Yeni bir dünya düzeni kurulurken kavramları sorgulamak, faydalı bilgiyi çoğaltmak ve eleştirel düşünceyi canlı tutmak neden önemli? “Hangi Liberal Demokrasi”, bu soruların izinde, geleceğin kuruluşuna katkı sunmak isteyen okuru düşünmeye ve çözüm aramaya çağırıyor.
Hangi Liberal Demokrasi kitabından birkaç alıntı yaparak vermek istediği mesajı tam, doğru ve bütünsel olarak anlatmak mümkün değil. Toplumun geleceğini inşa etme konusunda söz söyleyen, yazı yazan ya da kahve sohbetlerinde ahkâm kesen iseniz; anlattıklarınızın yararlı olması konusunda çok küçük bir kaygı taşıyorsanız, kitabın derinliklerinde dolaşmak size çok şey kazandıracaktır.
Bütün kitapları özenle okurum, ama bazı kitaplara daha çok özen gösterdiğimi paylaşmamda bir sakınca yoktur sanırım.
Daron Acemoğlu’nun “Hangi Liberal Demokrasi” kitabını işini ciddiye alan bir öğrencinin sınava hazırlanması gibi okudum. Önce kitabı ele alınamayacak biçimde hırpaladım; satır altlarını çizdim, kenarlara notlar aldım, defterime faydalı bilgi çoğaltılmasına katkı yapmak için alıntı yapılması gereken genellemelerin başlıklarını ve kitaptaki sayfalarını not ettim.
Kitabın Türkçesi elime geçmeden önce The Economist’teki Acemoğlu eleştirisi dikkatimi çekti. Dergiye hiç yakışmayacak özensizlikle kaleme alınmış bir yazıydı; Acemoğlu’nun kuramlarının şaşırtıcı biçimde ikna edici olmadığını içki masası söyleşilerine dayandırıyordu. Adını vererek bir tek eleştiri kaynağından söz ediyordu; o kaynak da dergiyi onaylamayan bir açıklama yaptı.
Acemoğlu kendini savunacak deneyim ve birikimi olan, küremizin az sayıdaki kapasiteli entelektüellerinden biri. Benim yapacağım değerlendirmeler çok cılız kalabilir; okuyucunun alıcı ruhunda yer edinmeyebilir. Yine de ilgililere bir mektup yazarak nerede durduğumu belgelemek istedim.
Mektubumda, The Economist’in çok yakın zamanda yapay zekâdan da destek alarak haber ve yorumlarında nerede, nasıl yanıldığını araştıran; kendini sorgulayan çıkışının oturmuş kurumsal kimliğinin yansıması olduğunu söyledim. Bir de, bilimsel bilgi, teknik bilgi ve toplumsal bilginin bu kadar hızla dönüştüğü bir dönemde, Darwin’in evrim kuramını bir yana bırakırsanız, geçerliliğini koruyan, ikna ediciliğini sürdüren kaç kuramın kaldığını sordum. Yanıt veren olur mu bilemiyorum; kişisel arşivimde böyle bir belgenin yer almasını önemsiyorum, gelecekte merak edenler olursa yerimi bilsinler istiyorum.
Daron Acemoğlu’nun Hangi Liberal Demokrasi kitabında sorguladığı sorunlara, ürettiği çözümlere karbon kopya katılırsak, ilk itirazın kendisinden geleceğini düşünüyorum. Bize, insanların tornadan çıkmış türdeş eşyalar olmadıklarını; değişik ortamların ve farklı kültürlerin biçimlendirdiği zihni algılamalarının olmasının doğal olacağını; yazdıklarına sorgusuz tam onay verme yerine, eksiğini tamlayan, yanlış olduğunu düşündüğünüz değerlendirmeleri gerekçeleriyle açıklayan eleştirel yaklaşımların düşünceyi çoğaltmadaki katkılarını anımsatacaktır.
Acemoğlu’nun kitabını okurken İsmet İnönü’nün bizim kuşağın zihninde perçinlenen sözünü bir kez daha anımsadım:
“Yeni bir dünya kurulur; Türkiye de o dünyadaki yerini alır!”
Acemoğlu’nun çalışmasının özenle okunmasını söylerken, yazdığı bütün düşüncelere sorgusuz katıldığımı, katılmak gerektiğini söylemek istemiyorum; böyle bir söylemi kökünden yanlış bulurum. Tam tersine kitabın eleştirel bir yaklaşımla okunmasını, hepimizin gözü önünde çözülen bir eski düzenin yerine örülmesi gereken yeni dünya düzenine karınca kararınca katkı yapma gayretini değerli bulurum.
