İstanbul Havalimanı’ndan dönüşte önümdeki otobüsün yan tarafındaki şirket ismi dikkatimi çekti: Enver Geçgel Turizm. Aklımdan “Adında Geçgel sözcüğü olan bir şirketin otobüsüne binilir mi?” diye geçirmekle birlikte eve dönünce bir araştırma yapmaktan da kendimi alamadım. Sordum soruşturdum, merakımı giderdim.
Kafamdaki soruların cevabını buluncaya kadar ilk başta kelime oyunu yapıp "Acaba bu otobüsler hep geç mi kalıyor?" diye hafifçe gülümsediğimi de itiraf edeyim. Ancak işin aslı tamamen farklıymış. Meğer "Geçgel", öz Türkçe kökenli bir kelimeymiş. Sözlük anlamı öyle gecikmeyle falan ilgili değil; aksine toplumda "makbul, sözü geçen, nüfuzlu ve kabul gören" kişi demekmiş. 1934'teki Soyadı Kanunu döneminde, Güneydoğu Anadolu’nun özellikle de Şanlıurfa'nın köklü aileleri, toplumdaki ağırlıklarını ve sözü geçen yapılarını vurgulamak için bu tarz güçlü Türkçe soyadlarını seçmişler.
Şimdi gelelim Enver Geçgel Turizm’in öyküsüne. Karayollarında yıllardır gördüğümüz "Astor Turizm" bir anda "Enver Geçgel Turizm" oluvermiş. Neden? İşte burası tam bir ticari strateji hikayesi. Aslında bu şirketin temellerini 2009’da Şanlıurfa Suruçlu Geçgel ailesinden iki büyük kardeş Feridun Geçgel ve Enver Geçgel atmış. Geçgel kardeşler hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören milyarlarca dolar değerindeki transformatör üreticisi Astor Enerji'nin de sahipleri. Kardeşler, 2016’da ana işleri olan trafo ve enerji sektörüne tamamen yoğunlaşmak için otobüs işini başka bir şirkete devredip turizmden çekilmişler. Ancak ilerleyen süreçte ortaklık yapıları değişip, eski şirket de faaliyetini sonlandırınca, Enver Geçgel bu sektörel mirasa ve tecrübeye yeniden sahip çıkmak istemiş.
Böylece, 25 Nisan 2025’te büyük bir lansmanla, geçmişin yolculuk kültürünü kendi adıyla, yani "Enver Geçgel Turizm" olarak sıfırdan ve yepyeni bir vizyonla sektöre geri kazandırmış. Yani isim değişikliği alelade bir tabeladan ibaret değil; doğrudan kurucusunun ve arkasındaki dev enerji ailesinin kendi imzasını yollara taşıma kararıymış. Ön yargıyla yaklaştığım o isim, meğer sıfırdan zirveye tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş bir başarı öyküsünün somut haliymiş. Merakımı uyandıran bir tabela, bana yine hayatın göründüğünden çok daha derin olduğunu bir kez daha öğretti.