Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) Bangkok’taki son oturumu, hem rapor takvimine ilişkin sert görüş ayrılıklarını hem de giderek büyüyen bütçe açığını görünür kıldı.
IPCC Başkanı Jim Skea, hükümetlerden gelen katkının artmaması halinde, kurumun bir sonraki ana rapor setini tamamlamasının tehlikeye girebileceği uyarısında bulundu.
Dünyaya iklim konusunda yol gösteren en önemli bilimsel yapılardan biri olan Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), son dönemde iklim krizinin kendisini değil, kapasitesini tartışıyor.
Bangkok’taki son oturum, yalnızca yeni raporların takvimi üzerindeki görüş ayrılıklarına değil, aynı zamanda derinleşen finansman sorununa da sahne oldu.
IPCC Başkanı Jim Skea’ya göre hükümet katkılarındaki gerileme bu şekilde sürerse, kuruluşun 2028’e gelmeden değerlendirme raporlarını tamamlaması riske girebilecek.
İklim biliminin en yetkin uluslararası referans mekanizmasının bugün kaynak yetersizliğiyle karşı karşıya olması; meselenin artık sadece iklim politikalarının değil, küresel siyasi önceliklerin de testi haline geldiğini gösteriyor.
Earth Negotiations Bulletin’ın (ENB) haberine göre, hükümetlerden gelen finansman 2024 ve 2025’te düştü. IPCC Başkanı Jim Skea, kurumun 64. oturumunda, katkılarda ciddi bir artış olmaması halinde AR7 olarak bilinen bir sonraki rapor setinin tamamlanmasının tehlikeye gireceğini söyledi.
Bu krizle başa çıkmak için IPCC, artık toplantıları çevrim içi yapmak, personel seyahatlerini, medya eğitimlerini, işe alımları, ücretleri ve internet sitesi güncellemelerini azaltmak; ayrıca raporların editörlük, çeviri ve baskı süreçlerini kısmak gibi maliyet azaltıcı önlemleri değerlendiriyor.
Trump kaynaklı finansman kesintileri
IPCC çalışmalarını hükümetlerin gönüllü katkılarıyla finanse ediyor. Kurumun belirttiğine göre, bu kaynağın büyük bölümü gelişmekte olan ülkelerden bilim insanlarının katılımını desteklemek için harcanıyor.
Bangkok toplantısı için IPCC Sekretaryası tarafından hazırlanan raporda, “son yıllarda IPCC’nin mali durumu, mevcut jeopolitik zorlukların da etkisiyle baskı altına girmiştir” ifadesi yer alıyor.
Raporda herhangi bir hükümetin adı anılmasa da, IPCC’nin mali belgeleri, ABD’den gelen desteğin azalmasının büyük etki yarattığını gösteriyor.
Joe Biden’ın başkanlığı döneminde ABD, IPCC’ye yılda ortalama 1,7 milyon dolar katkı sağlıyordu. Ancak Başkan Donald Trump, ABD’nin IPCC'ye olan desteğini sona erdireceğini açıkladı. Son veriler, ABD’nin 2025’in ilk yarısında hiç katkı yapmadığını gösteriyor.
IPCC, 2024’te eline geçenden daha fazla harcama yaptı ve açık 2025’te daha da büyüdü. Bu durum, toplantıları çevrim içi ortama taşıma ve rapor çevirilerine ayrılan bütçeyi azaltma gibi çok sayıda tasarruf önerisini gündeme getirdi.
1994’ten bu yana IPCC içinde yer alan bilim insanı Richard Klein, Climate Home News’e yaptığı açıklamada, “IPCC’nin hedefl eri ile bütçe çerçevesinde gerçekten yapılabilecekler arasında giderek büyüyen bir uyumsuzluk var. Bu, zaten gönüllü olarak zaman ayıran yazarlar üzerinde daha fazla baskı anlamına geliyor; ayrıca gelişmekte olan ülkelerden uzmanların sürece dahil edilmesi de büyük olasılıkla azalacak” diyor.
En Az Gelişmiş Ülkeler grubuna danışmanlık yapan Nepal temsilcisi Manjeet Dhakal ise hükümetlere IPCC’ye daha fazla kaynak sağlamaları çağrısında bulunuyor.
IPCC raporları neden önemli?
IPCC, Türkçesiyle Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 1988’de Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından kuruldu. Temel amacı, hükümetlere iklim politikaları geliştirmede kullanabilecekleri bilimsel bilgi sunmak.
Kurumun önemi; iklim kriziyle ilgili “tek bir ülkenin”, “tek bir üniversitenin” ya da “tek bir araştırma grubunun” görüşünü değil; mevcut bilimsel literatürün geniş bir değerlendirmesini sunması. IPCC bu yüzden dünyada iklim konusunda en yetkin ve en çok referans verilen bilimsel değerlendirme mekanizması olarak kabul ediliyor. IPCC raporlarının önemini 4 başlıkta özetlemek mümkün:
-Küresel ortak referans noktası olmaları: İklim krizi konusunda farklı ülkeler, kurumlar ve sektörler çok sayıda veri ve yorum üretiyor; IPCC bunları tek bir bilimsel çerçevede birleştiriyor. Bu da kamu politikası, özel sektör stratejileri, iklim finansmanı, şehir planlaması ve uluslararası müzakereler için ortak zemin yaratıyor.
-İklim müzakerelerini doğrudan etkilemeleri: COP süreçlerinde ülkelerin hangi riskleri ne kadar ciddiyetle ele alacağı, hangi hedefl erin savunulacağı ve hangi sektörlerde daha hızlı dönüşüm gerektiği konusunda IPCC bulguları çok güçlü bir dayanak oluşturuyor.
-Bilimsel fikir birliğini görünür kılmaları: İklim tartışmaları çoğu zaman siyasi kutuplaşma içinde yürüyor. IPCC raporları ise tek tek makaleler yerine, binlerce çalışmanın ortak değerlendirmesini sunduğu için “bilim ne diyor?” sorusuna en güvenilir toplu yanıtı veriyor.
-Riskleri ve seçenekleri birlikte göstermeleri: IPCC sadece “sorun var” demiyor; hangi risklerin arttığını, hangi bölgelerin daha kırılgan olduğunu, uyum kapasitesinin nerede yetersiz kaldığını ve emisyon azaltımı için hangi seçeneklerin bulunduğunu da ortaya koyuyor.