Benim kitabın okunmasının neden önemli olduğuna ilişkin düşüncelerimi okurlarla paylaşmak istememin birkaç gerekçem var:
Birincisi, insan doğası gereği, kariyerinin doruklarına ulaşanlarda bir gevşeme, verimliliklerinde bir gerileme gözlenebilir. Nobel Ekonomi Ödülü almış bir entelektüel; kariyerinin bu üst noktasının ötesinde bir hedef belirlemede zorlanabilir. Oysa Acemoğlu, bu son kitabı gibi özenle okuduğumuz diğer kitaplarını aşan, kurulmakta olan yeni dünya düzeninde ne yapmamızın gerektiğini sorgulayan iddialı bir çabanın peşine düşmüş. Nasıl ki Ayşe Zarakol “Batı’dan Önce” kitabında bir dünya düzeni kuruluşunun ilke, kural ve mekanizmalarını Batı kibir ve üstünlük inancının ötesine taşıyarak Cengiz İmparatorluğu’nun, Çin hanlarının, Babür’ün, Timur’un, Safevi’nin ve Osmanlı’nın da payını bütün insanlığa anımsatmışsa, Acemoğlu da insanların kurdukları düzenlerin “yaşam için en iyiyi üretme” konusunda sapabileceğini, aklımızı kullanarak ilke, kural ve yasalar tasarlayabileceğimizi; kurumlar geliştirmemiz gerektiğini, model ve metotlar geliştirerek bir çıkış yolu bulabileceğimizi bütün dünyaya haykırmaktadır. Dayandığı temel kavramlardan biri olan “deneyimlerini” yaşama değer katacak yol ve yöntem bulabilmek için kullanmaktadır. Entelektüel dünyanın doruklarındaki bir insanın zamana kıyarak, iddiası olan bir eseri bize sunması, kitabı özenle okumanın gerekçelerinden biri olmalı.
İkincisi insan doğasıyla ilgili. Biz insanlar karşılaştığımız olay ya da olgulara önce bir “ad” koyarız. Adlardan “kavramlar ve terimler” geliştiririz. Kavram ve terimleri kullanarak “düşünceler” üretir; ne üreteceğimizi, nasıl üreteceğimizi, nasıl paylaşacağımızı, dirlik ve düzeni nasıl koruyacağımızı, geleceğimizi nasıl güven altına alabileceğimizi tasarlar; tanımlar, projelendirir, uygular ve sonuçlarını sorgulayarak ilerleriz. Acemoğlu’nun kitabını okurken, ilk anda bileşen ve bağlamını bilmediğim, hem kitabın derinliklerinde dolaşırken zihnimde netleştirebildiğim, hem de sözlüklerden yapay zekâya kadar sorarak anlamaya çalıştığım çok sayıda kavram saptadım: Kolektif faydalı bilginin üretilmesi ve benzeri kavramlarda olduğu gibi. Eğer sonsuz büyüğün ve sonsuz küçüğün sırlarına hızla yaklaşan, bilimsel, teknik ve sosyal bilgiyi insanlık tarihinde görülmemiş bir hızda çoğaltan; bulunduğumuz an öncesinde geçerli olan değerleri çözen, hiç tanık olmadığımız ölçekte dönüşümlere yol açan bir dünyada, var olmak ve varlığımızı korumak istiyorsak Hangi Liberal Demokrasi kitabının bize söyleyebildiği çok sözü var.
Üçüncüsü ve benim bakış açıma göre kitabın en önemli yanı, insanlık birikiminin defalarca kanıtladığı bir gerçeklik: Bilim ve teknikteki gelişmelerin yarattığı üretim alanları, ekosistemler, sistemlerin sistemleri değişir, ama sorun çözmenin omurgası değişmez: Sorgulama merakını diri tutuyorsan, akıl yürütme disiplinini koruyorsan, bilinmezlerle yüzleşme özgüveni gösteriyorsan “çare tükenmeyecek”; ya bir yol bulunacak ya da yeni bir yol açılabilecektir. Acemoğlu yeni kitabında tam bu konuda insanlığı yüreklendiriyor. Temel amacın, maddi ve kültürel zenginlik üreterek yaşamı renklendirme, çiçeklendirme, zenginleştirme ve kolaylaştırma olduğunu belirtiyor. Diyor ki, işçi sınıfını korumazsanız, orta sınıfın yok olmasını önlemezseniz, ürettiğiniz mal ve hizmeti alacak gelir dengesini kuramazsanız kuracağınız yeni dünya düzeninin hiçbir anlamı olmayacaktır. Gelin el birliği ile geçmişi özgürce sorgulayalım, faydalı kolektif bilgiyi çoğaltalım; sömürücü etkilerini en aza indirelim ve yaşanabilir yeni bir düzeni kuralım.
Hangi Liberal Demokrasi kitabından birkaç alıntı yaparak vermek istediği mesajı tam, doğru ve bütünsel olarak anlatmak mümkün değil. Toplumun geleceğini inşa etme konusunda söz söyleyen, yazı yazan ya da kahve sohbetlerinde ahkâm kesen iseniz; anlattıklarınızın yararlı olması konusunda çok küçük bir kaygı taşıyorsanız, kitabın derinliklerinde dolaşmak size çok şey kazandıracaktır.
