Av. ELVAN KAKICI ŞİMŞEK - Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı
Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan kentsel dönüşüm süreci, ne yazık ki en kırılgan gruplardan biri olan 65 yaş üstü bireyler açısından ciddi hukuki ve sosyal riskler barındırıyor. Özellikle yalnız yaşayan ve sağlık sorunları bulunan yaşlı maliklerin bu süreçte çoğu zaman fark edilmeden mağdur edildiğini görüyoruz. Kentsel dönüşüm, yaşlılar için yalnızca bir inşaat faaliyeti değil; açıkça bir hak ve adalet meselesidir.
Türkiye genelinde hızla ilerleyen kentsel dönüşüm projeleri, şehirlerin çehresini değiştirirken en sessiz ama en derin mağduriyeti 65 yaş üstü bireyler yaşıyor. Çoğu yalnız yaşayan, sağlık sorunlarıyla mücadele eden yaşlı maliklerin alıştıkları çevreden koparıldığı bu süreç, yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil; aynı zamanda hukuki ve insani bir kırılma anlamına geliyor.
Bir imza, bir hayat
Kentsel dönüşüm, yaşlılar açısından çoğu zaman “bir imzaya indirgenen” ancak sonuçları itibarıyla tüm hayatı etkileyen bir sürece dönüşebiliyor. Bir yaşlı için atılan tek bir imza; evini, güvencesini ve yaşam düzenini kaybetmesi anlamına gelebilir. Bu nedenle kentsel dönüşüm süreçlerinde hukuki ehliyet meselesi hayati önemdedir.
Tapu devirleri “yolsuz tescil” gerekçesiyle iptal edilebiliyor
İleri yaştaki maliklerin kentsel dönüşüm kapsamında vekâlet vermesi veya tapu işlemi yapması halinde, hukuki ehliyetin mutlaka tıbbi raporla desteklenmesi gerekiyor.
65 yaş üstü bireylerde; yaşlılığa bağlı bilişsel, psikolojik veya biyolojik durumların varlığı halinde, Adli Tıp Kurumu ya da tam teşekküllü sağlık kurullarından alınacak raporlar, ileride doğabilecek “ehliyetsizlik” iddialarının önüne geçiyor. Aksi halde, iyi niyetli üçüncü kişiler söz konusu olsa dahi yapılan işlemler geçersiz sayılabiliyor; vekâletnameler ve tapu devirleri “yolsuz tescil” gerekçesiyle iptal edilebiliyor.
Vasi ve yasal danışman mekanizması: bir engelleme değil, koruma aracı
Vekâlet vermeye uygun olmayan yaşlı maliklerin korunması için en güvenli yol, Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla vasi atanmasıdır. Bu mekanizma çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Oysa vesayet, kişinin elinden haklarını almak için değil; tam tersine, haklarını güvence altına almak için öngörülmüş bir koruma sistemidir.
Vasi atanması halinde dahi, taşınmazın satışı, ipotek edilmesi ya da kat karşılığı inşaat sözleşmesi gibi işlemler için mahkeme izni alınması zorunludur. Dava açılması gereken durumlarda ise ayrıca husumete izin kararı şarttır. Tam kısıtlama gerektirmeyen hallerde ise yasal danışman atanması, malikin iradesinin yargı denetimi altında korunmasını sağlayan önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Çoğunluk kararıyla satış: yaşlılar için sessiz bir tehdit
Kentsel dönüşüm sürecinde, yaşlı malikin sağlık durumu nedeniyle imza atamaması ya da yoğun bakımda bulunması gibi hallerde, 6306 sayılı Kanun kapsamında pay satışına gidilmesi, ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Bu uygulama, özellikle yaşlılar açısından geri dönülmez sonuçlar doğurabiliyor.
Vekâletin kötüye kullanılması Yargıtay denetiminde
Yaşlı maliklerin çocuklarına veya yakınlarına verdikleri vekâletnamelerin kötüye kullanılması da uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun. Yargıtay, bu tür işlemleri açıkça “vekâlet görevinin kötüye kullanılması” olarak nitelendiriyor. Düşük bedelle yapılan devirler ve malikin iradesi dışında gerçekleştirilen işlemler yargı denetiminden geçerek iptal edilebiliyor.
“Kentsel dönüşüm hızlanırken, hukuki koruma yavaşlamamalı”
Yaşlı bireylerin kentsel dönüşüm sürecinde korunması bir sosyal sorumluluk değil, anayasal bir yükümlülüktür.
En güvenli yol; ehliyet tespitinin bilimsel raporlarla netleştirilmesi, gerekirse vasi atanması ve tüm tasarrufi işlemlerin yargı denetimi altında yürütülmesidir. Aksi halde kentsel dönüşüm, yaşlılar için bir umut değil, bir hak kaybına dönüşür.
Kentsel dönüşüm; yer değiştirme, göç ve iskan gibi sonuçlarıyla en çok yaşlı bireylerin hayatını etkiliyor. Ancak bu etki çoğu zaman sessiz yaşanıyor. Hukuki güvence mekanizmaları devreye sokulmadığında ise telafisi güç hak kayıpları ortaya çıkıyor. Bu nedenle sürecin hukuki boyutu hayati önem taşıyor.