Yapay biçimde şişen performansların önemli bölümü normale dönecek ve performans avantajını kaybeden bazı fonlardan para çıkışı görülebilecek.
Ancak asıl soru değişmiyor. Tebliğ yürürlüğe girdiyse neden 19 ay uygulanmadı? Hukukun gücü kuralları yazmaktan değil, onları zamanında ve herkese eşit uygulamaktan gelir. Geciken denetim, kurallara uyanı cezalandırıp; uymayanı ödüllendiriyor. Piyasaların güvene ihtiyacı var. Güven ise yeni tebliğlerle değil, mevcut kuralların zamanında ve istisnasız uygulanmasıyla sağlanır.