Dış politikanın iç politikadan bağımsız düşünülemeyeceği günlerdeyiz. Seçimler, kamuoyu baskıları, bütçe dengeleri ve sanayi politikaları; güvenlik tercihleriyle iç içe. Jeopolitik gerilimler, ülkelerin iç ekonomik stratejilerini şekillendiriyor; iç siyasi kararlar dış politika reflekslerini belirliyor. Küresel ekonomi, iki veya daha fazla ekonomik, finansal ve teknolojik blok arasında parçalanma eğilimi gösteriyor. Mal, sermaye, veri ve insan hareketleri üzerindeki kısıtlamalar artıyor.
“Gerçek” dayanıklılık testi
Fikir Buluşmaları serisinde konuğum Gazeteci ve Akademisyen Dr. Ahu Özyurt. Bu seriyi İndeks Konuşmacı ajansı sponsorluğu’nda sürdürüyorum.
Özyurt’la küresel jeopolitik gelişmelerin iş dünyası üzerindeki etkilerini ele aldığımız kapsamlı söyleşiyi Youtube – Spotify kanallarımda izleyip dinleyebilirsiniz.
Programda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerin yanı sıra İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin stratejik konumlarını değerlendirdik. Özyurt, özellikle küresel seçim takvimlerinin, askeri operasyonların ve uluslararası zirvelerin ticari kararlar üzerindeki belirleyici rolünü vurguladı.
Söyleşi, Türkiye’deki ekonomik aktörlerin belirsizlik ortamında nasıl bir dayanıklılık sergilemesi gerektiğine dair önemli ipuçları sunuyor. Ayrıca, şirketlerin itibar yönetimi ve yeni pazar arayışları gibi konularda uzun vadeli planlama yapmalarının gerekliliği vurgulanıyor.
Röportajın kritik noktalarını, satır arası analizlerini içeren kapsamlı sentez paylaşıyorum. Umarım yakın geleceği öngörmek üzere ışık olur.
2026 model jeopolitik bunalımı
İş dünyasının ve bireylerin küresel krizler karşısında nasıl "direnç" ve "dayanıklılık" sergilemesi gerektiği konusunda hem fikiriz, eminim. Nasıl dayanacağımız ve tam olarak neye direnç geliştirmemiz gerektiği konusunda görüşlerin muhtelif olacağından kuşkum yok.
"2026 model jeopolitik bunalım" kavramı üzerinden, önümüzdeki dönemin ajandasını ve Türkiye'nin bu süreçteki konumunu detaylandırmanıza yarayacak ajanda mantığında kilometre taşları üzerinden yol haritası sunmak isterim.
Küresel takvim ve jeopolitik hareketlilik
İran ve Ramazan Dengesi: ABD'nin İran'a yönelik olası askeri hamlelerinin takvimi tartışılıyor. Ramazan ayının bir "duraklatma düğmesi" işlevi görebileceği düşünülüyor. İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında bu tür bir hassasiyet gözetmediğini biliyoruz. ABD'nin, bölgede Suudi Arabistan ve BAE gibi müttefiklerini gözeterek daha yavaş ve teknik bir takvim işletebileceği önemli bir opsiyon.
ABD Ara Seçimleri (Midterms): Kasım ayında yapılacak kongre seçimleri, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmayı ve Trump karşıtı dalganın yükselişini tetikliyor. Beklenenden çok erken start verilen bu aşama ezberi bozan unsurlar arasında.
Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri: Mevcut durumda dönem başkanlığının Güney Kıbrıs'ta olması nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinde durağanlık yaşanıyor. Haziran sonrası dönem başkanlığının değişmesiyle birlikte, Türkiye'nin de irade göstermesi halinde Gümrük Birliği'nin revizyonu gibi kritik konuların yeniden gündeme gelebileceği öngörülebilir.
Kritik Zirveler: NATO Zirvesi ve Kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek olan (Türkiye için önemli bir vitrin olarak nitelendirilen) COP Zirvesi, takvimin diğer önemli durakları.
Münih Güvenlik Konferansı ve Avrupa'nın "Silkinişi"
ABD İçindeki Dönüşüm: Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio'nun konferanstaki varlığı, J.D. Vance gibi daha sert isimlerin yarattığı tahribatı onarma çabası olarak görülebilir. Rubio'nun "Batı Medeniyeti" değerlerine yaptığı atıf, Avrupa ile ilişkilerin tamamen koparılmaması gerektiğine dair bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Avrupa'nın Özerklik Arayışı: Avrupa'nın, ABD'ye olan mutlak bağımlılığını sorgulamaya başladığı ve kendi savunma gücünü (Avrupa Ordusu) kurma konusunda bir konsensüse doğru ilerlediği ortada. Von der Leyen ve Merz gibi isimlerin çıkışları, Avrupa'nın daha esnek ve federatif bir modele geçme arayışını yansıtıyor. Avrupa'nın "ciddileşmesi" ve iç güvenliğine odaklanması, yeni ittifak ve ticari ilişki haritalarının kurulmasına kapı aralıyor.
Türkiye-ABD İlişkileri ve "Trump Faktörü"
Kişisel İlişki Riski: Ankara'nın Trump yönetimiyle kurmaya çalıştığı "şahsi" ilişkinin ne kadar sağlıklı olduğunu sormak gerek. Başkanın öngörülemez yapısı gereksiz mutluluk mu yaratıyor?
Suriye Realitesi: ABD'li senatörlerin (Rubio gibi) Suriye'deki Kürt aktörlerle (Mazlum Abdi, İlham Ahmet vb.) doğrudan temas kurar hale gelmesi, Ankara'nın "sınır ötesi operasyon" söylemlerinde realiteyle yüzleşmesi anlamı taşıyor.
Ekonomik Kırılganlık: Türkiye ekonomisinin Washington ile ilişkilere aşırı bağımlı olması (carry trade parası vb.) bir risk. Özyurt, "tüm yumurtaların aynı sepette ve çok hareketli bir sepette" olduğunu belirtiyor.
Yeni Müdahale Stratejisi: Lider Kadronun Tasfiyesi
Venezuela Modeli (Maduro Testi): ABD'nin Venezuela'da test ettiği, askeri altyapıyı felç etmeden doğrudan liderlik kadrosunu (decapitation) hedef alan veya saf değiştirmeye (defection) zorlayan strateji İran için de masada olabilir.
Nokta Atışı Operasyonlar: Klasik bir savaş yerine, nükleer programı pasifize edecek ve Devrim Muhafızları kadrosunu devreden çıkaracak nokta atışlı müdahalelerin planlandığı süreç Rıza Pehlevi gibi yeni figürlere yol açabilir.
Para Trafiği ve Baskı: Bloomberg gibi yayın organlarında çıkan haberlerin (Hamaney'in oğlunun mal varlığı gibi), lider kadronun parasal kaynaklarını sıkıştırmaya yönelik strateji mi?
İş Dünyası: İtibar, Risk ve Dayanıklılık
İtibar Kaybı: Türkiye'nin "itibar" sorunu nedeniyle pek çok yabancı fikir önderi, konuşmacı ve yatırımcı ülkeye gelmek istemiyor gerçeği,
Yargı ve Güven Sorunu: Yatırımcıların "gece yattık, sabah fabrikamıza el mi konacak?" korkusu yaşadığı; adli algının "yanındakinin yanındakiyle bağlantılı olma" üzerinden yürümesinin iş dünyasını kabuğuna çekilmeye zorlaması,
K-Tipi Büyüme ve Eşitsizlik: Ekonomik uçurumun artmasıyla birlikte, iş dünyasının "sadece malımı satarım, siyasete karışmam" diyemeyeceği bir noktaya gelindiği; sosyal eşitsizliğin herkesi etkileyecek boyutlara ulaştığı,
Planlama Süreleri: Türk iş dünyasının ise "saatlik" planlar yapmak zorunda kalmasının dayanıklılığı ezdiği… yüzleşme gereken birkaç faktör…
Gelecek Stratejileri ve Orta Güçler
Orta Güçler Ligi: Türkiye'nin bir Hindistan olmadığı ancak "orta güç" liginde çevresindeki (Körfez, Kuzey Afrika) fırsatları değerlendirmesi gerekir.
Pazar Çeşitlendirmesi: Avrupa pazarları hareketlenecek "Made by Europe" logosu altında savunma, gıda ve tekstil gibi alanlarda yeni ortaklıklar doğacak… Asya pazarında Çin ile rekabet etmek, iş yapma şekillerini öğrenmek kritik…
İç Göç ve Sanayi Dönüşümü: Sanayi merkezini Orta Anadolu'ya kaydırma planı önemli iç gündem maddelerinden biri olacak.
Fikir Sürdürülebilirliği: Dayanıklılığın ön koşulu… ayrıca interdisipliner kafa yapısı…
Ahu Özyurt Uzmanlık Alanları: Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik, Diplomasi Muhabirliği, Stratejik İletişim, Kadın ve Güç Yönetimi